22 Kasım 2011 Salı

"Bizi Paris'te vurdular"

"Bizi Paris'te vurdular"


İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne yapılan operasyonun ardından Başkan Aziz Kocaoğlu konuştu.


İzmir Büyükşehir Belediyesine yönelik operasyonun ardından, Paris'teki EXPO 2020 sunumu programını yarıda keserek İzmir'e dönen Kocaoğlu, belediye önünde bekleyenlere hitaben bir konuşma yaptı.

Kocaoğlu, mayıs ayında belediyeye yapılan operasyonun 6 ay sürdüğünü, sabırla vemetanetle adaletin sağlanmasını beklediklerini belirterek, "Sustuk ve en son bu işin teftişi, yasayı, uygulamayı geçtiğini, tacize vardığını söyledik. Biz 7,5 senedir İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapıyoruz, 43 senedir de İzmir'de, Bornova'dayız. Bir Allah'ın kulu kalkıp da 'bu adam yolsuzluk yapar, ihaleye fesat karıştırır, bu adam rüşvet alır' diye düşünmedi" dedi.

İnsanların kendisini "dürüst, çalışkan, onurlu başkan" olarak nitelendirdiğini dile getiren Kocaoğlu, şöyle devam etti: "Bu sıfatları ben kendime yüklemedim. Bunu 3,5 milyon İzmirli yükledi. Şimdi diyorlar ki 'Biz İzmir'de yerel yönetimleri alacağız. Bizim İzmir'de yerel yönetimleri almamız için Aziz Kocaoğlu dürüst değildir, çalışkan değildir imajını vermemiz gerekiyor.' Bu bir propaganda. 2009 seçimleri sürecinde başladı. Hep bizi kavgaya çekmeye çalıştılar. Amaçları politikti."

"Paris'te vurdular"

Kocaoğlu, mayıs ayındaki operasyondan kısa bir süre sonra EXPO için Paris'te bir toplantı olduğunu ve buna kendisinin gitmediğini hatırlatarak, şöyle konuştu: "(Mayısta) Paris'e arkadaşlarımızı yalnız bırakmamak için gitmedim. Hemen propaganda başlattılar... Dün sabah 60 kişilik bir heyetle Paris'e gittik, bugün çalışacaktık. Paris'te vurdular, İzmir'de yetmedi. Yerel yönetimin başı olarak ve bu kenti kalkındırmak için görevimi yapmaya gittim ama ilk uçakla geri geldim. Bir hesap var ama bu hesabıoyunu kuranlardan başka bilen yok."

Aynı inançla, aynı inatla, aynı istekle, aynı şevkle geceli gündüzlü çalışacaklarına değinen Kocaoğlu, şunları kaydetti: "İnsanların tarihinde, devletlerin, milletlerin tarihinde, ailelerin tarihinde sıkıntılı dönemler vardır. Türkiye de sıkıntılı dönemden geçiyor ama kısa dönemli duraklamalar bizi güçlendirir. Bu amaçla çalışacağız. Kursağımızdan haram lokma geçmedi.

Biz sadece adalet istiyoruz. Bu konuya hem hükümetin hem de devletin el atmasını istiyoruz. Alnımız açık, yüzümüz pak, sadece adalet istiyoruz. Hem Sayın Başbakan'ı hem Sayın Cumhurbaşkanı'nı adalete çağırıyorum. Daha önce de bugün de ifadesi alınan arkadaşlarımızın hile, hurda, rüşvet, iltiması yoktur. Bu oyun ve er veya geç oyunu kuranların başında hallolacaktır. Bize bu insanlık dışı uygulamayı yapanlar hem Tanrı huzurunda hem millet huzurunda hem de adalet huzurunda hesap verecekler. Adalet herkese lazımdır, bugün bana bunu yapanlara da lazım olacaktır. Bunu kimse unutmasın."
kaynak.mynet.com

Seyfülislam bakanlık getirdi!

Seyfülislam bakanlık getirdi!


Libya'yı seçimlere taşıyacak hükümet kuruldu. Savunma Bakanlığı, Seyfülislam Kaddafi'yi yakalayan güçlerin komutanına verildi.


Libya'da anayasayı hazırlamak ve ülkeyi demokratik seçimlere götürmekle görevli geçici hükümet, Ulusal Geçiş Konseyi tarafından başbakan seçilen Abdürrahim El Kib tarafından oluşturuldu.
El Kib'in kabinesinde dışişleri bakanlığına Aşur Bin Hayyal, maliye bakanlığına Hasan Ziglam, petrol bakanlığına Abdürrahim Binyizze ve adalet bakanlığına Ali Ahmed Aşur getirildi.
Savunma bakanı ise geçen haftasonu Seyfülislam Kaddafi'yi yakalayan Zintanlı askerlerin komutanı Usame El Cuvali oldu. Zintanlı askerlerden oluşan birlik, Trablus'un Kaddafi güçlerinin elinden alınmasında da önemli rol oynamıştı.


Daha önceki yorumlar, Libya'daki aşiretlerin bakanlık kapmak için büyük bir çekişme içinde olduğu yönündeydi. Seyfülislam'ı yakalayan Zintanlıların bu sayede savunma bakanlığını aldığı söyleniyor.
Hükümeti açıklamak için basın toplantısı düzenleyen Başbakan El Kib, yeni kabinin ülkenin tamamını temsil etmesinin yanında, bakanlıklar dağıtılırken kabiliyet ve liyakatın dikkate alındığını belirtti.
ESKİ REJİMLE ÇALIŞANLAR
UGK tarafından onaylanan isimler üzerinde bir anlaşmazlık olmadığını ifade eden El Kib, önceki rejimden bazı isimlerin de yeni hükümette yer aldığının sorulması üzerine, ''Şu anda UGK başkanı olan Mustafa Abdülcelil de önceki rejimde adalet bakanlığı görevinde bulunmuştu. Birçok kişi eski rejimle çalıştı ve bunun için kimseyi suçlayamam. Ama eğer hala eski rejimle bağları olanlar varsa, bu kişiler derhal görevden uzaklaştırılır'' dedi.
LİYAKAT ÖNEMLİ
Yeni hükümette Kaddafi güçleri ile çarpışan grupları temsil eden çok fazla kişi bulunmadığı yönündeki bir soruya cevap veren El Kib, belli bir gruba ya da bölgeye göre seçim yapılmadığını, bakanların sadece ''savaştıkları'' için seçilemeyeceğini ve liyakatın önemli olduğunu vurguladı.
El Kib ayrıca, yeni hükümetinin önceliğinin Kaddafi güçleriyle çarpışan yaralı ve şehitlerin ailelerinin geleceği ile ülkedeki güvenliğin sağlanması olduğunu kaydetti.
İKİ KADIN BAKAN
Hükümette iki kadın bakan var El Kib'in kabinesinde iki de kadın bakan bulunuyor. Bu isimler, sağlıkbakanlığına getirilen Fatma El Harruş ve sosyal işler bakanı olarak görevlendirilen Mabruka Cibril oldu.
El Kib, Libyalı kadınların hükümette temsil edilmesinini istediklerini belirterek, ''Tabii ki bu isimler kadın oldukları için değil, niteliklerinden dolayı seçildi'' diye konuştu.
kaynak.mynet.com

“28 Şubat”a soruşturma açıldı...

“28 Şubat”a soruşturma açıldı


Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarihe “Postmodern Darbe” olarak geçen “28 Şubat” süreciyle ilgili soruşturma başlattı...


ANKARA (ANKA) - Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarihe “Postmodern Darbe” olarak geçen “28 Şubat” süreciyle ilgili soruşturma başlattı. Soruşturma çerçevesinde dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı ve kuvvet komutanlarının da aralarında bulunduğu dönemin komutanlarının ifadesinin alınabileceği öğrenildi.
Bir avukat, 28 Şubat süreciyle ilgili olarak, dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı ve kuvvet komutanlarının da aralarında bulunduğu kişiler hakkındaAnkaraCumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu. “28 Şubat” sürecinde yaşanan olaylarda etkin rol oynayan kişilerin eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 312. Maddesinde düzenlenen “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırma ve görevlerini engelleme” suçunu oluşturduğu savunulan dilekçede, “Refahyol hükümetinin ‘rejimin tehdidi’ gibi gösteren bir anlayışın karşı karşıya geldiği bir ortamda, 28 Şubat 1997 tarihinde yapılan bir darbe ile 54. hükümet görevden uzaklaştırılmıştır” ifadelerine yer verildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da başvuruyu mercek altına aldı. Özel Yetkili Savcılık, “Kudüs Geceleri”nin düzenlendiği, “Sincan’da tankların yürüdüğü”, “MilliGüvenlik Kurulu” bildirileriyle “demokrasiye balans ayarı”nın verildiği dönemi mercek altına aldı. ANKA’nın edindiği bilgiye göre, Özel Yetkili Savcılık tarafından döneme ait tüm bilgi ve belgeler masaya yatırılıyor.





Özel yetkili savcılık tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde döneme ait tüm bilgi ve belgeler inceleniyor. Savcılığın “28 Şubat kararları” olarak bilinen Milli Güvenlik Kurulu kararlarının da mercek altına aldığı, dönemi anlatan kitapların bile inceleme kapsamına girdiği öğrenildi. Soruşturma çerçevesinde savcılığın, Gölcük’teki Donanma Komutanlığı’nda İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı tarafından yapılar aramada ele geçirilen belgeleri de isteyeceği öğrenildi. Önümüzdeki dönemde savcılığın dönemin komutanlarını ve bürokratlarını ifadeye çağırması bekleniyor. Soruşturmadaki suçlama ise “Cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya veya görevini kısmen ya da tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs. Kamu görevlisinin görevini yapmasını engelleme.” Savcılığa yapılan başvurularda ilk suçlanan isimler ise dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı ve Genelkurmay 2. Başkanı emekli Orgeneral Çevik Bir.
-28 ŞUBAT SÜRECİ-
1995 genel seçimlerinde Necmettin Erbakan liderliğindeki Refah Partisi sandıktan birinci parti çıktı. Merhum Başbakan Necmettin Erbakan ile DYP Genel Başkanı Tansu Çiller REFAHYOL hükümetini kurdu. Erbakan’ın Başbakanlık Konutu'nda tarikat şeyhlerine iftar yemeğine davet etmesi tepki topladı. RP’li Sincan Belediye Başkanı’nın düzenlediği "Kudüs Gecesi" ve burada yaşananlar, bir gün sonra Sincan sokaklarında tankları yürümesine neden oldu. RP hakkında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kapatma davası açıldı. Bu süreçte yapılan MGK toplantısında 18 maddelik bildiri hazırlandı. Erbakan 18 Haziran tarihinde başbakanlıktan istifa etmesinin ardından 30 Haziran’da Mesut Yılmaz ve Bülent Ecevit ANASOL-D Hükümeti kuruldu.
kaynak.mynet.com

Meclis'te küfür işgal getirdi..

Meclis'te küfür işgal getirdi


CHP milletvekilleri, Grup Başkanvekili Muharrem İnce öncülüğünde Meclis kürsüsünü işgal etti.


Meclis’te işgal eylemi yaşandı. Oturumu yöneten AK Partili Grup Başkanvekili MehmetSağlam’ın, CHP Grup Başkanvekii Muharrem İnce’ye küfür ettiği iddiası, tutanaklarla doğrulandı.

Bunun üzerine Sağlam’dan özür dilemesi istendi, Sağlam özür diledi ancak 30-40 kadar CHP’li milletvekili, Muharrem İnce’nin çağrısı üzerine Meclis kürsüsünü işga etti.

Genel Kurul'da, Muharrem İnce, yerinden ayağa kalkarak, Sağlam'a hitaben, ''Sayın Başkan, burada sinkaflı bir söz ettiniz. Televizyonları izleyenler bizden çok daharahat duyuyor. Şu anda Facebook ve Twitter'de bununla ilgili yorumlar yapılıyor. Sizin ağzınızdan böyle bir laf çıktı mı? Umarım çıkmamıştır'' dedi.

Sağlam, bunun üzerine birleşime ara verdi. Aranın ardından tutanakları okuyan Sağlam, ''Şahsıma yakışmayan bir sözün ağzımdan çıktığı belli oluyor. Böyle bir sözün ağzımdan çıkmaması gerekirdi. Özür diliyorum'' dedi.

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, bu sözler üzerine tüm CHP milletvekillerini kürsünün etrafında toplanmaya çağırdı. İnce'nin ayrılana kadar eylemi sürdüreceklerini belirtmesi üzerine Sağlam, birleşimi kapattı.

TIME’DAKİ ERDOĞAN FOTOĞRAFI
Bu arada, CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray'ın Başbakan Erdoğan'ın kapak olduğu TIME dergisini TBMM Genel Kurulunda göstermesi, tartışmaya neden oldu.

Genel Kurul’da söz alan Çıray, Başbakan Erdoğan'ın kapak olduğu TIME dergisini göstererek, ''Şu derginin kapağındaki ruh halini herkesten önceden gördüler. Hergerçek sanatçı gibi malzemesinin ruhuna, gerçek karakteri nüfuz etmiş. Bu fotoğraftacumhuriyetimizin kurucu liderlerini karalamakiçin, var olan karanlık bakışları yakalamış. Bu fotoğraf zorba bir ruhun portresidir. Bu karanlık bakışların ardındaki zorbalığı teslim olmayacağız'' dedi.

''BUNDAN SONRA BÖYLE''
AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, bazı milletvekillerinin, akıllarından ve dillerinden rahip cübbesini hiç düşürmediklerini belirterek, ''Ne kadar düşkünsünüz rahip cübbesine? Burası Müslüman bir ülke, örnek vereceksen oradan ver'' diye konuştu.

CHP'li Çıray'ı kastederek, ''Burada eleştiri yapılabilir ama burada bir konuşmacı Başbakan'a hakaret ettiği zaman aslında kendi genel başkanına hakaret yapıyor. Biz de aynen bir misliyle mukabele edeceğiz. Hakaret etmeyeceğiz ama acıtacağız'' diyen Canikli, CHP'lilerin latf atması üzerine, ''Tarz ve yöntem olarak bundan sonra böyle'' dedi.

KILIÇDAROĞLU’NUN SSK GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Canikli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun SSK Genel Müdürü olduğu 1992 yılında, İstanbul Göztepe Hastanesi genel onarım inşaatını davetiye usulü ile hemşehrisi olan Ali Özcan'ın sahibi olduğu Yapı Üretim A.Ş'ye, 21 milyar 304 milyon lira karşılığında verdiğini kaydetti.

İşin ancak 1998'te bittiğini ve bitiş rakamının da 466 milyar liraya çıktığını belirten Canikli, ''benim genel başkanımdan hesap sorabilmen için önce kendi genel başkanından bunun hesabını sorman lazım'' dedi.

Canikli, Tunceli Sağlık Meslek Lisesi inşaatının da 1993'te gene davetiye usulü ile 23 milyar liraya Tunceli'li bir müteahhide verildiğini ve 1997'de 195 milyar liraya tamamlandığını söyledi.

Nurettin Canikli, ''Takiye deniliyor. 9 yıldan beri iktidardayız. Var mı öyle bir şey? Yok. Bunlar unutulmuştu ama tekrar gündeme getirildi. Takıye anlamına gelecek en ufak bir icraatımız yoktur'' dedi.
kaynak.mynet.com

Polis merkezine silahlı saldırı

Anahtar kelime giriniz


Diyarbakır merkez Yenişehir İlçesi'ndeki ŞehitlikEmniyet Müdürlüğü hizmet binasına bugün saat 18.00 sıralarında kimliği belirsiz kişiler tarafından silahlı saldırı düzenlendi.


İlk belirlemelere göre 2 kişi olduğu belirtilen saldırganlar, binanın karşısında bulunan okul ve binanın arka kısmından ateş açtı.
Açılan ateşte kurşunlar, polisin saldırılara karşı aldığı önlemler çerçevesinde bina önüne konulan Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı'na (TOMA) isabet etti.
Bina önünde nöbet tutan polislerinde anında ateş açarak karşılık vermesi üzerine saldırganlar ara sokaklara kaçtı.
Ölen ya da yaralananın olmadığı saldırıda, bölgeye aralarında özel harekat timlerinin de bulunduğu çoksayıda polis sevk edildi. Polis, saldırganları yakalamak için kent genelinde başlattığı geniş kapsamlı operasyonları sürdürüyor.
Bu arada görevli polisler telsiz anonsuyla uyarılarak, yeni saldırılara karşı önlemleri en üst seviyeye çıkarılması istendi.
kaynak.mynet.com

Hükümetin bedelli kararı Burdur'u vurdu!

Hükümetin bedelli kararı Burdur'u vurdu!


Ekonomisi büyük ölçüde dövizli ve bedelli askerliğe bağlı olan Burdur,yeni bedelli askerlik uygulamasında temel eğitimin kaldırılmasıylaekonomik kayıp yaşayacak.


Dövizle askerlik yapanların yurt dışından 21 günlük temel eğitim için yılda 4 dönem geldiği Burdur'da, yeni dövizli ve bedelli uygulamasında bu temel eğitimin kaldırılması kentte şok etkisi yaptı.

Burdur ekonomisinin ticaret ve hizmetsektörüne dayanan tarafında, bedelli askerliğin önemli bir yer tuttuğunu belirten Burdur Ticaret ve Sanayi Odası (BUTSO) Başkanı Yusuf Keyik, kent ekonomisinin can damarını Mehmet Akir Ersoy Üniversitesi'nin ve bedelli askerliği oluşturduğunu söyledi.


Burdur merkezde 80 bin kişinin yaşadığını hatırlatan Keyik, 21 günlük temel eğitimin kaldırılmasını beklemediklerini söyledi. Keyik şöyle dedi: “Dövizli askerlikle ilgili temel eğitimin kaldırılmasını üzüntüyle öğrendik. Burdur’un ekonomisi için bedelli askerlik önemli bir yer tutuyordu. Yılda 4 dönem gelen askerler otel, restoran, kafe gibi sektörlerde önemli bir rol oynuyordu. Bunun kaldırılması Burdur ekonomisi için ciddi bir kayıp olarak değerlendiriyoruz. Bu tabii ki Burdur’dan bedelli askerliğin kaldırılması, alayın kapatılması anlamına gelmiyor. Belki bedellilerin yerine normal askerler gelecek. Normal askerlerden beklentilerimizle bedelli askerlerden beklentimiz aynı değil, ekonomik anlamda. Askerlikle ilgili çalışmalar ülke adına yapılması gereken çalışmalardır."

Esnaf ne diyor?

Bedelli askerliğin kent ekonomisinin can damarını oluşturduğunu belirten esnaf, kararın bu kent için yıkım olacağını söyledi.

Burdur'da şekerci Mustafa Kemal Bilgiç, "Burada asker olmadığı zaman esnaf açısından bir yıkım olacak. Esnaf odaları, milletvekilleri, boşluğu doldurmaları için çalışma yapması gerekiyor. Çarşı esnafı mağdur olacak. Ben yıllık yüzde 25 kayıp yaşayacağıma inanıyorum. Dövizli askerlik kaldırıldığı zaman bur çok esnaf kepenk kapatacaktır" diye konuştu.

Fotoğrafçılık yapan Göksel Ediz ise "Burdur’da fotoğrafçıyım. Bizim için şok edici bir karar. En azında bedelli olarak 21 gün askerlik yapsın. Yeşil elbiseyi giysin. Bütün esnaf zarar edecek. Sadece fotoğrafçılar için değil. Asker gelmediği zaman dükkana kilit vurup iş aramaya başlayacağız" dedi.

Diğer bir fotoğrafçı Sadık Duman ise “Dövizli askerlerin Burdur’a gelememesi en çok fotoğrafçıları etkileyecek. Bütün esnaf etkilenecek, ayakkabı boyacısına kadar. Burdur bir yılda 25 milyon liralıkekonomik kayıp yaşayacak. Türk vatandaşının askerlik yapması gerektiğine inanıyorum. O elbiseyi giyip tüfeği eline alması gerekiyor" diye konuştu.

Askeri giyim ve diğer malzemeleri satan Doğan Kızılkaya ise, "Bedelli askerliğin kaldırılması esnafa çok zarar verecek. Ekonomik yönden çok sıkıntı yaşacağız. Askerliğin devam etmesini diliyorum" dedi.

Lokanta işleten Turgay İnce şunları söyledi: "Bedelli askeriliğin kaldırılması bizi çok üzdü. Esnafımızın tek gelir kaynağı. Taksicimizi, otelcimizi, bakkallarımızın kısacası esnafımızın geçim kaynağı asker. Lokantacı bugün 30 kişi çalıştırıyorsa asker gittiğinde bu 15’e düşecek. İstihdam sorunu yaşanacak. Esnafın yarısı kepenk kapatacak. Maddi açıdan büyük kaybımız olacak. Para verip askerin yurda gelmemesi yanlış olur. Bir dönemde ortalama 6 bin asker Burdur’a geliyor. Ailesiyle geldiği zaman 12 bin kişi yapar. Bu da Burdur’un tek geçim kaynağı anlamına geliyor."

Dilenciler dahi Burdur'a geliyor

Türkiye'de döviz karşılığı bedelli askerlik yapılan tek il olan Burdur'da, bedelli erler 21 gün askerlik hizmetleri sırasında çarşı izinlerini, özellikle kamera karşısında geçiriyor. Vatani görevini 3 haftada tamamlayan bedelli erler, fotoğrafçılardaki komando kıyafetleri ve oyuncak silahlarla poz veriyor.

Bedelliler, 21 gün içinde fotoğraflar için ortalama 200 lira harcıyor. Bedelli askerler, vatani görevleri sırasında Burdur ekonomisine kişi başına ortalama 750 lira kazandırıyor. Bedelliler, Burdur ekonomisine 21 günlük bir dönemde, toplam 2 milyon 500 bin lira kazandırıyor. Özellikle fotoğrafçılar, lokantalar, oteller, hediyelik eşya satanlar, bedelli askerlerin yolunu gözlüyor. Bedelli döneminde çevre illerden dilenciler de Burdur'a akın ediyor.

Ünlülerin adresi Burdur

Yurtdışında yaşayan ve vatani görevlerini Burdur'da bedelli olarak yerine getirenler arasında millifutbolcular, milli basketbolcular, sanatçılar ve kamuoyunun yakından tanıdığı ünlülerin çocukları da yer alıyor. Bu isimlerin başında ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, damadı Berat Albayrak ile milli futbolcu Emre Belözoğlu, Nihat Kahveci, milli basketbolcu Hidayet Türkoğlu, sanatçılardan Mehmet Ali Erbil, Rafet El Roman ve Kubat gibi isimler de yer aldı.
kaynak.mynet.com

"Kubilay"ın yönetmenine de İzmir gözaltısı...

"Kubilay"ın yönetmenine de İzmir gözaltısı...


İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik düzenlenen operasyonda 42kişi gözaltına alınmıştı. Operasyon kapsamında İstanbul’da da 3 kişi gözaltına alındı.


Gözaltına alınanlar arasında "Kubilay" filminin yönetmeni Faik Ahmet Akıncı da bulunuyor.
İzmir Menemen’de şehit edilen Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay’ın hayatını anlatan "Kubilay" filminin yönetmeni Faik Ahmet Akıncı, sabah saatlerinde Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nden gelen telefon üzerine Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne geldi. Emniyete teslim olmadan önce Doğan Haber Ajansı’nın sorularını yanıtlayan Akıncı, İzmir’deki operasyon kapsamında İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından annesiyle birlikte kaldığı eve baskın düzenlendiğini belirtti.
Baskın sırasında arkadaşında olduğu için gözaltına alınamadığını ifade eden Akıncı "Cep telefonumdan aradılar. İzmir’deki yolsuzluk davasıyla ilgili arandığımı söylediler. Ama ben İzmir’de hiçbir ihaleye girmedim. CHP’li hiçbir partinin ihalesine girmedim. İstanbul Büyükşehir, Gaziantep, Kayseri olmak üzere birçok AK Partili belediyenin ihalelerine girdim. Bu ihalelerin çoğunda yolsuzluk olduğuna dair savcılıklara şikayetlerim olduğu halde hiçbir şey yapılmadı. Ama ben içinde olmadığım bir davayla ilgili aranma nedenimi anlamıyorum" diye konuştu.
Haberin Devamı

ERGENEKON SORGUSU
Akıncı, yönetmeni olduğu "Kubilay" filmi ile ilgili yoğun baskı gördüğünü iddia etti. Ergenekon soruşturması kapsamında Kubilay filmi ile ilgili ifade verdiğini de belirten Akıncı, "Emniyette, ’Parayı nerden buldun? İçerideki Ergenekoncularla bağlantıların var mı? diye sorular soruldu. Sadece Doğu Perincek’i tanırım. Bir partinin siyasi başkanı olmasında tanırım. Bir defa görüşmüşlüğüm var. Sadece ifademi aldılar. Dava açılmadı" dedi.
"BAŞKANLA DAVALIĞIM"
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ile mahkemelik olduğunu belirten Akıncı, "İzmir Büyükşehir Belediye başkanı "Kubilay" filmini çekerken destek sözü vermişti. Ancak daha sonra destek vermedi. Bende kendisiyle ileri geri konuştum. O da bana dava açtı. Dava halen devam ediyor" diye konuştu.
Röportajın ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne giren Akıncı, nizamiye kapısında gözaltına alınarak Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’ne götürüldü. Akıncı ile birlikte gözaltına alınan diğer 2 kişi de İzmir’e gönderildi.
kaynak.mynet.com

Çin'i protesto eden rahip kendini yaktı...

Çin'i protesto eden rahip kendini yaktı


Çin'in güneybatısındaki Sichuan eyaletinde, Pekin yönetiminin Tibet bölgesinde uyguladığı dini kısıtlamaları protesto eden Tibetli bir rahip sokak ortasında kendini yaktı.


Özgür Tibet İçin Öğrenciler adlı Çin karşıtıgrup tarafından yayınlanan videogörüntülerinde, 35 yaşındaki Palden Choesto adlı kadın rahip yanarken görülüyor.
 
Grup tarafından yapılann açıklada videoyu Çin dışına çıkarabilmek için her türlü riskin göze alındığı belirtilirken kadın rahibin kendini yakma tarihi 3 Kasım olarak belirtildi. Görüntülerde rahibin fazla kımıldamadan durduğu ve sonra yere çöktüğü görülüyor.
 
BÖLGEDE BENZER OLAYLAR YAŞANMIŞTI 
Bölgede buna benzer olaylar yaşanmış ve Tibetli iki rahip, Çin’in dini kısıtlamalarını protesto etmek amacıyla kendilerini ateşe vermişlerdi. Daha öncede Kirti Manastırı’nda iki rahip kendini yakmıştı.
 
'KENDİNİ FEDA EDECEK ÇOK TİBETLİ VAR'
Olay sonrası, Özgür Tibet adlı grup tarafından yapılan açıklmada, “Uluslararası kamuoyunun dikkatini dünyanın en büyük ve en uzun süreli insan hakları krizlerinden birine çekmek için yaşamları feda etmeye kararlı çok sayıda genç ve cesur Tibetli olduğu" bildirilmişti.
kaynak.mynet.com

Sonum Kaşif Kozinoğlu gibi olmasın...

Sonum Kaşif Kozinoğlu gibi olmasın


İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde oluşturulan salonda görülen duruşmaya, tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Levent Ersöz, ikinci kez katıldı..


Sol kolunda serum, tekerlekli sandalyede ve ağzı maskeli halde sağlık görevlilerinin kontrolünde duruşma salonuna alınan Ergenekon Davası’nın tutuklu sanığı Emekli Tuğgeneral Levent Ersöz mahkeme heyetine "Ölmek istemiyorum, yaşamak istiyorum. Bu ucu açık davanın sonunu görmek istiyorum. Bize kötülük yapanların sonunu görmek istiyorum. Sonum Kaşif Kozinoğlu ve Kuddusi Okkır gibi olmasın. Üçüncü ölüm her an içimizden çıkabilir. Bu tablonun yaşanmasında sizin kararlarınız etkili olacaktır" diye seslendi.

Ersöz, uzun süredir tedavi gördüğü Selimpaşa Devlet Hastanesi’nden ambulansla duruşma salonuna getirildi. Tekerlekli sandalyede ve ağzı maskeli halde sağlık görevlilerinin kontrolünde duruşma salonuna alınan Ersöz, müdahil avukatlarının bulunduğu sırada oturdu. Sol kolunda serum olan Ersöz, serum torbası ise savcıların bulunduğu kürsünün yüksek bölümüne asıldı. Talepler kısmında mahkeme heyetine sağlık durumunu anlatan Ersöz, 3 yıldır tutuklu bulunduğunu belirterek sözlerini şöyle devam etti: "Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyete 30 yıl hizmet ettim. Terör örgütü üyeliğiyle suçlanmanın akılla ve mantıkla izah edilecek yanı yok. Birileri bizi bertaraf etmeye çalışıyor. Bizler de direnmeye çalışıyoruz."

"TÜRK ASKERİ KAÇMAZ"

İnternet Andıcı davasında sanık olarak yargılanan Tümgeneral Mustafa Bakıcı ile ilgili "kaçtı" haberleri yapıldığını hatırlatan Ersöz "Benimle ilgili de ’kaçtı’ dediler. Amaç ’general kaçar, savaşamaz’ imajı yaratmak. Ben kaçmadım. Türk askeri kaçmaz, Türk generali kaçmaz" dedi.

"KAŞİF KOZİNOĞLU VE KUDDUSİ OKKIR GİBİ OLMASIN"

Ameliyat olmak üzere gittiği hastaneden polislerin kendisini gözaltına almak istediğini söyleyen Ersöz, "Polislerden ameliyattan sonra gözaltına alınmayı talep ettim. Eğer kabul etseler bugün bu durumda olmayacaktım. Şimdi vücudum enfeksiyon deposu" dedi.

"DARBE PLANI DA YAPILMADI"

14 sivil hastanede tedavi gördüğünü belirten Ersöz, "Adalelerim alındı. Onlarca cerrahi müdahaleye tabi oldum. Vücudumda iki ayrı noktada kanserli hücre tespit edildi. Hastane enfeksiyonu kaptım. Doktorum, hastalıklarımın krnonikleştiğini ve artık hastanede de kalamayacağımı söyledi. ’Peki bunu neden mahkemeye iletmiyorsunuz’ dediğimde de cevap vermiyorlar" diye konuştu. TSK rehabilitasyon merkezine sevk edilmeyi beklediğini belirten Ersöz, bu sevkinin de engellendiğini savundu. Tuncay Özkan ile de görüştüğünün iddia edildiğini belirten Ersöz, "Özkan ile görüşmedim. iddia edildiği gibi bir darbe planı da yapılmadı. Hatta düşünülmedi de" dedi. Önceki gün çok rahatsızlandığını söyleyen Ersöz, göğsünde ani kasılmalar olduğunu ve ölümden döndüğünü söyledi. Vücudunda kemik tümörü de olduğunu söylen Ersöz, "Geçenlerde iki kez kafa üstü yere çakıldım. Sanki elektrik birden kesilmiş gibi oldum. Düştüğümde dişim dilimi kesmiş. Dilim geri dönerek soluk borumu tıkamış" diye konuştu.

"SONUM KAŞİF KOZİNOĞLU VE KUDDUSİ OKKIR GİBİ OLMASIN"

Ersöz, "Ölmek istemiyorum, yaşamak istiyorum. Bu ucu açık davanın sonunu görmek istiyorum. Bize kötülük yapanların sorunun görmek istiyorum. Sonum Kaşif Kozinoğlu ve Kuddusi Okkır gibi olmasın. 3. ölüm heran içimizden çıkabilir. Bu tablonun yaşanmasında sizin kararlarınız etkili olacak. Artık tükendim, dayanacak gücüm kalmadı" sözleriyle konuşmasını tamamladı. Tahliyesini isteyen Ersöz, daha sonra ambulansla tekrar tedavi gördüğü hastaneye gönderildi. Levent Ersöz 9 Mayıs 2011 tarihinde de ilk kez mahkemeye katılmıştı.

"ÜÇ ÖĞÜN DARBE"

Eski İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, darbeye zemin hazırlama suçlamalarına ilişkin "Darbe yapmak o kadar kolay bir şey değil. Bu salondaki sanıklara bakın bunlar mı darbe yapacak? Buradaki 10-15 kişiyle darbe yapılacaksa yemeklerden önce mi, sonra mı bilemem ama günde 3 öğün darbe yapılır" diye konuştu. Duruşma avukatların sözlü ve yazılı taleplerinin alınmasıyla devam ediyor.
kaynak.mynet.com

Tunceli'de teröristler kıskaca alındı

Tunceli'de teröristler kıskaca alındı


Tunceli’nin Hozat İlçesi yakınlarında, 80 PKK’lı teröristin kış üstlenmesine çalıştığı Aliboğazı Vadisi’nde takip operasyonları devam ederken, terör örgütün geçiş güzergahı olarak kullandığı Kinzir Ormanları’nda bu kez 20 kişilik ayrı bir grup tespit edildi.


 Ali Boğazı’na ulaşmaya çalışan PKK’lılar, güvenlik güçlerine karşı 7 ayrı noktada tahrip gücü yüksek C4 ve A4 plastik patlayıcı ve amonyum nitrat ile güçlendirilmiş, uzaktan kumandalı bombalar yerleştirdi.
Bahar ve yaz aylarında eylem yapmak için kırsal alana yayılan PKK’lı teröristler, kış üstlenmesi için Tunceli bölgesindeki toplanma alanı olan Aliboğazı’na ulaşmaya çalışıyor. Bu çerçevede önceki gün 80 kişilik PKK’lı grubunun etkisiz hale getirilmesi için güvenlik güçleri tarafından başlatılan geniş kapsamlı operasyon hala devam ediyor.
ASKERİ KARŞI 7 YERE TUZAK BOMBA YERLEŞTİRDİLER
Bu arada Aliboğazı Vadisi’ne ulaşmaya çalışan 20 kişiden oluşan başka bir terörist grubun Kinzir Ormanları’nda hareket halinde olduğu tespit edildi. Aliboğazı’na ulaşmada kullandıkları Kinzir Ormanları güzergahında kademeli olarak hareket eden teröristler, kendilerini takip eden güvenlik güçlerine karşı 7 ayrı yere uzaktan kumandalı tuzaklar kurduğu öğrenildi.
Bombaların tahrip gücünün çok yüksek, uzaktan kumandalı ve basma düzenekli bomba olduğu öğrenildi. Güvenlik güçleri çoğu C4, A4 plastik patlayıcı ve amonyom nitrat kullanılarak hazırlanan el yapımı bombalardan 1’ini aciliyet gerektirdiği için etkisiz hale getirdi. Kalan 6 bombanın imhası için ise Hozat Cumhuriyet Savcılığı’na bilgi verildiği ve imha çalışmalarının sürdüğü bildirildi.
Sarp kayalık, sığ ormanlık ve derin vadilerden oluşan Aliboğazı Vadisi, PKK’lılar için doğal sığınma alanı oluştururken, güvenlik güçlerine de özellikle kış aylarında büyük engel teşkil ediyor.
Hozat 51’nci Motorlu Tugay Komutanlığı ile Tunceli Jandarma Komutanlığı’na bağlı özel eğitimli birliklerin katıldığı operasyonlarda, 80 kişilik PKK’nın etkisiz hale getirilmek için bölgedeki hakim tepelere sürekli özel eğitimli birlikler sevk ediliyor.
4 SIĞINAK VE MÜHİMMAT BULUNDU
Bu bölgeye başlatılan hava destekli operasyonlar kapsamında arazi araması sırasında Kinzir Ormanları Karataş Kayalıklar’ı arasında gizlenen 3 RPG-7 mühimmatı ile birlikte 4 sığınak bulundu. Sığınaklarda kış üstlenmesinde kullanılmak üzere yüzlerce kilo gıda ve yaşam malzemesi, giyim eşyası bulundu. Kayalıklar çevresinde PKK’lıların yaptığı birçok mevzi de güvenlik güçlerince kullanılmaz duruma getirildi. Sığınaklarda büyük miktarda mühimmat da bulunduğu, bu konuda daha sonra açıklama yapılacağı belirtildi.
Tunceli Jandarma Bölge Komutanlığı tarafından sevk ve idaresi yapılan operasyon kapsamında çok sayıda helikopter sabah saatlerinde bölgeye yeni birlikler sevk ederken, operasyon alanından sürekli patlama ve silah seslerinin yükseldiği bildiriliyor.
kaynak.mynet.com

Sigara isteyen iş arkadaşını öldürdü....

Sigara isteyen iş arkadaşını öldürdüBursa’da 17 yaşındaki Ahmet U., kendisinden sürekli sigara isteği için tartıştığı 30 yaşındaki Mehmet Yalçın’ı kalbinden bıçakladı. Yalçın kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirirken, kaçan Ahmet U. ise bıçakladığı kişinin ölüp ölmediğini merak edip hastaneye gelince yakalanıp gözaltına alındı.
Olay, bu sabah saat 09.30 sıralarında merkez Osmangazi İlçesi Altınova Mahallesi’ndeki bir tavuk markette meydana geldi. Markette çalışan Ahmet U., iş arkadaşı Mehmet Yalçın’ın kendisinden sürekli sigara istemesinden rahatsız oldu. Geçen hafta arkadaşına 2 paket sigara alan Ahmet U., Yalçın’ın bu sabah yeniden sigara istemesi üzerine tartışma çıktı. "Yeter artık sigara otlanmandan bıktım" sözlerine Mehmet Yalçın, "O zaman ilişkileri donduralım" yanıtını verdi. Ahmet U. da "İki paket sigara borucunu ver, artık konuşmayalım" diye çıkışması üzerine Mehmet Yalçın, arkadaşının üzerine yürüdü. Ahmet U., bu sırada tezgahın üzerindeki bıçağı alıp Mehmet Yalçın’ın kalbinin üzerine sapladı.
Kavgayı gören çevredeki esnaf, ağır yaralanan Mehmet Yalçın’ı mahallede bulunan Dr. Ayten Bozkaya Spastik Çocuklar Hastanesi ve Rehabilitasyon Merkezi’ne kaldırdı. Yalçın, doktorların müdahalesine rağmen kalbine isabet eden bıçak darbesi nedeniyle hastanede yaşamını yitirdi.
Bu sırada Yalçın’ın durumu merak ederek hastaneye gelen Ahmet U. da polis tarafından yakalanarak gözaltına alındı. Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.
kaynak.mynet.com

Kışanak'tan Erdoğan'a KCK tehdidi

Kışanak'tan Erdoğan'a KCK tehdidi


BDP'li Kışanak partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin konuları değerlendirdi.

BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, bugün sabah saatlerinde 16 ilde eş zamanlı olarak düzenlenen KCK operasyonlarını sert dille eleştirdi.
 
KCK operasyonlarında baskın düzenlenen adreslerinin listesinin Başbakan Erdoğan'ın verdiğini iddia eden Kışanak, Erdoğan'ı tehdit etmekten de geri durmadı. "Başbakan bunu aklının bir kenarına yazsın. Bu yaptığının zulümünü misli ile ödeyecektir."

Erdoğan'ın Mısır'ın devrik lideri Hüsnü Mübarek'e de benzeten Kışanak, "Bu halka bu zulmü görenlerin sonu Mübarek'in sonudur" dedi. 
 
BDP'li Kışanak partisinin grup toplantısında sıcak gündeme ilişkin konuları değerlendirdi. İşte Kışanak'ın konuşmasından öne çıkan bölümler...
 
BEN DEVLETİN TUTUKLARIM ZİHNİYETİ
AKP hükümetinin faşizan uygulamaları nedeniyle her grup toplantımızı yeni tutuklama haberleri ile açmak zorunda kalıyoruz. Bugün 16 ilde 60 aşkın arkadaşımız gözaltına alınmıştır. Gözaltına alınanların büyük çoğunluğunu 48'ini avukatlar oluşturuyor. Partimizin ilçe binaları basılıyor.
 
Şimdiye kadar bu opersayonlardan sonra uydurma gerekçelerle açılan davalarda bir milim dahi ilerleme sağlanamadı. Arkadaşlarımız ana dilde savunma yapmak için savunmaları alınamadı. Yaklaşık 2.5 yıldır savunma yapamayanlar cezaevinde tutuluyorlar.
 
Bir taraftan demokrasi adına asla kabul edilemeyecek operasyonlar yaparak binlerce insanı tutuklayacaksını sonra da bu insanlara savunma vermeyeceksiniz.
 
50'ye yakın avukatın gözaltına alınması 'ben devletim tutuklarım' ziniyetidir, kimse neden yapıyorsun diye sormaz' Bize dayattıkları şey bu... Bunun tek açıklaması vardır Bu faşizm uygulamadır. İstiklal mahkemelerinin aratmayan bir uygulama ile karşı karşıyayız. Adete Başbakan'ın iki dudağı arasına sıkıştırılmış sözcükle devlet yönetiliyor
 
Başbakan'ın talimatıyla Başbakan'ın uydurma operasyonları ile orta çağ zihniyeti Türkiye'nin yargı sistemi egemen olmuştur. Burada kaybedecek olan sadece Kürtler değildir. AKP hükümetinin ve Başbakan'ın alnındaki kara lekeyi silecek birşey yoktur.
 
BAŞBAKAN LİSTE YAPIYOR POLİS İSE UYGULUYOR
Başbakan diyor ki suçsuz yere kimse alınmıyor. Sen nerden biliyorsun bu insanların suçlu olduğunu? Biz biliyoruz Başbakan'ın neden böyle konuştuğunu. Bu tutuklama talimatını bizzat Başbakan veriyor. Başbakan liste yapıyor poliste bunu uyguluyor
 
BUNUN ZULMÜNÜ MİSLİ İLE ÖDEYECEKTİR
Kim bu tutuklamaların bize yasayla ilgili olduğunu söyeleyebilir. Bu bizat sipariş listeleri ile yapılmaktadır. Başbakan bunu aklının bir kenarına yazsın. Bu yaptığının zulümünü misli ile ödeyecektir. Bu halka bu zulmü reva görenlerin sonu Mübarek'in sonudur. Sayın Başbakan zulümle abat olunmaz. Barış isteyenlere karşı bu kadar zalim yöntemlerle haddi hesabı sorulamayacak bir sistemle zulmederseniz bunun sonu benzer uygulamaları yapanlarla aynı olacaktır
 
TARİH ONUN SALTANATINA SON VERECEKTİR
Başbakan'ın bu ortaçağ zihniyetinden vazgeçmesi gerekiyor Aksi takdirde tarih onun bu saltanatına izin verilmeyecektir
 
Bu pervasızca uygulamalar adeta psikolojik savaşın yöntemleri de uygulanarak bir yalan furyası içinde meşrulaştırılmaya sağlanıyor Bu konuda da Başbakan ve bakanları bu operasyonların yürütücüsü birinci elden uygulayıcısı olarak sahnede yer alıyorlar Söyledikleri her söz onların yüzünü ortaya çıkarıyor.
 
BAŞBAKAN'IN GEÇMİŞİNDE YÜZ KIZARTAN DOSYALAR VARDIR
Başbakan'ın geçmişine bakıyoruz geçmişteki fezdeke dosyalarına bakıyoruz O dosyalardaki suçlar yüz kızartan suçlardır. Utanılacak bir tablodur. Biz zulüm görebiliriz ama en azındandan başımız dik alnımız açık.
 
Bu ülkeye demokrasinin , barışın gelmesi için mücadele ettik Eğer bu suçsa biz bu suçları işlemeye devam edeceğiz Bunlar suç değildir. Biz bunları yapmaya gayret ettik bundan sonra da mücadele edeceğiz
 
Başbakan'ın mumla aradığı bakanı heralde Başbakan'ın dostu olan bu bakan eğer hısımları ile araştırılacaksa biz bunu doğru bulmuyoruz. Bu bir tanecik bakan katliam suçundan aranan Sudan El Beşir'in en yakın dostu. Bize aslında bugün yaşadıklarımızın perde arkasını göstere en yakın fotoğraf. Böyle ilişkiler ağından çıksa çıksa yönetim anlayışı çıkar
 
TÜRKİYE'DE KADINA ŞİDDET HAT SAFHADA
Başbakan kadın ve erkek eşit olamaz deyip elinin tersi ile itti. Kadınların kaç çocuk doğurması gerektiğini defalarca söyledi.
 
Kadına şiddette Türkiye'de rekor kırıyor. Bir kadın cinayeti işleyene sorun cevabı hazırdır 'Benim istediğim gibi yaşamadı bunu kabul etmedi o yüzden yaptım...'
 
Başbakan kendi zihniyetini herkese kabul ettirmeye çalışıyor Nereye gideceğimize neye karşı çıkıp çıkmayacağımıza AKP hükümeti karar veriyor. Onun sınırları içinde yaşarsak yaşıyacağız. Biz eşit haklarımız için özgür halk olarak yaşamak için sonuna kadar mücadele edeceğiz Sizin çizdiğiniz sınırlara hapsetmeyeceğiz
 
BM 2011 kadına şiddet raporu açıklandı Kadınların yüzde 39'u şiddet görüyor. Böylesi bir ülkede bu zihniyetin yansımalarını ortadan kaldırmaya çalışıyoruz.
 
Kadını ikinci sınıf olarak bakan ülkeler kadını siyasayet ve ekonomik açıdan uzaklaştıran ülkelerde kadına şiddet artıyor. AKP hükümetinde de kadına şiddet artmıştır.
 
Son 6 yılda 4190 kadın cinayetlere kurban gitti. 2011'in ilk 8 ayında rakam 143. Bu rakamlar adete katliam gibidir. Bunlar tek tek kendisini kaybetmiş birkaç erkeğin işlediği cinayetler değildir.
 
POLİSİYE YÖNTEMLERLE KADINA ŞİDDET ÖNLENEMEZ
Kadından sorumlu bakan kadına şiddet konularını 'şöyle takip edeceğim böyle takip edeceğim' diyor. Sanki ortada kriminal bir şiddet var o da bunu bu yolla engelleyeceğim sanıyor Polisiye yöntemlerle kadına şiddet önlenemez
 
AKP hükümetinin kadına şiddete karşı yaptığı mücadelenin sonucunu alamadığını görüyoruz Bu zihniyeti aşmadan uygulama sorunlarını ortadan kaldırmak mümkün değildir
 
Onlar kadın örgütlerini de hedef tahtalarına koymuşlar. Şuan yaklaşık 400 kadın cezaevinde.
 
N.Ç  DAVASINDA TÜRKİYE'NİN YARGI ZİNİYETİNİ GÖRDÜK
N.Ç davasında verilen karar bu erkek egemenlikli zihniyetin birkez daha göstergesi oldu. Türkiye yargı sistemindeki zihniyet erkek örgütlüdür.Bu davada bunu birkez daha gördük
 
TÜRKİYE KADINA ŞİDDETTE ÖNEMLİ DE BİR ADIM ATTI
Kadına yönelik olaylarla önemli sayılan bir gelişme de var. Bunu da görmezden gelmeyiz. Kadına yönelik ve aile içi şiddetin önelenmesi Avrupa Konseyi sözleşmesi Türkiye tarafından imzalandı. Bunun Genel Kurul'da onaylanmasını bekliyoruz Bu sözleşme iki ana konuda kriterler sunuyor 
 
Bunlardan birisi; devlet aile içi şiddette sorumluluk altına girecek.
 
İkincisi ise;  kadın erkek eşitliği arasında bağ kuran bir sözleşme. Bu da kadın özgürlüğünde iyi bir aşama olacaktır.
 
BAŞBAKAN SENİN TALİMATIN -18 DERECEYE HÜKMEDEMEDİ
Van'da yaşadığımız deprem felaketi nedeniyle Başbakan'ın söylediği somut tek söz var ' Yaza kadar dayanın'...
 
Çocuklar yaza kadar dayanamıyor Başbakan. Senin talimatın -18 dereceye hükmedemedi.
 
ÇOCUKLARIN KATİLİ YÖNETİM İKTİDAR AFETİDİR
6 yaşındaki Öznur depremden 1 ay sonra yaşamını yitirdi. Geçen hafta 3 çocuk yaşamını yitirdi. Bu çocukların katlili doğal afet değil yönetim iktidar afetidir. Biz deprem bölgesinden döndüğümüz ilk grup toplantısında Van -20 derecelere çıkıyordu Bu kış çadırda geçmez dedik. Eğer devlet ilk gün devlet bu kış çadırda geçmez deseydi orada geçici konutlar olurdu.
 
Ama bunu BDP söyledi diye Başbakan bunu suçlama haline getirdi. Buradan medyaya sesleniyorum Van'da yaşanan dramı göstermek için BDP'ye ambargo koymayın.
 
Bir ay geçti geçici konutlarla ilgili adım atılmadı Bu iktidar ne yaptı? Hangi işi bu deprem felaketinde zamanında yaptılar cevap versinler. Tamamını kamuoyunun baskısı sonucunda geçikerek yapmaya başladırlar Ama bu orada insanların hayatına mal oldu Geçici konutlar neden yapılmıyor Bunun hesabını halka vermek zorundasınız?
 
Başbakanın yaptığı tüm uygulamalar 'Orayı terk et git başının sokacak yer bul' şeklindedir Başka birşey demiyor iktidar
 
VAN'I AFET BÖLGESİ İLAN ETMEKTEN KAÇIYORLAR
Biz Başbakan'a artık demogaji yapmaktan vazgeçmesini söylüyoruz. Karşımızda kamu kaynaklarını elinde bulundurduğunu kabul eden bir Başbakan görmek istiyoruz. Çünkü Başbakan ve yardımcıları Van'ı afet bölgesi ilan etmeyerek bundan kaçıyorlar.
kaynak.mynet.com

En Çok Okunan Haberler

Google Arama