8 Ocak 2012 Pazar

'Hamile kız çocuğu 11 yaşında olamaz'

'Hamile kız çocuğu 11 yaşında olamaz'

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Şahin, 11 yaşında 8 aylık hamile olduğu iddia edilen kız çocuğunun 11 yaşında olmasının mümkün olmadığını, yaşının 17 olduğunu söyledi.

AA

MALATYA - Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, ''11 yaşında 8 aylık hamile olduğu'' iddia edilen Z.B ile ilgili olarak, ''Benim kızımızdan da gördüğüm, resimlerde de gördüğüm, annenin de söylediği, kesinlikle 11 yaşında bir şey değil. Zaten 11 yaşında olsa bu korkunç bir şey, böyle bir şeyin kabul edilmesi mümkün değil'' dedi.
Çeşitli ziyaretlerde bulunmak ve açılışlara katılmak için Malatya'ya gelen Şahin, Malatya Valiliği'ni ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin Bolu'nun Mudurnu ilçesi'nde 11 yaşında Z.B isimli bir kız çocuğunun hamile olduğu iddialarına ilişkin sorusu üzerine Bakan Şahin, Z.B. ve Bolu Valisi İbrahim Özçimen ile görüştüğünü belirtti.
Z.B'nin kendisine, yaklaşık 3 ay önce, ''11 yaşında değilim, kemik yaşım 17'' diye mahkemeye başvurduğunu anlattığını aktaran Şahin, şunları kaydetti:
''Doğu ve Güneydoğu'da bu çok büyük bir sorun. Çok çocuklu ailelerde nüfus kağıdı geç çıkarılıyor ve toplu çıkarılıyor. Toplu çıkarıldığı zaman da ortalama bir yaş üzerinden gerçek yaşı değil, nüfus cüzdanı alınırken çok yanlış olan bir uygulama var. Bu yanlışın bugün bedelini ödüyor ve kızımız bundan dolayı çok rahatsız. 'Bakanım dedi benim yaşım 17 ve ben mahkemeye başvurdum.' Ailenin izniyle evlendirilmiş fakat resmi nikahı olmayınca çok ciddi bir sorun var. Biz de resmi nikahın hızlanmasıyla ilgili, mahkeme şu anda Patnos'da devam ediyor, Ağrı Valimizi aradık mahkemenin bir an önce hızlanması ve doğumdan önce resmi nikahın kıyılmasını ve takibini istedik.''
'Ciddi bir toplumsal sorun'Bakanlık olarak uzmanları görevlendirdiklerini dile getiren Şahin, onların da bir çalışma yaptıklarını, rapor çıkardıklarını anlattı.
Nüfus cüzdanının kemik yaşına uygun olarak çıkarılmamasının ciddi bir toplumsal sorun olduğunu vurgulayan Şahin, bunun Güneydoğu ve Doğu'da ciddi bir sorun olduğunu ve bunu çözmek için bu bölge için daha farklı bir çalışma yapılarak temelden bu sorunun çözülmesi gerektiğini söyledi.
Konuyla ilgili talimatı verdiklerini ve hukukçularla sosyal çalışmacıların konuyla ilgili çalıştıklarını kaydeden Şahin, ''Benim kızımızdan da gördüğüm, resimlerde de gördüğüm, annenin de söylediği, kesinlikle 11 yaşında bir şey değil. Zaten 11 yaşında olsa bu korkunç bir şey, böyle bir şeyin kabul edilmesi mümkün değil. Ama böyle bir durum var. Bunu da yönetmemiz gerekiyor. Bu da bir sorun sonuçta. Ama bunu temel manada çözecek daha radikal, bu bölge için ne yapılabilir onun da çalışmasını yapıyoruz'' diye konuştu.

Cudi Dağı'nda çatışma

Cudi Dağı'nda çatışma

Şırnak'ın Cudi Dağı'nda hava destekli operasyon sonucu PKK ile bir çatışmanın yaşandığı belirtildi.

Fotoğraf: Arşiv
ntvmsnbc ve Ajanslar
Şırnak'ın Cudi Dağı'nda binlerce askerin katıldığı hava destekli operasyon sonucu PKK ile çatışma yaşandığı belirtildi.
Yerel kaynakların verdiği bilgiye göre çatışmanın devam ettiği iddia edilirken, bölgenin havadan ve karadan bombalandığı öğrenildi.
Bölgeye yoğun askeri sevkıyatın yapıldığı da belirtildi.

Karayılan: 2012 kader yılımız olacak

Karayılan: 2012 kader yılımız olacak


Karayılan: 2012 kader yılımız olacak


PKK yanlısı haberler yapan Fırat Haber Ajansı'nda yer alan haberde Murat Karayılan, 2012 yılına vurgu yaptı.


Terör örgütünün elebaşılarından Murat Karayılan Uludere'deki operasyon da dahil olmak üzere merkezinde PKK lideri Abdullah Öcalan’ın bulunduğu topyekün bir teslim alma savaş başlattıldığını iddia etti.
 
Murat Karayılan 2012 yılının kendileri açısından stratejik, önemli ve kader yılı olduğunu söyledi. Karayılan, “2012 yılı bizler açısından stratejik, önemli ve bir kader yılıdır. 2012 yılında yeni bir hamle başlatmak istiyoruz. 2012 yılını ulusal birlik yılı, Önderliğimizin, halkımızın ve tüm tutukluların özgürlük yılı yaparak, bunun için elimizden ne geliyorsa onu yapacağız.” dedi.mynet

Uludere olayında flaş gelişme

Uludere olayında flaş gelişme


Uludere olayında flaş gelişme


Gülyazı Sınır Alay Komutan Vekili Jandarma Albay Hüseyin Onur Güney, görevden alındı.


Türkiye- Irak sınır hattına 28 Aralık tarihinde gerçekleştirilen hava harekatında kaçakçılık için sınır ötesine giden 35 kişinin ölümüyle ilgili idari soruşturma açıldı. Şırnak Valisi Vahdettin Özkan, soruşturmanın selameti için Gülyazı Alay Komutan Vekili Albay Hüseyin Onur Güney’in görevden alınması için İçişleri Bakanlığı’na başvurdu.

Bu başvuru üzerine Albay Hüseyin Onur Güney, bugün akşam saatlerinde açığa alındı.

Şırnak Valiliği kriz masası kurup, olayla ilgili idari soruşturma başlatmış, bunun üzerine de İçişleri Bakanlığı’ndan gelen 3 müfettiş kent merkezinde çalışma yapmıştı.mynet

3 bin kişi ayda arsa aldı

3 bin kişi ayda arsa aldı

Çek Cumhuriyeti'nde üç bin kişi ayda arsa satın aldı. Arsalar 20 ile 40 dolar arasında alıcı buldu.

AA

Macar Haber Ajansı (MTI) tarafından duyurulan haberde, Galaktik Ajansı isimli Çek şirketi tarafından satışa sunulan ay arsalarına Çek Cumhuriyeti'nde büyük rağbet olduğu belirtildi.
Arsaların 373 ila 777 kron (yaklaşık 20 ile 40 dolar) arasında satıldığı açıklanırken, Çek vatandaşlarının aydaki arsaları sevdiklerine hediye amaçlı satın aldıkları kaydedildi.
Bugüne kadar 3 bin Çek vatandaşının ayda toplam 12 bin kilometrekare arsa satın aldığı ifade edilen haberde, Çek vatandaşlarının ayın yanı sıra Venüs ve Mars'ta da ar
Haberde, sözkonusu arsalar ile satın almaların hukuki geçerliliği gibi konular yer almadı.

Japonya ile nükleer anlaşma baharda

Japonya ile nükleer anlaşma baharda

Japonya'nın en büyük ekonomi gazetesi Nihon Keizai Shimbun'a konuşan Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Japonya ile nükleer işbirliği anlaşmasının baharda imzalanması mümkün" dedi.

ntvmsnbc ve Ajanslar

Davutoğlu'nun verdiği mülakatta İran nükleer meselesinin yanı sıra Suriye'de son dönemde yaşananlar, Japonya ile ilişkiler ve Japonya ile nükleer müzakereler konuları da yer aldı.
Gazete haberinde nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanacağını garanti altına alan, nükleer tıptan tarıma kadar tüm alanları kaplayan geniş çerçeveli öncü anlaşma ile ilgili olarak Davutoğlu'nun "Japonya ile nükleer işbirliği anlaşmasının baharda imzalanması mümkün" ifadelerine yer verdi. Haberde Davutoğlu'nun Japonya ile iyi ilişkileri güçlendirmek için ilkbaharda bu ülkeyi ziyaret etmek istediği kaydedildi.
'JAPON TEKNOLOJİSİNE GÜVENİYORUZ' 
Japonya'nın Türkiye'de nükleer santral yapımına dair müzakerelerle ilgili olarak "Japonya'nın teknolojisine ve güvenliğine inanıyoruz" diyen Davutoğlu, Türkiye'nin nükleer enerji santrali yapımında işbirliğini sürdürmek istediğini söyledi.
Japonya'dan Türkiye'ye yönelik nükleer santral ihracatı için yapılan nükleer işbirliği anlaşmasının imzalanmasına yönelik müzakereler geçen yıl 11 Mart'ta meydana gelen depremin ardından ortaya çıkan nükleer sorun nedeniyle durmuştu.
Gazete bu konuyla ilgili olarak Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığını azaltmak için nükleer enerji santrallerinin hızlı bir şekilde inşa edilmesini hedeflediğini belirtiyor. Ancak Japonya'nın deprem sonrası kaygılarına değinilen haberde, "Japonya'da nükleer enerji santrallerinin yurtdışına satışı ile ilgili olarak hassasiyet oluştuğundan müzakereler ilerlemiyor" yorumu yapıldı.
Davutoğlu ayrıca Türkiye ile Japonya arasında siyasi ve ekonomik alanlarda stratejik diyalog mekanizması oluşturacaklarını da kaydetti.
"İRAN'LA MÜZAKERELER YENİDEN BAŞLAYACAK" 
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Japon gazetesine verdiği mülakatta, İran nükleer müzakerelerinin yeniden başlamasında mutabakat sağlandığını da söyledi.
İran ile mutabakat sağlanmasını dış haberler sayfasında manşetten duyurarak, "BM Güvenlik Konseyi üyeleri ve Almanya'nın da bulunduğu 6 ülke ile İran'ın nükleer sorununa dair görüşmeleri Türkiye'de yeniden başlatacaklarını" yazdı.
Gazeteye verdiği mülakatta İran'a yaptığı son ziyareti anlatan Davutoğlu, AB Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Komiseri Catherine Ashton ile konuştuğunu, her iki tarafın da prensipte görüşmelerin Türkiye'de olması konusunda anlaştığını kaydetti ve "Müzakerelerin en kısa sürede gerçekleşmesini ümit ediyorum" diye konuştu.
Haberde ayrıca İran ile ilgili olarak Davutoğlu'nun "Avrupa ve ABD'nin kendi kararları doğrultusunda uyguladıkları yaptırımlar Türkiye için bağlayıcı değildir. Yaptırımlarla ilgili olarak Türkiye için muafiyet gereklidir" ifadelerine yer verildi.
"GEREKİRSE SORUNU BM'YE TAŞIRIZ" 
Mülakatta Suriye konusu da ele alınırken, Türkiye-Suriye sınırında çok sayıda mülteci akını olması gibi durumlara istinaden Davutoğlu, "Güvenlik riski büyürse, sorunu BM'ye taşırız" ifadesini kullandı.
Bakan Davutoğlu'nun BM'de kınama kararı çıkartılmasını talep edebileceklerine yönelik düşüncesini dile getirdiğini belirten gazete, Davutoğlu'nun Suriye'ye tanınan zaman sınırlamasıyla ilgili olarak "Gözlemcilerin görev süresi dolana kadar" ifadelerine yer verdi.
Haberde, Suriye'de muhaliflerin oluşturduğu Suriye Ulusal Konseyi hakkında Davutoğlu'nun, "Uygun bir muhatap olarak gözüküyor" ifadesi ile birlikte “muhaliflerin meşruiyetine Suriye halkının karar vereceği” ifadesini de kullandığı belirtildi.

'Erdoğan, ordunun taktiklerini benimsemiş'

'Erdoğan, ordunun taktiklerini benimsemiş'

Newsweek, Başbuğ'un tutuklanmasıyla ilgili ''Erdoğan, Türkiye'yi daha demokratik hale getirdiğini iddia etse de şimdi eski düşmanlarının otoriter taktiklerini onlara karşı kullanıyor gibi görünüyor'' yorumunu yaptı.

ntvmsnbc ve Ajanslar

Newsweek dergisi, 'General Başbuğ’un tutuklanması Türkiye’de büyüyen sivil güce vurgu yapıyor' başlıklı analizinde “Eski komutanın tutuklanması, Başbakan Erdoğan’ın bir zamanlar hakim olan ordunun gücünü sınırlandırmaktan otoriter taktikleri benimseme pozisyonuna kaymasına vurgu yapıyor” görüşü öne sürüldü.
ABD’li dergi, Owen Matthews imzasını taşıyan analizde “Başbuğ’un tutuklanması, kuşkusuz dramatik oldu ancak hakkında getirilen suçlamaların özü zayıf gibi gözüküyor” dediği analizinde Başbuğ’un tutuklanması “kuşkusuz ordu çevrelerini umutsuzluğa düşürecekse de, bu konuda pek bir şey yapamayacakları” değerlendirmesinde bulundu.
Başbuğ’un tutuklanmasının “sivil hükümeti ve bir zamanlar güçlü ordu arasındaki kavgada dramatik bir tırmanma” oluşturduğu görüşünü de dile getiren Newsweek, hükümetin, savcıların, emirlerine göre hareket etmediklerini söylediğini ancak son üç yılda yüzlerce subay ve gazetecinin tutuklandığını belirterek birçok Türk’ün soruşturmaları, “katı laiklerin siyasi İslamilere yıllarca uyguladıkları baskılar için ödeşme” olarak gördüğünü yazdı.
Ordu Türkiye’de en çok saygı duyulan kurum olmayı sürdürse de tankları sokaklara çıkartmanın artık bir seçenek olmadığını da belirten dergi, geçen Temmuz ayında ordu komutanlarının tutuklamalarına protesto olarak istifa ettiğini ancak istifaların AKP’nin popülaritesini etkilemediğini, partinin geçen yaz yapılan seçimlerde oyların yüzde 50’ini elde ettiğini yazdı.
Newsweek, AB’nin tutumuna da değindiği analizde ilk başta Erdoğan’ın ordunun gücünü sınırlamak için attığı adımların demokrasi yönündeki bir girişim olarak övüldüğü ancak, tutukluların sayısının artması ve aralarında Çin’i geride bırakarak 100’den fazla gazetecinin bulunması üzerine Brüksel’de artan bir tedirginlik yaşandığını kaydetti.
Analizin son bölümünde “On yıl önce ordunun, Türkiye’nin mahkemeleri, Erdoğan dahil olmak üzere, laik ideolojisi için tehlikeli olduğuna inandığı insanları cezaevine göndermek için kullandığı”na işaret edildikten sonra “Erdoğan, Türkiye’yi daha demokratik hale getirdiğini iddia etse de şimdi gerçekten eski düşmanlarının otoriter taktiklerini onlara karşı kullanıyor gibi görünüyor” iddiasına yer verdi.

En Çok Okunan Haberler

Google Arama