6 Kasım 2011 Pazar

İsrail' e Siber Saldırı İnternet Siteleri Çöktü

İsrail'de internet siteleri çöktü

İsrail'de birçok devlet kurumuna ait internet sitesine ulaşılamıyor.


İsrailli yetkililer, Mossad ve Şin Bet gibi istihbarat kurumlarınınki de dahil olmak üzere birçok internet sitesinin çökmesinin teknik bir arızadan kaynaklandığını bildirdi. Ulaşılamayan siteler arasında pek çok devlet portalı, ordu ve bakanlık sitesi de bulunuyor.
İnternet sitelerindeki kesintinin Filistin yanlısı internet korsanlarının siber saldırılarından kaynaklandığı iddia edildi ancak İsrail hükümeti yaptığı açıklamada durumun "siber saldırı değil, sadece teknik bir arıza" olduğunu söyledi. Hükümet tarafından yapılan açıklamada, uzmanların sorunu çözmek için çalıştığı belirtildi.
Bilgisayar korsanları grubu Anonymous tarafından internete koyulduğu iddia edilen bir videoda, Gazze'ye yardım götüren gemilerin engellenmesi halinde İsrail hükümetine siber saldırı düzenleneceği tehdidi yer almıştı.
kaynak.mynet.com

Türkiye paraya para demeyecek

Türkiye paraya para demeyecek

 Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğünce yapılan çalışmalarda Bor'lu çözeltilerle baca gazından çıkan karbondioksidin yüzde 70'i yok edildi.


Eti Maden İşletmeleri Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Orhan Yılmaz, Bor madeninin yeni bir kullanım alanını daha keşfettiklerini belirterek, ''Laboratuvar ortamında yaptığımız çalışmada Bor'lu çözeltilerle baca gazından çıkan karbondioksidin yüzde 70'ini yok etmeyi başardık'' dedi.
Dünyanın en büyük sorunlarından birinin karbondioksit emisyonu olduğuna dikkati çeken Yılmaz, ''Bor'dan elde ettiğimiz bu ürünü eğer sanayiye dönüştürebilirsek, paraya para demeyiz'' diye konuştu.

Jet ve roket yakıtından, tank zırhına, deterjandan kağıt sanayiye kadar 500'ün üzerinde alanda yararlanılan bor minerallerinin kullanım alanına bir yenisi daha eklendi.

Eti Maden İşletmeleri Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Yılmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uzun süredir üzerinde çalıştıkları, baca gazındaki karbondioksidi Bor bileşikleriyle azaltma projesinde çok büyük başarı elde ettiklerini söyledi.

Laboratuvar ortamında yapılan çalışmaların ''mükemmel'' sonuç verdiğini ifade eden Yılmaz, testlerde, Bor'lu çözeltilerle baca gazının içerisindeki karbondioksidin yüzde 70'ini tutmayı başardıklarını bildirdi. Bu buluşun, milyarlarca dolar getirisinin yanı sıra çevre için de büyük katkıları olacağını ifade eden Yılmaz, şöyle konuştu:

''Bunu laboratuvar çalışmalarında defalarca test ettik ve kanıtladık. Şimdi pilot çalışmaya geçeceğiz ve bununla ilgili bir tesis kuracağız. Bu çalışma da bittikten sonra çıkıp herkese 'sizin baca gazlarınızı biz arıtırız' diyeceğiz. Sadece arıtmak değil, bu arıtımı sağlayan ve satabileceğimiz yeni bir borlu ürün üreteceğiz. Bu ürünü sanayileştirebilirsek paraya para demeyeceğiz. Çünkü dünyanın en büyük sorunlarından biri çevreye verdiği zarar nedeniyle karbondioksit emisyonu. Küresel ısınmanın çevre sorunlarının altında hep bu sorun var.''

TİCARİ SIR
Baca gazındaki karbondioksidi tutan borlu bileşenin patentini almak için Türk Patent Enstitüsüne müracaatta bulunduklarını ifade eden Yılmaz, ticari spekülasyona neden olabileceği gerekçesiyle söz konusu çalışmaya ilişkin şimdilik çok fazla detay veremeyeceğini kaydetti.

Bor kimyasalları satışları her geçen yıl artan Eti Maden, dünya bor talebinin yüzde 47'sini karşılıyor. Bu yıl 875 milyon dolar satış geliri hedefleyen Eti Maden, bunun 227 milyon dolarını Hazine'ye temettü olarak ödeyecek.

Bor, inşaat sektöründe, çimentoda mukavemet artırıcı ve izolasyon amaçlı, daha sağlam, hafif ve depreme-ısıya dayanıklı binaların yapılmasında, yalıtımda, ayrıca cam elyafı üretiminde kullanılıyor.

Ahşap korumada, yanmayı önleyici maddelerde, nükleer uygulamalarda, otomobil hava yastıklarında, kanser tedavisinde, füze yakıtlarında atık su temizlemede, bilgisayarlarda, pil ve akülerde, kozmetik, kauçuk ve plastik sanayinde, fotoğrafçılık, havai fişek gibi patlayıcılarda, cam ve seramik sektöründe, sabun ve deterjanlarda, tarım sektörü gibi 500'i aşkın alanda bor kimyasallarından yararlanılıyor.
kaynak.mynet.com

Genç kız: kendini yakarak intihar etti

Konya'nın Çumra İlçesi'nde, psikolojik sorunları olduğu iddia edilen 26 yaşındaki Ayşe Kalkan, üzerine gaz yağı döktükten sonra kendini yakarak yaşamına son verdi.


Olay, bugün saat 06.30 sıralarında Yenidoğan Mahallesi Hasan Polatkan Sokak'ta meydana geldi. Psikolojik sorunları olduğu öne sürülen Ayşe Kalkan, henüz belirlenemeyen nedenle evlerinin yanındaki odunlukta üzerine gazyağı döktükten sonra kendini ateşe verdi. Durumu bir süre sonra fark eden ailesi tarafından hemen otomobille Çumra Devlet Hastanesi'nde kaldırılan Kalkan'ın yaşamını yitirdiği belirlendi. Ayşe Kalkan'ın cenazesi, otopsi yapılmak üzere morga kaldırıldı.
Ailesinin ifadesine başvuran polis, olayla ilgili soruşturmasını sürdürüyor.
kaynak.mynet.com

Kuşadası Belediyesi'ne haciz şoku


Ankaralı işadamı Kadir Turgut, arazisinden izinsiz toprak aldığı gerekçesiyle mahkeme kararıyla Kuşadası Belediyesi'nin tüm banka hesapları ile taşınmazlarına haciz koydurdu. Belediyenin gelirleriyle ilgili haciz işlemlerinin ise sürdüğü belirtildi. Belediye yetkilileri konuyla ilgili açıklama yapmadı.
Kuşadası Belediyesi, 6 yıl önce AK Partili başkan Fuat Akdoğan döneminde Ada Göl mevkiinde yaptığı düzenlemenin bedelini ağır ödüyor. Tusan Otel arkasında yer alan ve mülkiyeti belediyeye ait olan Ada Göl'ün koku üretmesi ve olumsuz bi görüntü  yaratması nedeniyle çevre düzenlemesi yapıldı. Göl hafriyat yapılarak derinleştirildi, etrafına ağaçlar dikilerek mesire yeri ve rahvan at yarışları sahası yapıldı. 
İşadamı Kadir Turgut, belediye ekiplerinin gölde yaptığı çalışmalar sırasında, kendisine ait arazide de hafriyat yapıldığını belirterek, çalışmayı mahkemeye taşıdı. Turgut mahkemeye başvurup, tespit yaptırdı. Bilirkişinin, arazisinden 4 bin 200 kamyon toprak alındığını belirten raporu üzerine Turgut, belediye aleyhine dava açtı. Kuşadası Sulh Hukuk Mahkemesi'ndeki dava 2006 yılının Ocak ayında sonuçlandı. Mahkeme, belediyenin işadamına 4 milyon 434 bin TL ödenmesine karar verdi. Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi de yerel mahkemenin bu kararını onadı.
FAİZİYLE 21 MİLYON LİRA OLDU
İşadamı Turgut'un avukatları kararın ardından Kuşadası Belediyesi'ne 1'inci İcra Müdürlüğü'nde icra takibi başlattı. Turgut'un avukatı Mehmet Sinan İnce, Kuşadası Belediyesi'nin icra sürecinde yatırdığı ve bloke edilen miktar dahil, yasal faizleriyle 21 milyon 641 bin liraya ulaşan alacaklarının tahsili için düğmeye bastı. Hukuk mücadelelerinin sürdüğünü belirten İnce, Kuşadası belediye yönetiminin kendilerini oyalamaya çalıştığını ileri sürdü. Belediyenin, bloke edilen parayı kullanabilmesi için kendilerine arazinin önündeki hafriyat yapılarak boşaltılan denizi teminat gösterdiklerini belirten İnce şunları söyledi:
"Buna itiraz ettiğimizde bize Boyalık yolunda bir vatandaşın hastane yapılması koşuluyla belediyeye bağışladığı araziyi teminat gösterdiler. İtirazımız sonucunda mahkeme bu teminatları kabul etmeyerek alacağın yüzde 20'sini nakit veya süresiz teminat mektubu verilmesini kararlaştırdı. Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde bu teminat yatırılmadığı takdirde öncelikle blokeli miktarı tahsil edeceğiz. Sonra yasaların bize verdiği tüm haklarımızı kullanacağız."
'UZLAŞMAMIZ SÖZKONUSU DEĞİL'
Bugünkü belediye yönetiminin tutumunun dostane olmadığını da öne süren İnce şöyle devam etti:
"Kuşadası Belediyesi'nin tüm banka hesaplarına haciz koydurduk. Kamuya tahsis edilen gelirler dışındaki tüm gelirlerine yönelik haczimiz ise sürüyor. Tüm taşınmazları üzerinde haciz var. İcra dairesi aracılığıyla belediyenin tüm kiracılarının listesini istedik. Belediye listeyi göndermedi. Bunun üzerine Belediye başkanı Esat Altungün ve sorumlular hakkında Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunduk. Listeyi aldığımızda kiracıların ticari durumlarına göre kira ödemelerinde esnek olacağız. Uzlaşmamız söz konusu değil."
Kuşadası Belediyesi yetkilileri konuyla ilgili açıklama yapmadı. Belediye Meclisi ise 2011 Şubat ayında yaptığı toplantıda, Ada Göl'ün hem özel ve küçük balıkçı tekneleri ile uygun yatların kışın olumsuz hava ve deniz şartlarından korunabilmesine, hem de hemen arkasında inşaatı süren Kongre Merkezi'ne yeni bir etkinlik alanı olmasına imkan sağlayacak şekilde düzenlenmesine karar vermişti.
kaynak.mynet.com

Erdoğan: Kimse silah bırakmamızı beklemesin

Erdoğan: Kimse silah bırakmamızı beklemesin

Başbakan Erdoğan, Kurban Bayramı namazını kıldığı Sultanahmet Camisi'nden çıkarken gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.


İSTANBUL (A.A) - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Şunu çok açık ve net söyleyeyim, bir defa hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti devletinin, Türkiye'de kalkıp da kendisine paralel bir devlet anlayışına, KCK gibi, müsaade etmesi mümkün değil. Böyle bir şeyi kimse bizden beklemesin. Kimse bizim güvenlik güçlerimizin silah bırakmasını da bizden beklemesin'' dedi.
Bir gazetecinin Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetimin başkanı Mesut Barzani ile dün gerçekleştirdiği görüşmeye ilişkin sorusu üzerine Erdoğan, Türkiye'nin Kuzey Irak'ta bir sıkıntısı olduğunu belirterek, bu sıkıntının giderilmesi noktasında daha önce de açıklamalarda bulunduklarını anımsattı.
Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bunlar nedir? Kuzey Irak yerel yönetiminin özellikle bizim bu bölgede vermiş olduğumuz mücadelede bizimle beraber Peşmergeler'i bu noktada değerlendirmesi ve gerekli desteği onların da sağlamasıdır. Burada Kuzey Irak yerel yönetimi, bu mücadeleyi verebilecekse, biz kendilerinden bunu bekliyoruz, yoksa müşterek bir mücadeleyse bunu bekliyoruz. Aksi takdirde biz kendimiz gerekli olanı yapmak durumundayız. Bunu söylüyoruz.
Kimse bizim güvenlik güçlerimizin silah bırakmasını da bizden beklemesin. Çünkü güvenlik güçlerinin silahı, bir kere kendi enstrümanıdır adeta. Onu bırakması söz konusu olamaz. Çünkü tüm vatandaşların can, mal gibi güvenliğini korumakla görevlidir. Silah bırakması gereken birileri varsa bunlar terörist gruplardır. Bunların silahı bırakması lazım ve silahın bırakılması halinde bir çok şeyin olumlu istikamette gelişeceğini de rahatlıkla söyleyebilirim. Bunun için de, eğer olay siyasetse bunun yeri de parlamentodur. Parlamentoda herkes bu işin mücadelesini verir ve kazanılacak haklar varsa orada dile getirilir ve bu hakların gereği de orada verilir.''
kaynak.mynet.com

Şırnak'ta PKK'lılara meydan dayağı


Şırnak'ta kimlik kontrolü yapmak isteyen PKK'lılar halkın sabrını taşırdı. Ellerine sopa ve süpürge alan vatandaşlar bölücülere meydan dayağı attı. PKK'lıları polis kurtardı.
Geçtiğimiz hafta Şırnak'ta PKK'ya yönelik operasyonları protesto eden grubu esnaf dövmüştü. Bu kez de kimlik kontrolü yapmak isteyen PKK yandaşlarına halk sert tepki göstererek, ellerindeki sopa ve süpürgelerle meydan dayağı attı. Yapılan askeri operasyonlarda büyük kayıplar veren terör örgütü PKK'ya Şırnak halkı, "ikinci" kez şamar indirdi. Şehir merkezinde "kimlik" kontrolü yaparak kentte olay çıkarmak isteyen gruba,mahalle halkı müdahale etti. Çevreye molotof kokteyli ve havai fişek atarak şehri karıştırmayı amaçlayan PKK yandaşları, ellerine sopa, süpürge alan vatandaşlarca dövüldü.
ESNAF DAYAK ATMIŞTI
Şırnak'taki Ömer Kabaklı Meydanı, 28 Ekim cuma günü teröre karşı bölge halkının ilk kez tepkisine sahne olmuştu. TSK'nınHakkâri-Çukurca'da yürüttüğü operasyonları protesto etmek isteyen 25- 30 kişilik grup, ellerindeki taş ve molotoflarla yürüyüşe geçmişti. Terörist başı Öcalan lehine sloganlar atarak yürüyen gruba polisten önce, esnafa müdahale etmişti. Yollarını kestikleri terör örgütü yandaşlarını "Şırnak'ta huzuru bozmayın, yeter artık. Evinize gidin, başınızı belaya sokmayın. Oyuna gelmeyin" tepkisini gösterip uyarmıştı. Eylemcilerin, "Siz karışmayın, başınız belaya girer, alandan ayrılın" tehdidinde bulunduğu esnaf ise kendilerine saldırmaya kalkan grubu tekme tokat dövmüştü. Dayak yiyen eylemciler tehditler savurarak dağılmıştı.
Esnafların bu davranışı yıllardır terör ve sokak gösterilerinden bıkıp usanan Şırnak halkına örnek oldu. Geçtiğimiz cuma günü KCK operasyonlarını bahane ederek ara sokaklarda toplanan 15-18 yaşlarındaki yaklaşık 40 gösterici, şehirde olay çıkarmak istedi. Ellerindeki havai fişek ve molotofları sağa sola atmaya başlayan eylemciler bazı sokakların girişini kapattı.
"PKK'YA BURADA GEÇİT YOK"
Evlerine gitmek için sokaktan geçen vatandaşlara kimlik kontrolü yapmaya kalkışan gruba mahallelinin tepkisi sert oldu. Yaklaşık 20 kişiden oluşan kadınlı erkekli grup "PKK'ya burada geçit yok. Mahallemizi hemen terk edin. Siz kimsiniz burada kimlik kontrolü yapıyorsunuz. Şehrimizi artık karıştırmanıza izin vermeyeceğiz" diyerek göstericilerin üzerine yürüdü.
Eylemcilere meydan dayağı atan mahalleliler, ellerindeki molotof vehavai fişekleri dealdı. İhbar üzerine olay yerine gelen polisleri gören eylemciler kaçmaya başladı. Ancak öfkesi dinmeyen mahalle halkı polislerle birlikte eylemcileri uzun süre kovaladı.
kaynak.mynet.com

Usame bin Ladin nasıl öldürüldü? İşte O Ayrıntılar

Usame bin Ladin nasıl öldürüldü?

El Kaide lideri Usame Bin Ladin'in Pakistan'da saklandığı bir evde öldürüldüğü operasyonun tüm detayları gün yüzüne çıktı.


Operasyonu düzenleyen Deniz Komandoları 6. Takımı'nın eski komutanlarından olan Chuck Pfarrer'in, Amerika'da bu haftasonu yayımlanacak olan 'Komando Hedefi Geronimo' ("Seal Target Geronimo") isimli kitabında, operasyona katılan askerlerle yaptığı röportajlara yer verdi. Askerlerin anlattıklarına göre, Bin Ladin uzun bir silahlı çatışmadan sonra değil, Birleşik Devletler Deniz Komandoları'nın eve inişlerinin 90'ıncı saniyesinde öldürüldü. Ayrıca operasyonda sadece 12 kurşunun kullanıldığını belirten komandolar, politikacıların operasyonla ilgili açıklamalarından da rahatsız... Politikacıların anlattıklarının, onları öldürme misyonuna sahip, soğukkanlı katiller gibi resmettiğini düşünüyorlar. Ayrıca, Başkan Barack Obama'nın Bin Ladin'in ölümünü, topladıkları istihbaratın büyük bir kısmını geçersiz kılma pahasına aynı akşam televizyonda duyurmasına da çok şaşırmışlar.
YERİ NASIL TESPİT EDİLDİ?
Kitapta yer alan bilgilere göre, Bin Ladin operasyonuyla ilgili ilk ipucu Ocak ayında ortaya çıktı. ABD Deniz Komandoları 6. Takımı'nın komutanı, Birleşik Müşterek Özel Kuvvetler'in karargahında bir toplantıya çağırıldı. Toplantı, Amiral William McRaven ve bir CIA yetkilisi ile, yerin 3 kat altında ses geçirmez bir sığınakta yapılmıştı. Takımın komutanına, Pakistan'da, duvarlarla çevrili bir yerleşkenin birkaç haftadır izlendiğini söylediler.  Başkan'a bir plan sunmaları gerekiyordu. Yerleşkedeki kişi önemli biri olmalıydı. "Pekala şimdi bu Bernt mü yoksa Ernie mi?" diye sordu komutan. Komandoların, Bin Ladin ve onun yardımcısı Ayman al-Zawahiri için taktığı bu isimler, Susam Sokağı'ndaki iki kuklaya referans verilerek takılmıştı. Biri ince ve uzun, diğeriyse kısa ve toplu."Elimizde bir ses kaydı var" dedi CIA yetkilisi, "ve yüzde 60-70 oranında bizim adamımız olduğuna eminiz". Ayrıca McRaven, bir keşif uydusunun, hedefin gölgesini ölçtüğünü de söyledi. Uzunluğu 1.90 metre kadardı. McRaven, Ghost Hawk helikopterlerini kullanacaklarını söylediğinde, takım liderinin hiç şüphesi kalmamıştı. Bunlar geliştirilmiş en gizli ve sofistike helikopterlerdi.


BİN LADİN: YÜRÜYÜŞÇÜ
Birkaç ay içerisinde bir plan şekillenmişti. Tall Pines'da, doğu Amerika'da bir yerdeki ulusal bir ormanın içindeki bir askeri tesiste, yerleşkenin bir modeli yapılmıştı. Yerleşkenin üzerinde yörüngeye yerleştirilen 4 adet keşif uydusu araya girip video ve haberleşmelerden dinleme yapıyordu. Volta atan uzun boylu bir figüre "yürüyüşçü" adı takılmıştı. Obama talimat verdiğinde, "Jedi" adı verilen Komando Takımı 6, Afganistan'a gönderildi. Beyaz Saray jet uçaklarıyla destek verme fikrinden, Pakistan'la ilişkileri bozabileceği gerekçesiyle vazgeçmişti. Ghost Hawk helikopterlerini hava desteği olmadan göndermek çok riskliydi. Bu yüzden komandoların daha eski bir model olan Stealth Hawks helikopterlerini kullanması gerekti. USS Carl Vinson uçak gemisinden kalkan bir prowler elektronik savaş uçağı Pakistan radarının sinyallerini bozmak ve sahte hedefler yaratmak için kullanıldı.
OPERASYON BAŞLIYOR
'Neptün'ün Mızrağı' operasyonu aslında 30 Nisan için planlanmıştı ancak kötü hava şartları 1 Mayıs'a, aysız bir geceye ertelenmesine neden oldu. Jilet 1 ve 2 (Razor 1 ve 2) kod adlı iki Stealth Hawk helikopteriyle uçan komandoları beş dakika farkla, "Komutan Kuş" ve "silah platformu" olarak bilinen 2 Chinook takip ediyordu. İçeride, her komando vücut zırhı kuşanmış ve gece görüş gözlüğü takmıştı. Ucu kesik lazerli M-4 tüfekleri vardı. Bin Ladin, 3 eşi, 2 oğlu Khalid ve Hamza, kuryesi Abu Ahmed al-Kuwaiti, 4 koruması ve çocukları dahil olmak üzere evde 30 kişi olmasını bekliyorlardı.
Gece yarısını 56 dakika geçe yerleşke göründü ve "Palmiye Sahili" (Palm Beach) kodu inişe 3 dakika kala 3 kez sinyal edildi. Bin ladin'in en üst katında yaşadığı 3 katlı ana binanın üzerinde Razor 1 duraksadı. 12 komando, 5-6 feet yükseklikten iple atlayarak verandaya indi ve camlardan içeri girdi. Karşılaştıkları ilk kişi, Bin ladin'in üçüncü karısı olan Khaira, korkarak hole kaçtı. Üzerine tuttukları çakarlı beyaz bir ışıktan köre dönen kadın tökezlediğinde onu kolundan yakalayıp yere fırlattılar. Ladin'in yatak odası holün sonundaydı. Kapı açıldı, başını çıkardı ve sonra kapıyı sertçe kapadı. Bir komando telsizden, "Geronime, Geronimo, Geronimo" diye, "hedefi gördük" anlamına gelen sinyali verdi. Bu sırada alt katın ışıkları yandı ve Bin Ladin'in oğlu Khalid merdivenlerden, komandolara doğru, koşarak çıktı. Vurularak öldü.
BİN LADİN SİLAHINA DAVRANDI AMA...
İki komando Bin Ladin'in kapısını tekmeleyerek indirdi. Oda, daha sonradan anlattıklarına göre "eski kıyafet, büyükannenin evindeki bir misafir odası gibi kokuyordu". İçeride El-Kaide'nin lideri ve onu önüne çekerken çığlık atan en genç karısı Amal vardı. "Hayır, hayır bunu yapma" diye bağırdı Bin Ladin iki kişilik yataktaki AK-47 saldırı tüfeğine uzanırken. Komandolar anında tepki verdiler, aynı saniye içerisinde ateş ettiler. İlk atış döşeğe isabet etti. Bin Ladin'in kafasına hedef alan diğeri Amal'ın baldırını sıyırdı. Eliyle silaha uzandığında birer kez daha ateş ettiler; bir atış göğüs kemiğini vurdu, diğeri de kafatasına denk geldi ve kafasının arkasından patlayıp çıkarak onu anında öldürdü.
Bu sırada Razor 2, Bin ladin'in kuryesi Kuwaiti ve kardeşinin yaşadığı alçak, kutu gibi misafirhaneye yönelmişti. Helikopter yaklaştığında bir kapı açıldı ve iki figür belirdi, birinin elinde bir AK-47 vardı. Bu Kuwaiti'ydi. Aysız gecede hiçbir şey göremiyordu ve tüfeğini kaldırarak kontrolsüzce kurşun saçmaya başladı. Stealth Hawk'u görmedi. Helikopterde biri "Ensele onu!" diye haykırdı ve bir keskin nişancı iki el ateş etti. Kuwaiti öldürülmüştü, arkasındaki, sonradan karısı olduğu anlaşılan kadın da.
BEYAZ SARAY 20. DAKİKADA ÖLÜM HABERİNİ ALDI
Razor 2'deki komandolar misafir evini 2 dakika içersinde kadın ve çocukları çıkartarak boşaltmışlardı. Daha sonra koşarak ana eve girdiler ve ilk kattan içeri girerek odaları kontrol etmeye başladılar. Bin Ladin'in korumalarından biri içeride AK-47'siyle bekliyordu. Komandolar onu iki defa vurdular ve devrildi. Operasyonun 5. dakikasında Chinook, komutan subayı ve daha fazla adam boşaltarak yerleşkenin dışına iniş yaptı. Komutan, bin Ladin'in yüzüstü yatmakta olduğu 3. kata çıktı. Fotoğraflar çekildi ve komutan uydu telefonuyla karargahı arayarak 'Bin Ladin; düşman görev esnasında öldürüldü' dedi.
"Beyaz Saray onun öldüğünü ilk bu sırada duydu, büyük ihtimalle baskının başından beri 20 dakika geçmişti." diyor Pfarrer. Bin Ladin'den bir DNA örneği alındı ve cesedi torbaya koyuldu. Silahını sakladılar.
ABD HELİKOPTERİ NEDEN DÜŞTÜ?
Bu noktada işler ters gitmeye başladı. Razor 1 havalandı, fakat çok gizli, elektronikleri kontrol eden "yeşil ünite" arızalandı. Araç bir spin atarak kuyruğundan yerleşkeye çakıldı. Komandolar, uçağın vurularak düşürüldüğünü sanarak alarm moduna geçti ve birkaçı enkaza koştular. Ekip sarsılmış ancak zarar görmemiş bir biçimde dışarı çıktı. Komutan subay onlara Razor 2'yi yok etmelerini, yeşil üniteyi çıkarmalarını ve uçağın elektronik sistemini ezmelerini emretti. Bunun üzerine patlayıcıları yerleştirdiler. Bin Ladin'in cesedini, toplayıp plastik poşetlere yerleştirdikleri istihbarat malzemeleri ile birlikte Chinook'a yüklediler ve USS Carl Vinson'a yöneldiler. Uçarak giderken, Razor 2'yi havaya uçurdular. Tüm operasyon 38 dakika sürmüştü.
Ertesi sabah Beyaz Saray yetkilileri, helikopterin geldiği gibi çakılarak, komandoların çatıdan girme planlarından vazgeçmelerine yol açtığını söyledi. Durum odası fotoğrafı, eli ağzına gitmiş şok içindeki Hillary Clinton'ı gösteriyordu. Niye bu kadar yanlış anlamışlardı. İzledikleri şey, 20.000 feet yüksekten görüntü alan uzaktan kumandalı bir uçağın, Beyaz Saray'a ve Langley'deki CIA yöneticisi Leon Panetta'ya yaptığı canlı video yayınıydı. Komandoların başlık kameraları yoktu ve Beyaz Saray'dakilerin evin içerisinde ne olduğuna dair hiçbir fikri yoktu. "Terminolojimizi anlamıyorlar, bu yüzden birisi 'araya girme helikopteri çakıldı' deyince, giriş esnasında olduğunu sandılar" diyor Pfarrer.
KOMANDOLAR KIZGIN
Komandoları öfkelendiren şey, Pfarrer'a göre, baskının bir "öldürme misyonu" olarak tanımlanmasıydı. "30 yıldır bir komandoyum ve hiçbir zaman 'öldürme misyonu' sözlerini duymadım," dedi. "Bu bir Beltway [Washington'ın iç yüzünü bilenlerin] fantazi dünyası. Eğer bir öldürme görevi olsaydı Komando Takımı 6'ya değil, bir kutu el bombasına ihtiyaç duyardın." ( - Beltway, Amerika'nın politik sistetminin gerçek veya hayal edilen kısımlarını tabir etmek için kullanılan popüler bir terim, bu isim Washington D.C.'nin etrafını çevreleyen çevre yoluna referansla verilmiş)
kaynak.mynetcom

En Çok Okunan Haberler

Google Arama