16 Aralık 2011 Cuma

İsrail'in önceliği siviller değil asker olacak

İsrail'in önceliği siviller değil asker olacak

İran, Lübnan ve Suriye'den gelen tehditler karşısında İsrail yeni savunma stratejileri geliştirmeye çalışıyor. En önemli tehdit ise füze saldırıları. İsrailli uzman olası saldırılarda birinci hedefin halkı değil, askeri birlikleri korumak olduğunu söyledi.

ntvmsnbc

İran’dan gelebilecek tehditler İsrail gündeminden düşmüyor. Tahran rejiminin gerçekten nükleer silahlara sahip olup olmadığı bilinmemesine rağmen. Ancak İran’ın elindeki mevcut orta menzilli füzelerin Tel Aviv ve diğer kentlere rahatça ulaşabileceği biliniyor. İsrailli askerî uzmanlar ve siyasetçiler, sadece İran değil, Lübnan ve kuzey komşu Suriye’de olup bitenleri de yakından takip ediyor. Bölgedeki tüm bu gelişmeler ışığında İsrail’in savunma politikasını acilen kökten değiştirmesi gerektiği yönünde sesler giderek daha yüksek çıkıyor.
Deutsche Welle'nin haberine göre, İsrail'in Lübnan’daki can düşmanı Hizbullah’ın lideri Hasan Nasrallah, bölgede düzenli ordu ile gerilla savaşı arasında yeni bir savaş şeklinin ortaya çıktığını söylemişti. Nasrallah’ın bu tespitine hak veren İsrailli askerî stratejist Uzi Rubin, bölgede gerginliğin yeniden tırmanması durumunda İsrail’in en çok korkması gereken şeyin füzeler olduğunu belirtiyor:
“Çünkü bu tehdide karşı şimdiye kadar iyi bir yanıt bulabilmiş değiliz. Savaş uçakları ya da kara birliklerinden gelecek saldırılara karşı çok iyi hazırlıklıyız. Füzelere karşıysa henüz iyi korunuyor değiliz.”
'BİR SONRAKİ HEDEF TEL AVİV OLACAK' 
Lübnan'da hükümet ortağı olan Hizbullah’ın milisleri normal orduya paralel olarak varlığını sürdürüyor ve özellikle Lübnan’ın güneyinde İsrail sınırı yakınlarında kontrolü elinde bulunduruyor. Hizbullah lideri Nasrallah, bir sonraki savaşta hedefin Tel Aviv olacağı tehdidinde bulunmuştu. Hizbullah’ın roket ve füzelerinin kalabalık yerleşim bölgelerinde saklandığı ve buralardan ateşlendiği tahmin ediliyor. Görece sakin geçen iki yılın ardından Kasım ayının sonunda Lübnan’dan yine İsrail tarafına roketler atılmaya başladı.
İsrail Savunma Bakanlığı’nın eski füze savunma uzmanlarından Uzi Rubin, Hizbullah’ın roket sayısının son yıllarda dörde katlandığına dikkat çekerek tehlikenin hızla büyüdüğünü belirtiyor.
ESAD'IN SİLAHLARINA NE OLACAK? 
Ancak İsrailli savunma stratejistlerinin tek endişesi, Hizbullah değil. Kuzey komşu Suriye’de cereyan eden olaylar ve Esad rejimine karşı genişleyen protesto hareketi de İsrail’de endişeyle izleniyor:
“Bu bir tehlike. Çünkü Esad’ın devrilmesi durumunda Suriye ordusunun tüm cephaneliği Hizbullah ve diğer radikal grupların eline geçecektir. Libya ordusuna ait silahların Gazze ya da Sina’da ortaya çıktığına şahit olduk. Ancak Suriye’nin İran’ın etkisinden çıkabilmesi olasılığı bizi umutlandırıyor. İranlılar zaten bu yüzden Esad’ı koltukta tutmak için ellerinden geleni yapıyorlar. İran için Esad stratejik bir sermaye.”
'İRAN FÜZELERE ODAKLANDI' 
İran, İsrail’deki hedefleri vurabilecek füzelere uzun zamandır sahip. Rubin, İran’ın petrolden elde ettiği muazzam gelire rağmen hava ve kara kuvvetlerinde çok eski uçak ve tanklar kullandığını, asıl füze programına odaklandığını belirtiyor. İsrail, İran’ın elindeki kaynakları Kuzey Kore’den yeni füze teknolojisi almak için kullandığından endişeleniyor. Bu durumda füze menzilinin 3 bin 500 kilometreye çıkacağı ve İran’ın böylece Orta Avrupa’yı da tehdit edebileceği belirtiliyor.
Bu tehdide karşılık orta menzilli füzeleri erkenden tespit edip etkisiz hale getirmek üzere bu yaz ABD ile ortak bir proje başlatıldı. Yine iki ülkenin ortak projesi olan anti-balistik Arrow füzeleri de geliştirilmeye devam ediliyor. Ancak balistik füzelerin karşısında savunma bataryası ne kadar etkili olabilir? Rubin bu soruyu şöyle yanıtlıyor:
“Bu tür bir sistemle tüm ülkeyi değil, ama İsrail’deki münferit hedefleri çok iyi koruyabilirsiniz. Bu nedenle öncelikle ordumuzu koruyacağız. Bu acı bir şey. Çünkü aslında halkın korunması önceliklidir. Ancak bu tehdidi daha yeni görmüş durumdayız. Ve bu artık terörist bir tehdit değil, askerî bir tehdit. Bu nedenle askerî birliklerimizin korunması bir numaralı hedef.”

Rusya'dan İran'a 'radyoaktif' darbe

Rusya'dan İran'a 'radyoaktif' darbe

Rusya, İran'a götürülmek istenen radyoaktif madde ele geçirdiğini açıkladı. Rus yetkili ele geçirilen maddenin kendi tesislerinde üretilmediğini belirtti. Bavul sahibinin akibeti hakkında da bilgi verilmedi.

ntvmsnbc

Rusya'nın başkenti Moskova'daki bir uluslararası havaalanında, İran'a gitmek isteyen bir yolcuya ait bavulda ''radyoaktif madde'' tespit edildi.
Gümrük yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, Tahran'a gitmek üzere Sheremetyevo Havaalanı'na gelen yolcunun bavulunda ''radyoaktif madde'' saptandığı belirtildi.
Yapılan testler sonucunda maddenin, "sadece bir nükleer reaktörde üretilebilen'' Sodyum-22 adlı bir radyoaktif izotop olduğunun belirlendiği açıklandı.
MODERN BİR CİHAZ TESPİT ETTİ 
Rus yetkililer, havalimanında kullanılan modern bir kontrol sistemi sayesinde bavul içindeki "radyoaktif madde"nin tespit edildiğini söyledi.
BAVUL SAHİBİNİN UYRUĞU AÇIKLANMADI 
"Radyoaktif madde'yi İran'a kaçırmaya çalışırken yakalanan kişinin gözaaltına alınıp alınmadığı hakkında bir açıklama yapılmadı. Ayrıca söz konusu kişinin uyruğuyla ilgili de bir açıklama da bulunulmadı.
Sodyum-22 adlı radyoaktif izotop özelikle tıp alanında kullanılıyor. Rus yetkililer bu maddenin sadece bir nükleer santralde üretilebileceğini belirterek, doğada böyle bir maddenin bulunmasının imkansız olduğunu vurguladı.
'ELE GEÇİRİLEN MADDEYİ BİZ ÜRETMEDİK' 
Uluslararası haber ajansı AP'ye açıklama yapan Rusya Nükleer Ajansı sözcüsü, ele geçirilen Sodyum-22 radyoaktif izotopunun kendi nükleer tesislerinde üretildiğini sanmadığını söyledi.
Rusya ile İran arasında yapılan anlaşmaya göre sadece tıp alanından kullanılmak şartıyla Rusya, Tahran'a Kurşun-99 izotopu ile İyot-131 materyalı satıyor.

Çocuk pornosuna 'Ikarus' operasyonu

Avrupa Polis Teşkilatı Europol, 22 ülkede düzenlediği operasyonlarda büyük bir çocuk pornosu şebekesini çökertti.

ntvmsnbc

"Ikarus" adı verilen operasyonda 22 ülkeden 112 kişi gözaltına alınırken, 220 binden fazla çocuk pornosu fotoğrafı ve videosu ele geçirildi.
Europol Başkanı Rob Wainwright, operasyonların devam ettiğini, başka tutuklamalarında olacağını söyledi. Wainwright çocuk pornosuyla ilgisi olduğunu düşündükleri 269 kişiyi tespit ettiklerini belirtti.
'BEBEKLERE TECAVÜZ GÖRÜNTÜLERİ VAR' 
Lahey'de konuyla ilgili açıklama yapan Wainwright, ele geçirilen çocuk pornosu materyallerinin "iğrenç" olarak tanımlayarak, "Bazı videolarda küçük çocuklara ve bebeklere tecavüz görüntüleri var" dedi.
9 BİN SAATLİK GÖRÜNTÜ 
"Bir insanın aklını almayacak kadar iğrenç çocuk pornosu fotoğrafları bulduk" diyen Europol Başkanı Rob Wainwright, operasyonlarda ele geçirilen 59 bilgisayar üzerindeki çalışmaların devam ettiğini söyledi. Polis yetkilisi Wainwright, 9 bin saatlik video görüntüsü ele geçirdiklerini de belirtti.
ÜLKELERİN İSMİ AÇIKLANMADI 
Wainwright, operasyon yapılan 22 ülkenin isimlerini açıklamaktan ise kaçındı. Gözaltına alınan 112 kişiye çocuk pornografisinden 220 değişik suçlamada bulunuldu.

Köşk'ün görev süresi ocak ayında komisyonda

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Cumhurbaşkanının görev süresi ile ilgili tasarının ocak ayının ilk haftasında TBMM Anayasa Komisyonu'nda ele alınacağını söyledi.

AA

ANKARA - Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamadan sonra basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
Bülent Arınç, Fransa Meclisi'ndeki 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddedilmesini suç sayan yasa teklifi girişiminin ardından Türkiye'nin Paris Büyükelçisinin geri çekilmesi gibi bir durumun söz konusu olup olmayacağına ilişkin soruya şu yanıtı verdi:
''Bu konu Bakanlar Kurulu'nda görüşülmedi. Mektubun içeriğinden sizler de kamuoyu da haberdar. Dolayısıyla bu içeriğe ilave edeceğimiz bir şey yok.
Fransa'da bu konuyla ilgili olarak sadece Başbakanımızın değil, TBMM Başkanlığı'nın da bir çalışması var. İlgili arkadaşlarımız Fransa'ya giderek bütün partileri temsilen, burada senato yetkilileri ve senatörlerle de görüşmeler yapacaklar. Ama hem hükümetler arası hem de parlamentolar arası ilişkilerimizi bu kanun tasarısını engellemek için kullanacağız. Çünkü insan haklarına temelden aykırı bir tasarıyı getiriyorlar. Bildiğimiz gibi buna benzer bir teklif veya tasarı da daha Belçika Parlamentosu'nda bir komisyona sunulmak istenmişti. Parlamenterlerimizin çabalarıyla ve aydınlatıcı bilgi vermeleriyle bunun komisyondan geri çekildiğini hepimiz biliyoruz. Sanırım iç politik sebeplerle Fransa'da böyle bir tasarıya birileri sahip çıkmak istiyorlar. Ama Türkiye bunu önleyecek ve bunun yanlışlığını izah edebilecek noktada. Umarız ki Başbakan Erdoğan'ın Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy'ye gönderdiği mektubun gereği yapılır ve Türkiye ile Fransa arasındaki ilişkilerin daha fazla bozulmasına hiçbir zaman imkan verilmez.''
Arınç, Cumhurbaşkanının görev süresi ile ilgili konunun toplantıda gündeme gelip gelmediğine ilişkin bir soruya, ''Bu konu Bakanlar Kurulunun gündeminde yok. Böyle bir konu da tartışılmadı. Tartışılmasına da gerek yok. Bildiğiniz gibi, Cumhurbaşkanlığı seçiminin esas ve usullerini ortaya koyan bir tasarı TBMM Anayasa Komisyonu'nun gündeminde bulunmaktadır. 1,5-2 aydan bu yana TBMM daha çok bütçe çalışmalarına odaklanmış durumda. 22 Aralık'ta son bütçe görüşmelerini takiben sanıyorum ocak ayının ilk haftalarında Anayasa Komisyonu bu tasarıyı gündemine alacak, daha sonra genel kurulda cumhurbaşkanlığına ilişkin esas ve usuller yasalaşmış olacaktır. Aradığımız, beklediğimiz soruların cevabını bu tasarının içinde bulacağınızı ümit ediyorum'' yanıtını verdi.
Hükümet Sözcüsü Arınç, atama bekleyen öğretmenler konusunda bir çalışma olup olmadığına ilişkin bir soru üzerine, ''Bakanlar Kurulu'nda görüşülmedi. Milli Eğitim Bakanımıza bu soru her zaman soruluyor. Kendisi de yeterli cevaplar veriyor. Sanıyorum atamayı bekleyen öğretmen adaylarımız da bu cevapları biliyor'' dedi.

Bedelli askerlik KKTC'nin de gündeminde

Bedelli askerlik konusu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) de gündemine geldi.

AA

LEFKOŞA - ''Bedelli Askerlik Yasası''nda yapılması tasarlanan değişiklikler, Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu başkanlığında yapılan üst düzey toplantıda değerlendirildi.
Cumhurbaşkanlığı'nda yapılan, Başbakan İrsen Küçük, üst düzey askeri yetkililer ve diğer ilgililerin de katıldığı toplantıda, ''Bedelli Askerlik Yasası''nın KKTC vatandaşlarının daha geniş anlamda yararlanabileceği bir içeriğe kavuşturulması için yapılan çalışmalar üzerinde duruldu.
Hükümetin ilgili mercilerle işbirliği içinde gerekli teknik çalışmaları yapması kararlaştırılan toplantıda, ilgili yasada değişikliğe gidilmesine olumlu yaklaşıldı.

Tabur önünde PKK bayrağı açtılar

Anahtar kelime giriniz


Şırnak’a bugün partisinin düzenleyeceği mitinge katılmak için giden BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Cizre İlçesi’nden geçişi sırasında gerginlik yaşandı.

BDP Genel Başkanı Selanattin Demirtaş, bugün Şırnak’ta partisinin düzenlediği mitinge katılmak üzere Cizre İlçesi’nden geçti. Cizre girişinde toplanan partililer Tank Tabur Komutanlığı’na 50 metre mesafede Demirtaş’ı beklerken, bir grup komutanlıkta nöbet tutan askerlere PKK flamaları ve Abdullah Öcalan fotoğrafları açıp sallamaya başladı. Demirtaş’ın içinde bulunduğu parti otobüsü ilçeye giriş yaparken, toplanan gruplar da sloganlar eşliğinde yürüyüşe geçti.
Bu sırada önlem alan polis Toplumsal Olaylara Müdahala Aracı (TOMA) ile yürüyüş yapan grubun önünü kesti. Polis, grubun taşıdığı PKK flamaları ve Öcalan fotoğraflarının indirilmemesi halinde geçişlerine izin verilmeyeceğini bildirdi. Bunu üzerine yaşanan kısa gerginliğin üzerinden flamalar ve fotoğraflar kaldırılınca polis geçişe izin verdi.
DEMİRTAŞ:KÜRTLER KENDİ VATANINI MI BÖLECEK?
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, "Kimse vatanı bölmek istemiyor. Bu vatan kiminki kim bölecek. Kürtler kendi vatanını mı bölecek" dedi.
Şırnak’ta Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinge konuşan Demirtaş, bir halkın iradesinin cezaevine atıldığını ileri sürerek, "Kürt halkından çaldığınız anadilini, kültürünü, kimliğini ve özgürlüğünü istiyoruz. Kimse vatanı bölmek istemiyor. Bu vatan kiminki, kim bölecek? Kürtler kendi vatanını mı bölecek? Senin beklediğin vatan Kürdün de vatanıdır" dedi.
Demirtaş partilerinin "demokratik özgür bir parti" olduğunu ifade ederek, "Elbetteki şurada gördüğünüz anaların, gençlerin talepleri bizim için talimattır. Elbette ki bizi bunlar yönetecek" diye konuştu.

'Delil olmasa operasyon yapılmazdı'

'Delil olmasa operasyon yapılmazdı'

Reyting Operasyonu'nu sonuna kadar desteklediğini söyleyen Acun Ilıcalı, 'bilgi ve belge olmadan polisin bu tarz bir operasyon yapmayacağını' ve 'bunun banka soymaktan farkı olmayacağını' söyledi.


AA

İSTANBUL - Yapımcı Acun Ilıcalı, operasyonlarla uzaktan yakından alakaları olmadığı halde, böylesi bir usulsüzlüğün yapılması durumunda kendi emeklerinin de çalınmış olacağı ihtimaliyle konunun kendilerini de ilgilendirdiğini belirtti.
Ilıcalı, ortada bir emek olduğunu söyleyerek, ''Eğer bir sahtekarlık yapılmışsa, bizim emeğimiz çalınmış demektir'' ifadelerini kullandı.
Ortada hiçbir şey yokken bilgi ve belge olmadan polisin bu tarz bir operasyon yapmayacağını vurgulayan Acun Ilıcalı, şunları kaydetti:
''Ortada bir delil ya da operasyonu gerektirecek bir unsur illaki vardır. Burada unutulmaması gereken bir nokta var, bu işte temiz ve lekesiz olanlar mağdur durumdalar. Eğer birinin reytingi yükseltilmişse, diğerininki de düşürülmüş demektir, bu da bizim emeğimizin çalınması demek. Polisin görevi bir şekilde bizim mağduriyetimizi engellemek. O yüzden operasyonları sonuna kadar destekliyorum.''
'BANKA SOYMAKTAN FARKI YOK'
Ilıcalı böyle bir usulsüzlüğün yapılması durumunda suçluların bir an önce cezalandırılmasını istediklerini aktararak, şu ifadeleri kullandı:
''Eğer böyle bir durum olmuşsa, bu konudaki suçluların bir an önce ortaya çıkmasını istiyorum. Ben genelde insanlar hakkında hep iyi şeyler kuran bir insan olduğum için, bu tarz konularda hep kendimi 'Bir şey yoktur' diye konumlandırdım. Fakat bu olayın gerçek olması durumunda, reytinglerde daha yüksek gözükmemiz gerekirken, daha az çıkmışız demektir. Bu da beraberinde haksız kazancı getirir. Haksız kazanç benim için büyük suçtur. Reytingde bir usulsüzlük varsa, bunun benim için banka soymaktan bir farkı yoktur. Mutlaka kanun dışı olan her şey cezalandırılmalı.''
Bunlara ilave olarak, hiç kimseye yargısız infaz yapılmaması gerektiğine de dikkati çeken Ilıcalı ''Özellikle altını çizerek söylüyorum, inceleme yapılan şirketler de net bir delil ortaya çıkmadığı sürece yargıya varmak yanlış olur. Olayla ilgisi olmayan hiç kimsenin konuyla ilgili zan altında kalmasını istemem'' dedi.
'REYTİNG OLAYINDA SINIFTA KALDILAR'Reyting operasyonunda bazı basın kuruluşlarını eleştiren Acun Ilıcalı, ''Reyting olayında Türk basının bir kısmı tek kelimeyle sınıfta kalmıştır'' dedi.
Uzaktan yakından hiçbir şekilde konuyla ilgileri olmadığı halde bazı art niyetli insanların uydurmalarıyla internet gazetelerinin bir kısmında kendileri ile ilgili çıkan haberlerden duyduğu üzüntüyü ifade eden Ilıcalı, sözlerine şöyle devam etti:
''İnternet basınını eleştiriyorum. Herhangi bir şekilde polisi arayıp, bir dakikada öğrenilebilecek bir gerçeği araştırmadan 'Acun Medya'nın da bu işlerde adı geçiyor gibi yansıtmak basın etiğine hiçbir şekilde uygun olmayan çok yanlış bir harekettir. Bu tip olaylarda bir olayın gerçeği öğrenilir. Böylesi bir operasyonda basının bu tip yanlış haber yapma lüksü yoktur. Çok üzücü bir şey, çünkü biz Acun Medya olarak hiçbir zaman kanun dışı hiçbir şeyin içinde olmadık ve bunu düşünmedik, bana göre basının benden bir özür borcu var''
''Acun Medya'nın aranması sırasında Acun arka kapıdan kaçtı'' gibi söylentilere oldukça şaşırdığını ve güldüğünü ifade eden Ilıcalı, ''İşin garip tarafı, ben olay sırasında Afyon'da çekimdeydim'' dedi.


En Çok Okunan Haberler

Google Arama