18 Ocak 2012 Çarşamba

Darwin'e ait kayıp fosilleri bulundu

Darwin'e ait kayıp fosilleri bulundu


Darwin'e ait kayıp fosilleri bulundu


İngiliz paleontolog Dr. Howard Falcon-Lang, British Geological Survey bilim merkezindeki çalışmaları esnasında, eski ahşap bir dolabın içinde Charles Darwin'e ait 165 yıllık fosilleri buldu


Merkezin yıllardan beri el değmeyen bölmelerindeki çekmecelerini gözden geçiren Falcon-Lang, üzerine “C.Darwin Esq.” yazılı bir numune buldu. 
 
Falcon-Lang, ilk şaşkınlığın ardından, bulduğu numunenin üzerindeki yazının evrim teorisinin sahibi Charles Darwin’e ait olduğunu anladı. 
 
Falcon-Lang, araştırdığı çekmecelerde ünlü bilim insanı ve onun yardımcılarına ait 314 parça fosil buldu. 
 
Hürriyet'te yer alan habere göre; Fosillerin ait olduğu diğer isimlerden ikisinin, Darwin’le beraber çalışan botanikçi John Hooker ve Darwin’in Cambridge’deki akıl hocası John Henslow olduğu belirtildi.mynet

Hizbullah geri döndüğünü açıkladı

Hizbullah geri döndüğünü açıkladı


Hizbullah geri döndüğünü açıkladı


1990'lı yıllarda Güneydoğu’da PKK ile giriştiği kanlı mücadeleyle gündeme gelen, Hizbullah, 17 sayfalık manifesto yayınlayarak geri döndüğünü duyurdu.


1990’lı yıllarda Güneydoğu’da PKK ile giriştiği kanlı mücadeleyle gündeme gelen ve vahşi cinayetleriyle hafızalara kazınan Hizbullah, internet sitesinden yayınladığı 17 sayfalık bir manifestoyla geri döndüğünü duyurdu.
 
Örgütün cezaevinde bulunan dokuz yöneticisi 3 Ocak 2011’de tutukluluk sürelerini sınırlayan kanunun hayata geçmesi üzerine tahliye edilmiş ve sonra da yurtdışına kaçmıştı. 
 
Bir iddiaya göre Hizbullah’ın üst düzey yöneticisi olarak gösterilen Edip Gümüş ve Cemal Tutar’ın da aralarında olduğu dokuz kişi Van üzerinden İran’a geçti. Taraf muhabiri Arzu Yıldız’ın İçişleri Bakanlığı kaynaklarına dayanarak 15 ocakta yaptığı habere göre de Hizbullahçılar Akçakale üzerinden Suriye’ye kaçtı. 17 Ocak 2000’de Beykoz’da öldürülen örgüt lideri Hüseyin Velioğlu’nun yerini alan “Dayı” lakaplı İsa Altsoy’un ise uzun yıllardır İran’da yaşadığı iddia ediliyor.
 
İslamî ölçülerde çözüm
Hizbullah’ın yayınladığı bildirinin ayrıntılarına gelirsek, 1979’da Hüseyin Velioğlu liderliğinde Batman’da kurulan Hizbullah’ın amacı şöyle özetleniyor: “Hizbullah Cemaati, Kürt halkına yönelik inkâr, asimilasyon ve baskıyı reddetmekte, imkânları ölçüsünde buna karşı durup mücadele etmeyi bir vazife olarak görmektedir. Hizbullah bu sorunu İslami dünya görüşü çerçevesinde ele alarak değerlendirmeyi ve İslam’ın ölçüleri dâhilinde çözüme kavuşturmak için mücadele etmeyi görevi olarak görmektedir.”
 
Çalışma sahası olarak “Kuzey Kürdistan”ı esas alan (Doğu ve Güneydoğu) Hizbullah’ın hedefi bildiride şöyle formüle edilmiş: “Hizbullah Cemaati, Kürt halkının İslami ve insani haklarının güvence altına alınacağı anayasal çözüm, özerklik, federasyon ve bağımsızlık gibi tüm seçeneklerin tartışılabileceğini düşünmektedir. Kürtçenin resmî dil olması ve başta eğitim, öğretim olmak üzere Kürt halkına her alanda Kürtçe ile hizmet verilmesi için gerekli çabayı gösterir.”
 
Hizbullah’ın yabancı devletlerle ilişki kurabileceği de bildiride yer bulmuş: “Hizbullah, aynı amaç ve hedefler doğrultusunda mücadele eden İslami devletler ile cemaat ve grupların biraraya gelip güç ve kuvvetlerini birleştirmeleri gerektiğini düşünmektedir.”
 
PKK ve BDP’ye mesaj içeren bölümde ise, şunlar var: “Hizbullah, inanç ve ideolojisi ne olursa olsun hiçbir cemaat, tarikat, parti, örgüt, grup veya siyasi oluşumla yersiz sürtüşmelere girmeyi uygun görmemektedir. Ancak varlığına yönelik saldırıları da kabul etmemektedir. Böylesi bir durumda meşru müdafaa hakkını kullanarak, gerekli gördüğü her türlü tedbire başvurur.”
 
Hizbullah’ın geri dönüşünün zamanlaması çok tartışılacağa benziyor. İran, Suriye ve Irak ile ilişkilerin gerginleştiği bugünlerde, örgütün yeniden harekete geçmesi ne kadar rastlantı bilinmez. Ancak dış etkilere bir de Güneydoğu’daki son durumu eklemek gerekiyor. KCK operasyonlarıyla örgütü baskı altında tutacak unsurlar bütünüyle olmasa da temizlenmiş durumda. Bu açılardan bakıldığında koşullar Hizbullah’ın yeniden ortaya çıkması için oldukça elverişli görünüyor.
 
Örgütün yapısıyla ilgili bölüm şöyle:
 
Adı: Hizbullah
 
Kuruluş Tarihi: 1979
 
Kurucu Rehberi: Hüseyin Velioğlu
 
Cemaatin Temel Organları:
 
1. Rehberlik Kurumu
 
2. Merkez Yönetim Kurulu
 
3. İslami Şura
 
4 Disiplin ve Denetleme Kurulu
mynet

'Asıl sapıklık nefrete sevk eden düşünceler'

'Asıl sapıklık nefrete sevk eden düşünceler'

'Zenne'yi 'Sapıkların Filmi' olarak nitelendiren gazeteye yönetmenleri cevap verdi: ''Asıl sapıklık, yaşam hakkına saygı duymayan, toplumdaki insanları kin ve nefrete sevk eden düşüncelerdir. ''

ntvmsnbc

İSTANBUL - Yeni Akit gazetesinde “Sapıkların Filmi” olarak nitelendirilen 'Zenne'nin yönetmenleri M.Caner Alper ve Mehmet Binay bir açıklama yayınladı:
''Ayrımcılık, nefret suçu, toplumsal dışlanma ve temel haklardan yoksun bırakılma gibi birçok konuda hak ihlali yaşayan kişilere karşı kamuoyunun bilinçlenmesini de amaçlayan “Zenne” filmi, Yeni Akit gazetesi tarafından 17 Ocak 2012, Salı günü yayımlanan Fahrettin Dede imzalı bir makalede “Sapıkların Filmi” olarak nitelendirildi. Yeni Akit gazetesinde “Eşcinsellerden Kültürel Atak” başlığıyla yayınlanan, filmin içinde yer almayan fotoğrafı ise “Filmden Bir Görüntü” bilgisiyle yayımlayan gazete; “Zenne” filmini ve benzer kültürel çalışmaları, nefret söylemi ve suçlarını teşvik eder bir yaklaşımla, her anlamda hedef göstermektedir.
Aynı makalede, Vakit gazetesi yazarı Serdar Arseven’e karşı açılan ve kazanılan bir davadan da söz edilerek, Yargıtay’ın, Vakit aleyhine çıkan kararının geyleri şımarttığı dile getirilmektedir. Yeni Akit, yargı organlarının kararına karşı da saygısızca yaklaşarak, mahkemelerimiz tarafından verilen bu cezayı küçümsemektedir.
“Zenne” filmi; gerek Anayasamız, gerek İnsan Hakları Evrensel Bildirisi ve gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve dolayısıyla hukuk devleti ile koruma altına alınmış bulunan insan haklarından “Yaşama Hakkı”nı öne çıkarmakta ve nefret söylemine de karşı çıkmaktadır. Ne yazık ki söz konusu makalede olduğu gibi bazı yazarlar, daha filmi izlemeden eşcinselliği ‘sapıklık’ olarak değerlendiren bir zihniyetle, yaşamın temelini oluşturan yaşama ve kişi hakkına, ölçüsüzce saldırıda bulunabilmektedirler.
İşte bu tür yaklaşımların sonucunda ya filmdeki gibi bir cinayet ya da intiharla sonuçlanan olaylarla karşılaşılması kaçınılmazdır. Eşcinsellik bir hastalık, namussuzluk, ahlaksızlık yahut gayri insani bir durum değildir. Bizler sanatçılar olarak, toplumumuzda yaşayan farklı kimlikler ve yönelimdeki insanlara karşı hoşgörülü davranılması gerektiğini düşünüyoruz. Her gün binlerce insanın okuduğu bir gazetenin, toplumu kin ve düşmanlığa sevk eder, nefret suçlarını teşvik eder bir biçimde kaleme aldığı bu yazıyı yayımlamış olmasını esefle kınıyoruz. Bizce asıl sapıklık, yaşam hakkına saygı duymayan, toplumdaki insanları kin ve nefrete sevk eden düşüncelerdir.
Bu yazı, “Sapıkların Filmi” tanımlamasıyla şahsımıza yönelik hakaret ettiği gibi filme gidenlerin de sapık olduğu düşüncesini oluşturacak şekilde, kamuoyunu filmden soğutma ve uzaklaştırma amacıyla düzenlenmiştir. Bir yazarın film hakkında olumlu-olumsuz görüşlerini yazarken, eleştirisini kişisel onur ve hakların ihlaline ve hakarete dönüştürmemesi, toplumu kin ve nefrete sevk edecek şekilde yapmaması gerektiği açıktır. Yasal haklarımız kullanılacaktır. ''

Babasına göz yummayan belediye başkanı

Babasına göz yummayan belediye başkanı

Ticaretle uğraşan baba, dükkanında ruhsatsız tadilat yapınca, belediye başkanı oğlu bunu engelledi. Başkan 'babam olsa göz yummam' derken, baba durumdan şikayetçi.

Belediye Başkanı Enver Salih Dinçer (üstte) ve babası
ntvmsnbc ve Ajanslar

AYDIN - Çine Belediye Başkanı Enver Salih Dinçer, babasına ait dükkanda yapılan tadilatı ruhsatsız olduğu gerekçesiyle engelledi.
Çine'de beyaz eşya ticareti yapan Ünal Dinçer (73), bayisi olduğu markanın ısrarı üzerine, dükkanını büyütme kararı alarak, aynı binada bulunan iki iş yerini daha kiraladı.
Dinçer, dükkanları birleştirmek için aradaki duvarı yıkım işlemini başlatırken, konudan haberdar olan oğlu Çine Belediye Başkanı Enver Salih Dinçer, tadilat ruhsatı alınmadığı için yıkım işlemini önce durdurttu, sonra da yıkılan duvarı yeniden ördürdü.
Olayla ilgili hem Belediye Başkanından hem de babadan açıklama geldi.

''BABAM OLSA GÖZ YUMMAM" Belediye Başkanı Enver Salih Dinçer, babası olsa bile yanlışa göz yummayacağını söyledi.
Yıkım işlemeninin belediyeden izin alınmadan yapıldığını ve olayı duyunca 'başına kaynar sular' döküldüğünü dile getiren Dinçer, ''Hemen aradım, duvarı yeniden örmelerini söyledim. Bana 'Bugüne kadar böyle bir iş için kim dilekçe vermiş?' diye çıkıştı. Ama ben taviz vermedim. İnşallah babam bunu saygısızlık olarak algılamamıştır. Yanlış yapmasına izin veremezdim. Kurallara uygun hale getirsinler, olabilir bir şeyse izin veririz. Bundan böyle Çine Belediyesi olarak hiç kimsenin, 'Ben yaptım, oldu' demesine müsaade etmeyeceğiz'' diye konuştu.

BABA DİNÇER ISRARLI
Baba Ünal Dinçer ise, toplumdaki ''Siyasetçiler yakınlarına rant sağlar'' düşüncesinin kendilerinde tam tersi işlediğini belirterek, belediye başkanının babası olduğu için esnaf olarak büyük zarar gördüğünü öne sürdü.
Çine'de bugüne kadar belediyeden izin alınmadan birleştirilen birçok dükkan olduğunu savunan Dinçer, ''Biz aynı binada birleştirme yaptık. Yan yana ayrı binalarda bulunan dükkanları birleştirenler oldu. İlçemizde bunun bir sürü örneği var. Biz yasal yollardan duvarı yıkıp dükkanı genişletmenin yollarını arıyoruz. Mülk sahibi bir yandan, ben bir yandan araştırıyorum. Gerekirse mahkemeye kadar gideceğim'' diye konuştu.

Dinçer, yaşanan bu olayın kendisini çok üzdüğünü vurgulayarak, oğlunun ticaretine engel olduğunu iddia etti.

Türkiye AB - İran buluşmasına hazır

Türkiye AB - İran buluşmasına hazır

Türkiye'nin, AB ile İran arasında yapılması öngörülen nükleer müzakerelere ev sahipliği yapmaya hazır olduğu açıklaması, Brüksel'de bulunan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'dan geldi.

NTV

BRÜKSEL - Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin NATO'ya üyeliğinin 60'ıncı yıldönümüne ilişkin düzenlenen toplantıya katılmak üzere Brüksel'de.
Davutoğlu, İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi ve AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton ile telefon görüşmelerinde bulunduğunu söyledi.
Dışişleri Bakanı, görüşmelerde, AB ile İran arasında yapılacak arasında başlaması öngörülen nükleer zenginleştirme programına ilişkin müzakerelere Türkiye'nin ev sahipliği yapamaya hazır olduğunu bildirdiğini dile getirdi.
Türkiye'nin NATO'nun stratejik unsuru olan Füze Savunma sisteminin önemli bir parçası olan erken uyarı radarlarına ev sahipliği yapma kararının stratejik bir karar olduğuna vurgu yapan Davutoğlu, bu sistemin Iran'ı ne de başka bir ülkeyi hedef aldığını hatırlattı.
Suriye'deki gelişmeleri değerlendiren Ahmet Davutoğlu, Arap Ligi'nin suriye'ye gözlemci göndermesinin ülkeledeki şiddet olaylarına son vermemiş olmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Davutoğlu, buna rağmen Türkiye'nin Arap Birliği'nin çabalarının arkasında olup destek vermeye devam edeceklerini dile getirdi.

PERRY'NİN SÖZLERİ
NATO'nun Suriye'ye yönelik olarak herhangi bir askeri planı bulunmadığını da bir kez daha tekrarlayan NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, ABD'de Cumhuriyetçilerin Başkan aday adayı olan Teksass Valisi Rick Perry'nin Türkiye'nin NATO üyeliğine yönelik sözlerini yorumladı. Perry'nin açıklamasını ağır bir şekilde kınadığını dile getiren Rasmussen, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun da bu sözlerinin asılsiz ve yersiz olduğuna vurgu yaptığını hatırlattı.

Erdoğan: 'Dink'te üzerimize düşeni yaptık

Erdoğan: 'Dink'te üzerimize düşeni yaptık

Başbakan Erdoğan, Hrant Dink cinayeti davasında mahkemenin verdiği tartışma yaratan kararlarla ilgili konuştu.

ntvmsnbc ve Ajanslar

ANKARA - Başbakan Erdoğan, Hrant Dink cinayeti davasında verilen kararlarla ilgili, Kanal D televizyonunda Mehmet Ali Birand'ın sorularını yanıtladı.
Erdoğan'a yöneltilen sorulardan biri, 'devlet kendi içindeki sorumluları yeteri kadar incelemedi, sorumluların üzerine gitmesi gerekirdi' konusu oldu.
Erdoğan da, "Yargı, yürütme olarak bizden ne istediyse onu yerine getirdik" yanıtı verdi.
Erdoğan, ''Bu konuyla ilgili olarak devlet bir defa yargıyla müşterek çalışmalarını yaptı. Yargı da zaten devletin bir unsuru. Dolayısıyla burada neyi kastediyorlar onu bilemem. Ama bununla ilgili biz yürütme olarak bize ne dendiyse, bizden ne istendiğiyse bu çalışmaların hepsi yapıldı ve yakalama sürecinden tutunuz, ondan sonraki diğer vesaire tüm bunlara baktığımızda istenen ne olmuşsa bunlar yerine getirilmiş ve diğerlerinin de biliyorsunuz yargılama süreci bu şekilde devam etmiştir'' dedi.
"HER ŞEY BİTMEDİ"
Davada verilen kararla ilgili temyiz sürecinin bulunduğunu hatırlatan Erdoğan, ''Temyiz bu karar noktasında çok daha farklı bir kararı verebilir. Şu anda temyize gidecek bir süreç olduğu için bunu da yorumlamamız doğru değil. Ama ben, her şey burada bitmediği için bu noktada temyiz sürecini izlemekte, takip etmekte fayda olduğuna inanıyorum. İnanıyorum ki adalet bu noktada yerini bulur.
"BİZ YAKALADIK, YARGI SÜRECİ UZADI" Burada beklentiler çok çok farklı. O beklentilere kısmen katılmak mümkün olduğu gibi geneline katılmam mümkün değil. Örneğin, 32 saatte bu işin failini yakalamış bir hükümetiz biz. Ondan sonrası yargıya ait bir süreçtir. Ama yargıya ait süreç uzamıştır. Hemen hemen 5 yıl oldu bu süreç. Dolayısıyla biz bu süreç içerisinde yargıdan yürütmeye ne intikal etmişse veya yürütmeden ne istenmişse yürütme bunların hepsini yerine getirmiştir. Bundan sonra böyle bir şey olacak olursa yine yerine getirmeye devam eder.''
"KARAR İÇİNİZE SİNDİ Mİ?" ''Karar içinize sindi mi?'' sorusuna Erdoğan, ''Az önce de ifade ettiğim gibi kamuoyu vicdanı rahat değil ama faille ilgili verilmiş olan bu ceza, bundan daha başkası olmaz zaten ağırlaştırılmış müebbet hapis, idam olmadığına göre, bundan daha başka ceza verilemez'' yanıtını verdi.

En Çok Okunan Haberler

Google Arama