2 Kasım 2011 Çarşamba

Fransa'dan şaşırtan PKK kararı!

Fransa'dan şaşırtan PKK kararı!

Paris Mahkemesi, PKK'nın "Avrupa'daki kasası" olarak bilinen Nedim Seven'in de aralarında bulunduğu 18 kişiye ceza verdi. Cezalar ertelendi.


Paris Mahkemesi, PKK'nın "Avrupa'daki kasası" olarak bilinen Nedim Seven'in de aralarında bulunduğu 18 kişinin yargılandığı davada sanıklara 18 ay ile 5 yıl arasında değişen tecilli hapis cezası verdi.
 
Mahkeme, PKK yanlılarının üs olarak kullandığı Ahmet Kaya Kültür Merkezi'nin de kapatılmasına karar verdi.
 
Fransa'da terör örgütü PKK üyesi 18 kişinin, 20 Haziran'da başlayan duruşmaları, 6 Temmuz'da sona ermişti. Savcılığın sanıklar için yönelttiği suçlamalar ve talep ettiği cezaların ardından savunma makamının görüşlerini bir kez daha dinleyen mahkeme, kararını bugün açıkladı.
 
Savcılık, duruşmaların ardından sanıklar hakkında 18 ay ile 6 yıl arasında değişen hapis cezaları istemişti. Gıyabında yargılanan PKK'nın Avrupa'daki elebaşılarından Ali Rıza Altun için 6 yıl, örgütün "kasası" olarak bilinen Nedim Seven için ise 5 yıl hapis cezası talep eden savcılık, Paris'te örgütün üssü olarak nitelenen kültür merkezinin de kapatılmasını istemişti.
 
Savcılık, "PKK'nın terör örgütü olduğunu" belirterek, sanıkları "terör örgütüne üye olmak, mali destek sağlamak, zorla haraç toplamakla" suçlamıştı. Savcılık, dinlenen telefon görüşmelerinde, sanıkların suçlarının kanıtlandığını bildirmişti. Sanıkların avukatlarıysa "suçlanan kişilerin sürekli Fransız gizli servis üyeleriyle ilişki ve temas içinde olduklarını" belirterek, "davanın siyasi olduğunu" iddia etmişti.
kaynak.mynet.com

Van için toplanan para yalan oldu

Van için toplanan para yalan oldu


19 kanalın yaptığı ortak yayınla 62 milyon TL toplandı! Ancak 5 gün geçmesine rağmen bankaya yatan para miktarı oldukça şaşırttı... İşte detaylar:




19 kanalın yaptığı ortak yayınla 62 milyon TL toplandı. Ancak 5 gün geçmesine rağmen bu paranın sadece 20 milyon lirası bankaya yatırıldı. Geçtiğimiz Çarşamba günü "Van İçin Tek Yürek" adlı bir program yapıldı. Program, 19 TV'de ortak olarak yayınlandı. Beyazıt Öztürk ve Şebnem Sunar Küçük'ün sunduğu programa para yağdı. Ünlüler vatandaşların bağışlarını telefon ile aldı.

Telefonla canlı yayına bağlanan bazı işadamları ise "dudak uçuklatan" vaatleri ekranda saydı. Ve gecenin sonunda tam 62 milyon TL nakit yardım toplandı. Ancak yardımların peşine düşen TAKVİM, "eksik" bir manzarayla karşılaştı. Zira 'programa katılıp yardımda bulunan isimler, aradan geçen 5 güne rağ en paraları bankaya ulaştırmadı! 62 milyon TL'nin sadece 20 milyon TL'si toplandı. Ekranda para yağdıran uyanıklar, sadece şirketlerinin reklamını yaptı.
kaynak.mynet.com

Meclis’te “Milli şef faşizmi” kavgası

Meclis’te “Milli şef faşizmi” kavgası

AKP Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in, “Milli şef faşizmi” sözleri Meclis Genel Kurulu’nda tartışma yarattı.


TBMM Başkanvekili Sadık Yakut'un söz verdiği CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, özür dilemek için kürsüye çıkan AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner'in, CHP grubuna hakaret ettiğini öne sürdü.

Tarhan, şöyle konuştu:

'Bu kürsüyü, kutsal Meclisi borçlu olduğumuz Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına her fırsatta hakaret etmeyi alışkanlık haline getirmiş o zatı muhtemerin burada özür dilemesini beklerken, grubumuzu hedef alarak ''faşisminize asla teslim olmayacağız' demiştir. Kendisi ikinci kez bizden özür dilemelidir. Bu toplumda 'bitaraf olanların bertaraf olacağı tehdidini yapan o çağdışı zihniyetin ahfadı olan bir zatı muhteremin bize demokrasi dersi vermeye hakkı kesinlikle yoktur. Eğer siz faşizmi öğrenmek istiyorsanız, aynaya dönüp bakmanız gerekir. Bu ülkede korku imparatorluğunu kimin yarattığına... Dönüp kendinize bakmanız gerekir. Onun için CHP'nin adını ağzınıza alırken, faşizmle yanyana getirirken, iki kez düşünmeniz gerekir.''
AK Parti'li milletvekilleri Tarhan'ın bu sözlerini tepki gösterdi.
Sataşma olduğu gerekçesiyle kürsüye gelen AK Parti Grup Başknavekili Mahir Ünal, açıldığı günden itibaren Meclisin çalışması için çabaladıklarını söyledi.
Ünal, ''Cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkmış, kendisini bu Cumhuriyetin çocukları olarak gören ve bu Cumhuriyeti geleceğe taşımak için gecesini gündüzüne katan insanlara karşı bu tür bir ifadenin buraya taşınması ve burada bunu tartışılması doğru değil'' dedi.
CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce'nin dün, ''1930'da dünyada demokrasi vardı da Türkiye'de mi yoktu? Dünyada Hitler, Mussolini, Franko vardı'' dediğini ifade eden Ünal, ''Burada faşist diyen kim? Mussolini, Hitler kimdi? Mustafa Kemal Atatürk'ün demokrasi iradesi son derece açıktır. Atatürk'ün 1924 ve 1929'da çok partili hayata geçiş için verdiği mücadele açıktır ama 1935'te 27 sayfalık rapor getirip... AK Parti'nin yaptıklarını, cumhuriyete sahip çıkmasını kimse tartışamaz'' diye konuştu.

"ÖZÜR DİLE" DİYE BAĞIRDILAR

Kürsüye gelen Metiner, aradan önce sözüne açıklık getirmek isterken, CHP'lilerin ''kutsal'' diye tanımladıkları kürsüye doğru hareketlendiklerini ve hakaret ettiklerini, ''düşman ve hain'' dediklerini söyledi.

Mehmet Metiner'in, ''Faşizm budur işte, ben bu faşizmden bahsettim. Hem düşünce, ifade özgürlüğünden bahsedeceksiniz hem de bir milletvekilinin...'' sözleri üzerine CHP'li milletvekilleri ''özür dile'' diye bağırdılar.
Bunun üzerine Metiner, CHP'lilere, ''Ben özür dilemek için kürsüye çıkmış değilim. Burada benim kastettiğim Milli Şef, tek parti dönemidir, bunun da faşizm olduğunu siyaset bilimciler kabul etmektedir. İnce de dünyanın gidişatına uygun olarak Türkiye'de de tek parti olduğunu söylemişlerdir. Ben Ebedi Şef yerine Milli Şefi kastettim, Atatürk'le ve Cumhuriyetle bir sorunum yok. Hür ve eşit vatandaşları olan demokratik bir cumhuriyetten yanayım, her türlü faşizmde karşıyım'' karşılığını verdi.
CHP'liler, Metiner'in konuşmasını tamamlamasının ardından tepkilerine, ''Özür dilesin'' diye bağırarak devam etti.
GERGİN ANLAR
Bu sırada CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk ve CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, ön sıralara doğru gelerek, ''Özür dilesin'' diye bağırdı.
AK Parti sıralarından cevap verilmesi ve AK Parti Diyarbakır Milletvekili Cuma İçten'in eliyle ''gel gel'' işareti yapması üzerine, Öztürk ile bazı CHP'li milletvekilLeri AK Parti sıralarına doğru hareket etti. Ön sıralarda bulunan AK Parti'li milletvekillerinin de ayağa kalkarak hareketlenmeleri üzerine, CHP'liler ve AK Parti'liler arasındaki tartışma daha da büyüdü ve birbirlerinin üzerlerine yürüdüler.
TBMM Başkanvekili Yakut, gerginliğin daha da büyümemesi için birleşime ara verdi.


METİNER "FAŞİST" SÖZÜNÜ GERİ ALDI

Aranın ardından TBMM Başkanvekili Yakut, Metiner'e tekrar söz verdi.

Metiner, Mecliste hiç kimsenin hakaret etmeye, birbirini faşistlikle suçlamaya hakkı olmadığını belirterek, ''Maksadımı aşan ifadelerimden dolayı eğer CHP gurubunu rahatsız ettiysem, bu konuya açıklık getirmek için söz istedim. Faşizm lafı ağır kaçmış ise bu sözümü geri alıyorum'' dedi.
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural'ın, ''Ne Süleyman Demirel ne Bülent Ecevit ne Turgut Özal ne de diğerleri tek adam olmamıştır. Milletin tarihine hakaret etmek göreviniz değil. Sizden öncekileri 'tek adam yönetimi yapıyor' diye itham ettiniz, özür dilemeniz lazım'' sözleri üzerine tekrar söz alan Metiner, ''Zinhar kastımın o olmadığını beni tanıyan herkes bilir. Ben Atatürk'e laf etmedim hiç. İnönü'yü eleştirebilirim. Faşizmi geri aldım tahrike gerek yok'' dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, bu sözleri üzerine Metiner'in bulunduğu yere doğru yürüdü. AK Parti'liler Erdoğdu'ya, ''gel gel'' diye seslendi. Erdoğdu'nun Metiner'e bağırması, CHP'liler tarafından engellendi. Erdoğdu Metiner'e, ''Sen kendi Başbakanından özür dile. Terbiyesiz herif'' diye bağırdı.
Bahçekapılı da Erdoğdu'ya ''Sensin terbiyesiz'' diye seslendi.
kaynak.mynet.com

Terör Kahininden Bomba İddaa

PKK'nın biteceği tarihi açıkladı

PKK'nın biteceği tarihi açıkladı


Taraf yazarı Emre Uslu, mevcut stratejinin devam ettirilmesi halinde PKK'nın önümüzdeki bahar döneminde yok edileceğini öne sürdü.


Bu yazı gariban Kürt çocuğu PKK militanlarını “ben de PKK’lı olsam silah bırakmam” diye gaza getirip devlete de “PKK’yı otuz yılda askerî operasyonlarla bitiremedin şimdi de bitiremezsin, o halde PKK ile müzakere yap” diye çağırı yapan, böylece PKK kitleleri üzerinde temelsiz umut yaratan müzakereci liberallere bir çağırıdır.
 
Eğer PKK’ya gaz verip ortaya dökülmesini sağlayarak PKK’nın askerî operasyonlarla bitirilmesi gibi bir projenin parçası değilseniz, devleti yanlış okuyorsunuz. Bugünkü devlet otuz yıldır PKK’nın varlık sebebini bir iktidar aracına dönüştürmüş ve çocukların ölümü üzerinden iktidar oyunu oynayan devlet değil artık.

Devletin elindeki imkânlar, teknolojik kapasite, stratejik düşünce gücü, uluslararası konjonktür de farklı. Dolayısıyla düne ait bir düşünceyi tekrarlayıp devlet PKK’yı askerî olarak yenemez diyerek yanlış yapıyorsunuz. Olan, sizin yanlışınızı önemseyip gaza gelerek savaşı kızıştıran PKK’ya katılmış gariban Kürtlerin çocuklarına oluyor.
 
Çok net söylüyorum, mevcut strateji devam ettirilirse PKK önümüzdeki bahar döneminde yok edilir. Ama bence PKK’nın yok edilmesi çözüm değil. Devletin de istediği bu değil zaten. Yani devlet şöyle düşünmüyor: “PKK yok edilemez ama, beli bükülebilir, ondan sonra silah bıraktırma görüşmeleri yapılabilir, sağlıklı siyaset koşulları doğabilir...” Aksine devlet, PKK yeni teknolojik imkânlarla üç ayda yok edilebilir diye düşünüyor.
 
Devleti tereddütte bırakan şey, yok etmenin Kürtler üzerinde yaratacağı travmanın nasıl çözüleceği. Benim yazıma en tutarlı eleştiriyi getiren Murat Aksoy’un anlatımıyla sorun PKK’nın geçen 30 yıl içinde Kürt kitleleri ile ıstırap üzerinden kurduğu ilişkinin nasıl bir çözüme kavuşturulacağı. Tam da bu nedenle devlet PKK’nın sınır dışına çıkarılması için uğraşıyor. Devlet tam da Kürt kitleleri ile PKK arasında kurulmuş o duygusal bağın bir sosyolojik travmaya dönüşmemesi için barış diyor ama PKK barışı yıkıyor. Bu durumda devlete PKK’yı barışa ikna etmek için operasyondan başka çare kalmıyor.
 
 
Bu tutumla Kürtlerden en fazla alkışı müzakereci liberaller alıyor; ben ve benim gibi düşünenler “Kürt düşmanı”, “polis kafalı”, “tehlikeli” oluyoruz ama ben gerçekleri söylemeye devam edeceğim.
 
Maalesef PKK liderleri de örgütün yenilmezliğine kendilerini o kadar inandırmışlar ki orduyu Kuzey Irak’a çağırıyorlardı. Ordu da daveti kırmadı. Operasyonlar başladı ve operasyonlarda en az 100 PKK militanı öldürüldü. O operasyona katılanların anlattıklarına bakılırsa bu militanların sonu maalesef çok feci oldu.

Zira devletin elindeki teknolojik imkânlarla artık dağ taş bombalanmıyor. İHA’lar lazerle noktalıyor uçaklar ve helikopterler bombalıyor. Son operasyonlarda feci son ile karşılaşan PKK militanlarının sayısı bile bilinmiyor.
 
Kaynaklarıma “Nerede öldürdüğünüz 100 PKK’lı” diye sorduğumda, “Bu operasyonlar hava operasyonları. Nokta operasyonu nedeniyle maalesef çoğunun vücut bütünlüğü kalmıyor” cevabını veriyorlar.
 
Siz onlara “Kuzey Irak’a çekilin, barış görüşmesi başlasın” diye aklı başında bir öneri getireceğinize, “ben de olsam silah bırakmam” deyin, “devlet PKK’yı yenemez” diye bu garibanlara gaz verin, o gaz sadece gariban Kürt çocuklarını yakıyor haberiniz olsun.
 
Daha acısı, PKK liderlerinin önceliği bu çocukları korumak olmadı hiç. Onlara göre Kürt analar çok gerilla doğuruyor nasılsa. PKK liderleri de yanlış strateji ile devletin kendilerini yenemeyeceğine o kadar inandılar ve kitlelerini o kadar ikna ettiler ki şimdi geri dönemiyorlar. Bakın Karayılan son açıklamalarında açıkça bir manevra alanı yaratmaya çalışıyor. Kendi tabanında “acaba devlet PKK’yı çok hırpaladı da Karayılan böyle mi konuşuyor” düşüncesi yer edinmesin diye geniş alıyor dönüşü. Çünkü bu fikir yayılırsa PKK’da dağılmanın başlayacağını biliyor Karayılan. Bir anlamda PKK’yı birarada tutan argüman devletin PKK’yı yenemeyeceği argümanıydı. Son operasyonlarda PKK liderleri bunun doğru olmadığını anladı ama kitlesi ve müzakereci liberallerin yarattığı PKK’nın işine gelen illüzyonun da bozulmasını istemiyor PKK.
 
Bölgeden konuştuğum olayları yakından takip eden bir devlet görevlisi, “devletin elinde beş IHA daha olsa PKK’yı iki ayda askerî olarak bitirir. Mevcut teknoloji ile PKK altı aylık bir operasyonla bitirilir” değerlendirmesini yapıyor. Siz büyük akıllarınızla, kocaman egolarınızla bu değerlendirmeleri “cılız istihbarat raporları” diye küçümsemeye devam edin. İnanın sizin kocaman egolarınıza da, büyük akıllarınıza da bir şey olmayacak, olan gariban Kürt çocuklarına olacak.
 
Bugün PKK’nın onlarca lider kadrosu da dâhil yüzlerce kaybı var. PKK liderleri –katkılarınızla– örgütün yenilmeyeceğine o kadar inanmış ki örgüt artık manevra yapıp kendi kayıplarını bile açıklayamıyor. PKK’nın kayıp haber alamıyoruz dediği 11 PKK’lı kim, biliyor musunuz? Onlar artık yok..
 
Basmakalıp argümanları en pırıltılı sözcüklerle de ifade etseniz, bu, gerçeği değiştirmiyor; süreci yanlış analiz ediyorsunuz; çözümünüz barış değil gözyaşı getiriyor. Köprüden önceki son çıkışa hızla ilerliyoruz. Ölümden önceki son anons belki de bu. Bir an önce “onurlu bir barış için, daha fazla genç ölmesin” diye, büyük egolarınızı gariban çocuklar için bir kenara bırakın, tek düze analizlerle insanları gaza getirmeyin ve “barış için tek yol PKK’nın ateşkes ilan edip sınır dışına çekilmesi” için çağırılar yapın. Bu, ölümden önceki son çağırıdır...
kaynak.mynet.com

İmparatorluk Günlerine Dönüş

“İmparatorluk günlerine dönüş”

Türkiye'nin, Doğu Akdeniz'de artan petrol ve gaz arama faaliyetlerinin, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile gerilim yarattığı iddia edildi.


The Times gazetesi, Türkiye'nin AB üyeliğini “başaramayarak eskinden Osmanlı İmparatorluğu toprakları olan coğrafyalara yöneldi” derken, Mısır'da devrim sonrası kurulan yeni idarenin “Ankara'nın kanatları altına girebileceği”ni öne sürerek, “İmparatorluk günlerine dönüş” ifadesi kullandı.
İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden The Times, "Akdeniz altında yatan servet diplomatik tansiyonu yükseltiyor" başlığı ile yayımladığı geniş haberinde, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de artan petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerinin, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile gerilim yarattığını savundu.
BBC Türkçe tarafından yansıtılan haberde, Kıbrıslı Rum diplomat Andreas Mavroyianis'in “Ankara Doğu Akdeniz'in ortasından bir çizgi çekip kuzeyini kendisi, güneyini de Mısır'ın kontrol etmesini arzuluyor” iddiasına yer verildi.
Times'ın haberinde söz konusu doğal gaz araştırmaların henüz sonuçlanmadığı ancak, olumlu sonuç alınması halinde Ortadoğu’da dengelerinin değişebileceği ve Türkiye'nin “yeni güç paylaşımında rol kapmaya hayli istekli olduğu” yorumu yapıldı.
Bu arada haberle birlikte James Hider imzalı, "İmparatorluk günlerine dönüş" başlığını taşıyan bir analiz de sunuldu.
Türkiye'nin AB üyeliğini başaramayarak eskinden Osmanlı İmparatorluğu toprakları olan coğrafyalara yöneldiği öne sürülen yazıda, Mısır'da devrim sonrası kurulan yeni idarenin Ankara'nın kanatları altına girebileceği görüşü de dile getirildi.
James Hider, bu gelişmelerden “tedirgin olan ve ilişkilerin kopma noktasına geldiği” İsrail'in, Ankara'nın “tarihi rakipleri” olan Atina ve Sofya'ya yöneldiğine dikkat çekti.
kaynak.mynet.com

Çizmeyi Yine Aşdılar

Peygamber'i 'editör' yapan dergiye saldırı

Peygamber'i 'editör' yapan dergiye saldırı


Tunus'taki İslamcı Ennahda partisinin zaferini kutlamak için yeni sayısının editörlüğünü HZ. Peygamber'e verdiğini duyuran Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo'ya molotof kokteyl atıldı.


Fransa'da, Tunus'taki İslamcı Ennahda partisinin zaferini kutlamak için yeni sayısının editörlüğünü Muhammed Peygamber'e verdiğini duyuran siyasi mizah dergisi Charlie Hebdo saldırıya uğradı.
Fransız polisi derginin binasına molotof kokteyli atıldığını söylerken dergi yöneticileri "Artık dergimiz yok. Herşeyimiz mahvoldu" dedi.
Derginin bugün çıkacak sayısına Şeriat Hebdo adı verilmişti.
Kapakta Muhammed'in "Gülmekten ölmezseniz 100 kırbaç" diyen bir karikatürünün yer aldığı bildiriliyor.
Derginin yayın yönetmeni, karikatürcü Charb amaçlarının provokasyon olmadığını söyledi.
Charlie Hebdo dergisi sol-anarşist eğilimiyle biliniyor. Yayın çizgisi ise kimilerine göre provokatif, kimilerine göreyse bağımsız.
Derginin açıklamasında "Tunus'ta İslamcı Ennahda partisinin zaferini en uygun şekilde kutlamak için Charlie Hebdo, Muhammed'den gelecek sayısına özel editör olmasını istedi" deniyor.
"İslam'ın peygamberine ısrar etmemize gerek kalmadı, hemen kabul etti. Kendisine teşekkür ederiz."
Dergide peygamberin "Helal Aperatif" başlıklı bir köşe yazısı ile Madam Şeriat adlı bir kadın ekinin de yer aldığı belirtiliyor.
AFP ajansına konuşan Charb "Amacımız yeni bir provokasyon değil. Biz sadece işimizi yapmak istiyoruz. Bu hafta tek fark, kapakta Muhammed'in olması. Bu da pek nadir görülen bir durum." dedi.
2007'de derginin o dönemdeki editörü, bir Danimarka gazetesinde iki yıl önce basılan karikatürleri yeniden yayınladığı için Müslümanlara hakaretten yargılanmış ve beraat etmişti.
Bu karikatürler Müslüman dünyasında büyük tepki görmüş ve çizerleri Kurt Westergaard'ı sıkı güvenlik önlemleri altında yaşamaya mecbur etmişti.
kaynak.mynet.com

Van'daki kardeşlik PKK'yı çıldırttı!

Van'daki kardeşlik tablosu PKK'yı çıldırttı!

Van'da eylem için kırsaldan şehir merkezine gelen 3 terörist ile onları taşıyan minibüsün sürücüsü kıskıvrak yakalandı.


Şüphelilerden birinin terör örgütünün bölge sorumlusu olduğu ve uzun süredir takip edildiği öğrenildi.Araçta yapılan aramada 3 Kalaşnikof marka uzun namlulu silah, buna ait 15 adet şarjör, 8 el bombası, 1 Glock marka tabanca, buna ait 2 dolu şarjör, 1 dürbün ve 1 radyo ele geçirildi. Van Valisi Münir Karaloğlu, "Depremin ardından oluşan birlik ve beraberlikten, gönül köprüsünden rahatsız oldular. Van'ı kana bulamak için geldiler. Alınan ilk bilgiye göre, havaalanı kavşağını geçselerdi, ilk noktadaki polislere saldırı düzenleyip kaçacaklardı. Ama muvaffak olamadılar." ifadelerini kullandı.

 
Terör örgütü PKK, deprem sonrası Doğu ve Batı arasında oluşan kardeşlik köprülerinden rahatsız oldu. Van'da hain bir eyleme hazırlanan örgüt elemanları, bu kez emeline ulaşamadan yakalandı. Kırsaldan bir minibüsle şehir merkezine gelen 3 terörist ile sürücü Emniyet Özel Harekât ekiplerince gözaltına alındı. Araçta yapılan aramada 3 Kalaşnikof marka uzun namlulu silah, buna ait 15 şarjör, 8 el bombası, 1 Clock marka tabanca, buna ait 2 dolu şarjör, 1 dürbün ve 1 radyo ele geçirildi. Örgüt mensuplarının radyoyu haberleşmede kullandıkları öğrenildi.
 
Van Valisi Münir Karaloğlu, büyük bir facianın önlendiğini söyledi. Karaloğlu, "Emniyet ekiplerimizin, şüpheli gördükleri bir minibisü durdurmaları sonucunda, minibüs içerisinde PKK terör örgütüne mensup 4 şahıs etkisiz hale getirildi. Ele geçirilen 4 teröristin 2'si Irak uyruklu. 1 tanesi İran uyruklu. 1 tanesi de Türk vatandaşıdır. Bir tanesi örgütte önemli şahıs, bölge sorumlusu. Bizim uzun süre takip ettiğimiz terörist.'' diye konuştu.
 
Geçen hafta Van'da önemli ve büyük bir lfelaketin yaşandığını hatırlatan Karaoğlu şunları söyledi: "Bu bölgede yaklaşık 600 vatandaşı kaybettik. Bütün Türkiye, Van'a kilitlendi. Müthiş bir birlik ve beraberlik oluştu. İnsanlarımızın arasında gönül köprüsü oluşturuldu. Vatandaşların arasındaki bu muhabbet köprüsünden rahatsız olanlar, bugün Van'ı kana bulamak için harekete geçtiler. Van'a geldiler. Şükürler olsun ki etkisiz hale getirildiler. Alınan ilk bilgiye göre, havaalanı kavşağını geçselerdi, ilk noktadaki polislere saldırı düzenleyip kaçacaklardı. Ama muvaffak olamadılar.
kaynak.mynet.com

En Çok Okunan Haberler

Google Arama