3 Şubat 2012 Cuma

Teziç YÖK saldırısında şikâyetçi değil

Teziç YÖK saldırısında şikâyetçi değil


Yükseköğretim Kurumuna yönelik silahlı saldırı girişimi iddiasıyla açılan davada, Eski YÖK Başkanı Teziç'in, ‘şahsi şikâyetinin olmadığını’ bildirdiği öğrenildi.


AA
 
ANKARA - Yükseköğretim Kurumuna (YÖK) yönelik silahlı saldırı girişimi iddiasıyla açılan ve Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin ''görevsizlik'' kararının ardından Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülmeye başlanan davada, eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç'in talimatla alınan ifadesi dosyaya ulaştı.

Teziç, olay nedeniyle ''şahsi şikâyetinin olmadığını'' bildirdi.
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının ardından dosya, Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine tevzi edildi.

Mahkeme, dönemin YÖK Başkanı Prof. Dr. Teziç'in olayla ilgili beyanının alınması için talimat yazdı. Teziç'in, Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinde verdiği ifade, dava dosyasına girdi. Teziç, ifadesinde, olay nedeniyle ''şahsi şikâyetinin olmadığını'' beyan etti.
Dava, eksiklerin giderilmesi için ertelendi.
Davayı gören Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, bir numaralı sanık Nurullah İlgün'ü ''kişiyi hürriyetinden yoksun kılma'', ''ruhsatsız tabanca taşıma'', ''silahla ateş etmek suretiyle güvenliğin kasten tehlikeye sokulması'' ve ''kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir ve tehdit kullanma'' suçlarından toplam 17 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırmıştı. Sanıklar Bülent Askeroğlu, Muhammet Akman, Selami İğrek, Mehmet Akyürek ve Gülşen Kübranur Karaduman da 10 aydan 2 yıl 11 aya kadar değişen hapis cezalarına çarptırılmıştı.
İlgün de dâhil olmak üzere sanıklar hakkında, ''silahlı suç örgütü kurmak, yönetmek üye olmak, cebir ve şiddet uygulayarak devletin iç güvenliğini, kamu düzenini bozmaya teşebbüs'' suçlarından ise beraat kararı verilmiş, karar Yargıtay’ca da onanmıştı.
Ancak Yargıtay, özel yetkili mahkemenin, silahlı örgüt suçundan beraat kararı verdiğine dikkati çekerek, örgüt faaliyeti kapsamında olmadığı halde diğer suçlar yönünden özel yetkili mahkemenin dosyayı karara bağlamasını usul ve kanuna aykırı bulmuştu.
Yargıtay’ın bozma kararının ardından dava Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde tekrar görülmüştü. Mahkeme, ''görevsizlik''le, sanıkların ''6136 sayılı yasaya muhalefet'' suçundan yargılanmaları için dosyanın görevli ve yetkili Ankara Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar vermişti.
Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi, tutuklu yargılanan İlgün'ün, 15 Şubat 2011'de tahliyesini kararlaştırmıştı. Mahkeme, görevsizlik kararını ise 12 Nisan 2011'de almıştı.

NATO Afganistan için para arıyor

NATO Afganistan için para arıyor


Afganistan'da güvenliği 2014 sonuna kadar Afgan makamlarına devretmeyi planlayan NATO, Kabil yönetiminin ordusunu beslemek için ihtiyaç duyacağı yılda 6 milyar dolar kaynak arayışına başladı. NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, Çin, Rusya ve Hindistan'a ellerini ceplerine atmalarını istedi.



AA
 
BRÜKSEL - NATO, Afganistan için yılda 6 milyar dolar para arayışına başladı. Rasmussen, ''Afgan güvenlik güçlerinin finansmanına bütün uluslararası toplum katkı yapmalı. Çünkü istikrarlı ve güvenli bir Afganistan bölge ülkelerinin de çıkarınadır. Afgan ordusu ne kadar güçlü olursa sadece bu ülkenin değil bölgenin güvenliği de o kadar emniyette olur'' dedi.

İngiltere Savunma Bakanı Philip Hammond, Afganistan'la ilgili iki kritik sorunun Afgan güvenlik güçlerinin ne sayıda olacağı ve bu ordunun maliyetinin uluslararası toplumda nasıl paylaşılacağı olduğunu belirterek bu tartışmanın başladığını ve NATO'nun 20-21 Mayıs'taki Chicago zirvesine dek sonuçlandırılmaya çalışılacağını söyledi.

Fransa Savunma Bakanı Gerard Longuet ise NATO'nun 2014 yılına kadar Afgan ordusunu 350 bin asker yerine 230 bin askere ulaştırmayı hedeflemesinin daha mantıklı olduğunu belirtti.

ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, Brüksel'e gelirken uçaktaki basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Afganistan'da NATO önderliğindeki uluslararası gücün muharip misyonunun 2014 yerine 2013'te sona ereceğini söylemişti. Fransa, geçen ay Afganistan'daki 4 Fransız askerinin direnişçi bir Afgan askerince öldürülmesi üzerine burada görev yapan tüm askerlerini 2013 içinde geri çekeceğini açıklamıştı.
AKILLI SAVUNMA KABUL GÖRDÜ Bu arada NATO savunma bakanları, ''Akıllı savunma'' olarak adlandırılan yaklaşımla NATO üyelerinin askeri ihtiyaçlarının ortak projelerle karşılanmasına prensipte onay verdi.
Küresel ekonomik kriz ortamında daralan savunma harcamalarının NATO'nun askeri kapasitesini olumsuz etkilememesi için düşünülen ortak projelere hangi ülkenin nasıl katkı yapacağı Chicago zirvesinin en önemli gündem maddeleri arasında olacak.

Önder: Kamyonculuk kaydım silinmiştir

Önder: Kamyonculuk kaydım silinmiştir


Trabzon Şoförler ve Otomobilciler Odası, bir dönem kamyonculuk yaptığını söyleyen BDP’li Sırrı Süreyya Önder’e ait kayıt bulunmadığını açıkladı. ntvmsnbc'ye konuşan Önder ise “Kaydım silinmiş olabilir” dedi.



ntvmsnbc
 
İSTANBUL - BDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, iki gün önce TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada ''Trabzon Şoförler Cemiyetine bağlı bir kamyoncuyum. Cezaevinden çıktıktan sonra bir süre kamyonculuk yaptım'' dedi.

Ancak Trabzon Şoförler ve Otomobilciler Odası, Sırrı Süreyya Önder’e ait herhangi bir kayda rastlanılmadığını açıkladı.

Trabzon Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Turan Altuntaş, odaya ait arşivlerde araştırma yaptıklarını söyledi.

Arşivde yer alan 30 yıllık belgelerin kontrol edildiğini ifade eden Altuntaş, “27 bin sürücü içerisinde yaptığımız araştırmaya rağmen böyle bir kayda rastlamadık. Kent olarak kendisi Trabzon'a yakın bir insan olsa anlayacağız ama yakın da değil'' dedi.
Altuntaş, “Her insanın odamızda kaydı olabilir ama olmayan bir kayıt neden gösterildi? O, kafamızda bir soru işareti'' diye konuştu.
ÖNDER: KAYDIM SİLİNMİŞTİRKonuyla ilgili ntvmsnbc’ye konuşan Sırrı Süreyya Önder, Trabzon Şoförler Odası’na kayıtlı olduğunu bir kez daha tekrarladı.
1989-1990 yıllarına ait kayıtlara bakılması gerektiğini söyleyen Önder, “Kayıdım silinmiş olabilir” dedi.

Sakal-ı Şerif Çeçenistan'a gönderildi

Sakal-ı Şerif Çeçenistan'a gönderildi


İstanbul Müftülüğü tarafından kentin muhtelif camilerinde sergilenen Sakal-ı Şerif'lerden birinin, gelen talep üzerine bir haftalığına Çeçenistan'a gönderildiğini bildirildi.



AA
 
İstanbul Müftülüğü tarafından kentin muhtelif camilerinde sergilenen Sakal-ı Şerif'lerden birinin, Çeçenistan'dan gelen talep üzerine, bir görevliyle birlikte bir haftalığına Grozni şehrinde bulunan Kadirov Camisi'ne gönderildiği belirtildi.

Bir haber ajansınca servis edilen, ''Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Hz. Muhammed'in 3 saç telini Çeçesitan'a bağışladığı'' iddiası, Başbakanlığa yakın kaynaklarca doğrulanmadı.

İstanbul Müftülüğü tarafından kentin muhtelif camilerinde sergilenen Sakal-ı Şerif'lerden birinin, Çeçenistan'dan gelen talep üzerine, bir görevliyle birlikte bir haftalığına Grozni şehrindeki Kadirov Camisi'ne gönderildiği, kutsal emanetin bir hafta sonra tekrar Türkiye'ye getirileceği bildirildi.

Ermeni Mezarlığı’nda ‘yanlışlıkla’ yıkım

Ermeni Mezarlığı’nda ‘yanlışlıkla’ yıkım


Malatya'da Ermeni Mezarlığı içinde yaptırılan bekçi konutu, gasilhane ve son dua yeri, Belediye ekipleri tarafından yıkıldı. Başkan Çakır, sadece bekçi konutu için yıkım kararı alındığını, ancak ekiplerinin emri ‘yanlış anlayıp’ diğer yapıları da yıktığını söyledi.



ntvmsnbc
 
Malatyalı Ermenilerin bağışlarıyla şehirdeki Ermeni Mezarlığı içinde yaptırılan bekçi konutu, gasilhane ve son dua yeri, Malatya Belediyesi yıkım ekipleri tarafından yıkıldı. Belediye Başkanı Ahmet Çakır, sadece bekçi konutu için yıkım kararı alındığını, ancak yıkım ekiplerinin emri “yanlış anlayıp” diğer yapıları da yıktığını söyledi. Çakır, “Bu istenmeyen durumdan ötürü mahcup olduk, telafisi için elimizden geleni yapacağız. Ayrıca, konuyla ilgili soruşturma başlattık” dedi.
Malatyalı Hayırsever Ermeniler Derneği (HAYDer) Başkanı Hosrof Köletavitoğlu “Bürokrasiye güvenimiz sarsıldı. Kim, neden dolayı, nasıl rahatsız oldu? Neye tahammül edemediler? Bunu anlayabilmek çok güç” dedi. İnşaatı devam eden ve Belediye ekipleri tarafından yıkılan son dua yeri, gömülmeden önce ölülerin son dini vecibelerinin yerine getirilmesi için kullanılacaktı.

Belediye Başkanı Çakır’ın, kısa bir süre önce, inşaat için bağış toplayan Malatyalı Hayırsever Ermeniler Derneği (Malatya HAYDer) üyelerinden birini, “Mezarlık’taki inşaatla ilgili şikâyetler var, bekçi konutunun çatısını biraz indirin...” diye uyardığı ileri sürüldü. Agos gazetesinin haberine göre, bu uyarı üzerine Malatya HAYDer çatının aşağı indirilmesi kararını aldı ancak yoğun kar yağışı nedeniyle çalışmalara bir süre ara verildi. Bunun üzerine 2 Şubat günü mezarlığa gelen belediye ekibi, çevredekilere, bir-iki duvarı yıkacaklarını söyledi, ancak “yanlışlıkla” gasilhane ve son dua yeri de yıkıldı.

İstanbul’daki Malatya HAYDer yönetim kurulu başkan ve üyeleri, geçtiğimiz yıl Malatya’da bu binanın projesini Malatya Valisi Ulvi Saran, Belediye Başkanı Ahmet Çakır ve Koruma Uygulama ve Denetim Birimi (KUDEB) Başkanı Levent İskenderoğlu ile defalarca, ayrıntılı olarak görüşüp projeyi ilgili birimlere sunduklarını söyledi.
Malatya HAYDer’in Malatya temsilcisi, yapı için 120 bin TL’nin üzerinde bir harcama yaptıklarını, bu paranın da hayırsever Malatyalı Ermenilerin bağışlarından oluştuğunu bilgisini verdi.
‘ÖLÜLERİMİZ KİMLERİ KORKUTTU’HAYDer Başkanı Köletavitoğlu, ölülerden ne istendiğini anlayamadığını ifade etti: “Ölülerimiz kimleri korkuttu? Onlara olan saygımız kimleri rahatsız etti? Çok üzgünüz… Zaten yaralıydık, daha da yaralandık! Bizler, yıllardır Malatya’dan uzakta yaşayan; ama kopamayan, kopmayı göze alamayan Malatyalılar, evimizi ziyaret eder gibi kucağımızı, yüreğimizi açarak Malatya’ya gitmiştik. Öyle de karşılanmıştık. Şimdi ne oldu da tavır değişti, anlayamıyoruz.”
Köletavitoğlu, mezarlığın yasal olarak belediyelerin sorumluluğunda olduğunu, ancak Malatya Belediyesi’nin yerine getirmediği sorumluluğu, onlarla mutabık olarak yaptıklarını söylüyor: “İnşaatın projesi, detaylı bir şekilde Malatya’daki ilgili birimlerle paylaşıldı, görüşüldü. Bu mutabakat üzerine, Ermeni hemşerilerimizin maddi ve manevi katkılarıyla yaptırdığı ve neredeyse bitmek üzere olan inşaatımız, yerle bir edilerek bu hazin son yaratıldı. Böylesi bir tavır kimseye yakışmadı. Bizler de bu toprağın öz çocuklarıyız. Şimdi, tüm bu zararlarımızın tazmin edilmesini ve şehrimize yakışanı yaparak Malatya Belediyesinin zaten yapması gerektiği gibi inşaatımızı en iyi şekilde ve en kısa sürede yapmasını bekliyoruz.”
BELEDİYE BAŞKANI: ÜZGÜNÜZMalatya Belediye Başkanı Ahmet Çakır ise Agos’a yaptığı açıklamada, ortaya çıkan durumdan dolayı son derece üzgün olduklarını, son dua yeri ve gasilhanenin yanlışlıkla, İmar Müdürü ile Belediye yıkım ekipleri arasındaki iletişim kopukluğundan dolayı yıkıldığını söyledi. Çakır, “Orada bir son dua yeri olması sosyal ve dini bir ihtiyaç. Olmasının son derece doğal olduğunu düşünüyorum. Yıkılması bize de acı veriyor. Telafi etmeye çalışacağız” dedi.
Özellikle Fransız Senatosu’nun aldığı karardan sonra mezarlıkta süren inşaatla ilgili çok sayıda şikâyet dilekçesi geldiğini söyleyen Çakır, “Orada yürüyen inşaatın yasal niteliği yoktu. Bu nedenle şikâyetleri dikkate almak zorundaydık. Ancak biz sadece, yüksek bir yapı halini alan bekçi konutunun alçaltılmasıyla ilgili bir karar aldık. İmar Müdürü ile yıkım ekipleri arasında bir iletişim kopukluğu olmuş ve ekipler gasilhane ile son dua yerini de yıkmışlar. Bu hiç istediğimiz bir durum değil. Kendimizi mahcup hissediyoruz. Soruşturma başlattık. Bir iki gün içinde Malatya HAYDer üyeleriyle de görüşeceğiz. Gerekirse bu iki yapıyı biz yeniden yaparız. Telafi etmeye çalışacağız” dedi.
BİR MALATYALI ERMENİ SORUYOR
Malatya doğumlu Arman Orguneser, yıllar boyunca bakımsız bırakılan Ermeni Mezarlığı’na bir son dua yeri ve bekçi kulübesi yapılması için onca çaba gösterdikten sonra mezarlığa giren yıkım ekipleri nedeniyle yaşadığı büyük üzünüyü Agos gazetesine şöyle anlattı:
“Aslen size ait bir mezarlığa bir bekçi evi ve son dua yeri yaptırmak için kapı kapı dolaşmak ne acıdır bilir misiniz? Biz biliriz. Allah kimseye yaşatmasın bu acıyı. Sizler vergi veren vatandaşlar olarak dedelerinizin yattığı mezarlığınıza bir bekçi evi yapmak veya musalla taşı koyacak bir yapı yapmak için para toplamak zorunda değilsiniz. Dikkat ederseniz “sizler” dedim. Çünkü “biz” vergimizi vermemize rağmen, mezarlığımızın tapusu da elimizden alınmasına rağmen, “parasını biz aramızda toplayalım siz yaptırın bari” dememize rağmen olmuyor. İşte burada “biz” ve “siz” ayrımı, “ötekileştirme” tüm acısıyla karşınıza çıkıyor.”

Başbakanlık'tan şantaj iddialarına yalanlama

Başbakanlık'tan şantaj iddialarına yalanlama


Başbakanlık, bugün iki gazetede yer alan ve dönemin Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ın kızıyla ilgili şantaj iddialarını içeren haberleri yalanladı.



ntvmsnbc ve Ajanslar
 
ANKARA - Başbakanlık Basın Merkezi, 4 Mayıs 2007'de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt arasında gerçekleşen görüşmeye dair ileri sürülen şantaj iddiasının gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Bugünkü Yurt ve Aydınlık gazeteleri, WikiLeaks'te yer aldığı iddia edilen bir belgeye dayanarak Yaşar Büyükanıt’a, kızının görüntüleriyle şantaj yapıldığını ileri sürmüştü.

Tutuklu gazeteciler Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu'nun yazdığı "Sızıntı" adlı kitapta; emniyet yetkililerinin Büyükanıt'ın kızına ait görüntüleri ABD Büyükelçiliği'ne anlattığı ve fotoğrafların Dolmabahçe görüşmesinde şantaj amaçlı olarak kullanıldığı iddia ediliyor.

Başbakan Erdoğan, Dolmabahçe'deki görüşmeye ilişkin "Bu benimle mezara gider, inanıyorum ki Sayın Büyükanıt da böyle düşünüyor. Sayın Büyükanıt açıklamaya kalkarsa o zaman ben de yaptığımız görüşmeyle ilgili şeyleri açıklarım" demişti.
Yaşar Büyükanıt ise Dolmabahçe ile ilgili sorulara "Bunlar devlet işidir. Dolmabahçe görüşmesi de öyledir" demiş, bu iddialarla ilgili dava açtığını hatırlatmıştı.
NE OLMUŞTU?27 Nisan e-muhtırasının ardından Başbakan Erdoğan ve dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ‘Dolmabahçe Görüşmesi’ olarak anılan görüşmeyi gerçekleştirmişti.
BirGün yazarı Fikri Sağlar 15 Mayıs 2008’de yazdığı yazısında "Büyükanıt’a, Başbakan tarafından, Dolmabahçe Sarayı’nda yapılan görüşmede Filiz Büyükanıt’ın yaptığı harcamaları gösteren bir dosya verildiği, dosyanın içeriğinin ürkütücü olduğu” iddialarını gündeme getirmişti.
Söz konusu yazı üzerine Büyükanıt, Sağlar aleyhine tazminat davası açmış, Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, Sağlar’ı, Büyükanıt’ın “kişilik haklarına hareket ettiği” gerekçesiyle 17 bin TL tazminata mahkûm etmişti.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ise Sağlar’ın yazısının “basın özgürlüğü” kapsamında olduğunu belirterek mahkemenin kararını bozmuş ve Yargıtay kararında, "Tolon’un evinde ele geçirilen belgelerde Filiz Büyükanıt’ın harcamalarıyla ilgili belgeler var” iddiasının da araştırılmasını istemişti.
BAŞBAKANLIK AÇIKLAMASI
Başbakanlık Basın Merkezinin internet sitesinde yer alan açıklama şöyle:
''İstanbul'da Başbakanlık Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde 4 Mayıs 2007 tarihinde Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt arasında gerçekleşen görüşmeye dair bugün bazı gazetelerde ileri sürülen şantaj iddiası gerçeği yansıtmamaktadır.
Mesnetsiz iddiaların haber olarak sunulması, kamuoyunu doğru bilgilendirme ilkesiyle de bağdaşmamaktadır.
İlgili yayın organlarına karşı her türlü hukuki hakkını mahfuz tutan Sayın Başbakanımız, gerçekle örtüşmeyen bu tür iddiaları esefle karşılamaktadır.''

‘Soykırım krizi’nde karar tarihi belli oldu

‘Soykırım krizi’nde karar tarihi belli oldu


Fransa'da, Anayasa Konseyi'nin, Ermeni iddialarının inkarını suç sayan yasa teklifine yapılan itirazla ilgili kararını 29 Şubat veya 1 Mart'ta vermesi bekleniyor.



AA
 
Fransa'da Anayasa Konseyi'nin, 1915 olaylarıyla ilgili Ermeni iddialarının reddinin suç sayılmasının öngören yasa konusunda kendisine yapılan itirazla ilgili kararını 29 Şubat ve 1 Mart'ta vermesinin beklendiği öğrenildi. Hükümetin de itiraz etmemesi halinde Anayasa Konseyi, yasa ile ilgili değerlendirmesi konusunda kendisine tanılan süreyi sonuna kadar kullanmadan yana. Anayasa Konseyi, kendi 9 atanmış üyesinden birisini önümüzdeki günlerde raportör tayin edecek.
Raportörün kaleme alacağı yasayla ilgili hazırlanacak raporun ardından Anayasa Konseyi üyeleri, Başbakanlık kanunlar ve kararlar genel müdürü ile bir görüşme yapacak. Anayasa Konseyi'nin kararı için en az 7 üyenin oyu gerekiyor.

Konsey, oy çoğunluğu ilkesi ile karar verecek. Anayasa Konseyi 9 atanmış ve iki tabi üye (iki eski cumhurbaşkanından) oluşuyor. Sağlık nedenleri yüzünden eski Jacques Chirac'ın, Anayasa Konseyi'ndeki oylamaya katılması beklenmiyor. Chirac, kendisi ile ilgili geçen yıl sonu gerçekleşen bir davaya da, yine ''sağlık gerekçelerini'' öne sürerek katılmamıştı.

Anayasa Konseyi'nin 9 üyesinin de yasaya büyük bir ihtimalle karşı çıkacağı tahmin ediliyor.
ÖNCE LE PEN'İN İTİRAZI KARARA BAĞLANACAK Anayasa Konseyi, Türkiye'yi yakından ilgilendiren bu karardan önce, aşırı sağ parti lideri Marine Le Pen'in yaptığı ve cumhurbaşkanlığı adayı olmak için en az yerel ve bölgesel yönetimlerden seçilmiş 500 kişinin imzasını gerektiren yasanın değişmesi yolundaki yaptığı itirazı 23 Ocak'tan önce karara bağlayacak
Anayasa Konseyi'nin Ermeni yasasıyla ilgili kararını, 29 Şubat veya 1 Mart'ta vermesinin ardından, hükümetin tekrar yeni bir yasa sunabilmesi için parlamentoda sadece bir haftası kalıyor
Nisan ayında ilk turu düzenlenecek cumhurbaşkanlığı seçimleri dolayısıyla, parlamento 9 Mart'ta tatile giriyor. Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, önceki gün bakanlar kurulunda yaptığı ve basına sızan açıklamasında, Anayasa Konseyi'nin iptal etmesi halinde yeni bir yasa tasarısı sunabileceği tehdidinde bulunmuştu. Anayasa Konseyi'nin yasayı tamamen reddetme, onaylama veya kısmen onaylama hakkı bulunuyor. Senatodan 77 ve meclisten 65 üye, yasaya itiraz için Anayasa Konseyi'ne resmen başvurmuştu. Yasayı destekleyen Sarkozy, kendi bakanları Dışişleri Bakanı Alain Juppe, Tarım Bakanı Bruno Le Maire ve Kültür Bakanı Frederic Mitterrand'la bu konuda ters düşmüştü.

Kılıçdaroğlu’ndan Paul Auster’a davet

Kılıçdaroğlu’ndan Paul Auster’a davet


CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan’ın tepki gösterdiği ABD’li yazar Paul Auster’a sahip çıktı. Auster’ı Türkiye’ye davet eden Kılıçdaroğlu, “Ziyaretiniz özgürlük sevdalıları için büyük önem taşıyor” dedi.



AA
 
ANKARA - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dünyaca ünlü ABD'li yazar Paul Auster'e mektup gönderdi.
Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın eleştirdiği Paul Auster'i Türkiye'ye davet etti.
CHP lideri Kılıçdaroğlu, mektubunda şu ifadeleri kullandı:

''Sayın Auster, bu mektubu, sizi, ilgi duyduğunuz ve eserlerinizin birçok kişi tarafından okunduğu, takdir edildiği Türkiye'ye davet etmek için yazıyorum. Türkiye başbakanının son açıklamaları toplumuzun zihniyetini yansıtmamaktadır. Türkiye'nin entelektüel ve edebi derinlik ve birikimi o bakış açısını çok aşar. Halkımız hayatın her alanında, herkes için ifade özgürlüğüne değer verir ve buna derinden bağlıdır. Sansür anayasamız tarafından yasaklanmıştır.
Biz Türkiye'de demokrasiye ve hukukun üstünlüğüne bağlıyız ve önceliğimiz ifade özgürlüğü ile basın üzerindeki bütün kısıtlamaları kaldırmaktır. Sizin duruşunuz entelektüeller, yazarlar ve gazetecilerle her yerde dayanışma içinde olduğunuzu göstermektedir. Dolayısıyla, Türkiye'yi ziyaretiniz buradaki özgürlük sevdalıları için büyük bir önem taşımaktadır. Bu, hapisteki çok sayıdaki gazetecinin serbest kalmaları yolundaki mücadelemiz açısından özellikle önemlidir. Bu itibarla, sizin için uygun en erken zamanda gözlemlerinizi ilk elden yapmak üzere sizi Türkiye'ye davet etmek benim için ayrıcalıklı bir memnuniyet sebebidir.
Bu arada, ifade ve basın özgürlüğünün, bunun ne anlama geldiğini takdir eden bizler tarafından sonuna kadar kararlılıkla savunulacağından emin olabilirsiniz.''

ABD’li yazar Paul Auster, hapiste yatan yazar ve gazeteciler nedeniyle Türkiye’ye gelmeyi reddetmişti. Auster, "Demokrat yasaları olmayan ülkelere gitmiyorum" demişti.
Ünlü yazarı “cahillik”le suçlayan Başbakan Erdoğan ise “Gelsen ne olur gelmesen ne olur... Türkiye irtifa mı kaybeder” diye yanıt vermişti.

Tarihi deneyde esrarengiz gelişme

Tarihi deneyde esrarengiz gelişme


Antarktika’nın derinliklerinde on milyonlarca yıl önce donan Vostok Nehri'ni arayan Rus araştırmacılardan oluşan ekip, esrarengiz bir şekilde kayboldu. Rus bilim insanlarından tam beş gündür haber alınamıyor.



ntvmsnbc
 
Rusya’nın Arktik ve Antarktik Araştırma Enstitüsü’ne (AARI) bağlı Rus araştırmacılar, buzul kıtanın 4 bin metre derinliğinde bulunan donmuş Vostok Nehri’ne ulaşmak için haftalardır sondaj çalışması yapıyordu.

Fox News’a konuşan Montana State Üniversitesi’nden Dr. John Priscu, “Beş günden bu yana Rus meslektaşlarımızdan tek kelime haber almadık” dedi.

Priscu, 20 milyon yıldan bu yana havayla temas etmeyen nehre ulaşmayı amaçlayan Rus araştırmacılarla tüm temaslarının koptuğunu söylerken, kış sezonunun başlayacak olmasıyla hava şartlarının daha da kötüleşeceğine dikkat çekti.

ABD’li araştırmacı, “Sıcaklıklar bir hafta içinde -40 santigratın altına düşecek... Vostok İstasyonu’ndaki durum ne haldedir düşünemiyorum” dedi.
DAHA KÖTÜ BİR ZAMANLAMA OLAMAZDI
Rus ekibi, bir yıl önce Vostok Nehri’ne ulaşmayı neredeyse başarmış, ancak kışın başlamasıyla çalışmaları başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Aynı ekibin, bu sefer nehre ulaşmasına sadece 12 metre kalmıştı.
Priscu, kışın gelmesiyle ileriki haftalarda sıcaklığın beklenenden iki katı kadar azalabileceğini vurguladı. Öyle ki, Vostok İstasyonu’nda bugüne kadar ölçülen en düşük sıcaklık -89.4 santigrat olarak kaydedilmişti.
Rus araştırmacılar, nehrin sularına erişmeyi başaradıkları takdirde, nehrin sularını yüzeye çekerek araştırmalarına devam etmeyi planlıyordu.
DÜNYANIN GÖZÜ ONLARIN ÜZERİNDE
Bilim dünyası, Rus ekibin bu hafta sonunda Vostok’un sularına ulaşmasını bekliyordu. İngiltere Antarktik Araştırmaları’ndan Alan Rodger, “Ne bulacaklarını büyük bir merakla bekliyoruz. Bu nehir en az 15 milyon yıldır buzulların derinliklerinde yatıyor. Bu kadar uzun süre nasıl kendisini muhafaza ettiğine ve neler sakladığına dair birçok sorumuz var” dedi.
14 YILDIR SONDAJ YAPILIYOR
Buzul tabakanın 4 kilometre altındaki Vostok Nehri, özellikle oksijen içeriği bakımından çok zengin. 200 gölün bir araya gelerek oluşturduğu nehrin, element içeriği açısında taze suya oranla en az 50 kat daha zengin olduğu tahmin ediliyor.
NASA, Vostok Nehri’ndeki koşulların Jüpiter’in uydusu Europa ve ve Satürn’ün uydusu Enceladus’a benzediğini belirtirken, nehre ulaşılması halinde Dünya dışında olulan yaşam koşulları hakkında bilgi edinebilmeyi umuyor.
Vostok Nehri’ne ulaşmak için 1998 yılında başlayan sondaj, bu yılın başına kadar 3,600 metre ilerledi. Priscu, “Buz, kaya gibi sabit değil. Bu yüzden sondaj yapılırken açılan deliğin kapanmaması için sondaj esnasında kerozen kullanılıyor” dedi. Şu ana kadar 65 ton kerozen kullanıldığını belirten Priscu, zehirli maddenin nehri kirletmesinden endişelendiğini söyledi. Ancak herkesin sorduğu ilk soru, Rus araştırmacıların başına ne geldiği.

İran uzaya bir uydu daha gönderdi

İran uzaya bir uydu daha gönderdi


İran uzaya bir uydu daha gönderdi. Nevid adlı uydudan doğal afetler ve hava durumu gibi alanlarda yararlanılacağı belirtildi.


AA
 
TAHRAN - 'Nevid' adlı küçük uydunun bugün sabaha karşı ''Sefir'' adlı uydu taşıyıcısıyla fırlatıldığı bildirildi. 50 kilogram ağırlığındaki uydunun, 250 ila 375 kilometrede yörüngeye yerleşmesinin beklendiği belirtildi.
Yerli yapım olan uydudan hava durumu ve doğal afetler gibi alanlarda yararlanılacağı, dünyanın etrafını 90 dakikada bir dönecek olan uydunun İran'a ait fotoğrafları yerdeki istasyona göndereceği bildirildi.
''Nevid'' uydusunun daha önce gönderilen haberleşme uydusu ''Ümit'' ve görüntüleme uydusu ''Rasad''dan teknolojik olarak çok daha üstün olduğu ifade edildi.

İran, ''Ümit'' adlı ilk yerli haberleşme uydusunu 3 Şubat 2009'da, ''Rasad'' adlı ikinci yerli görüntüleme uydusunu da 15 Haziran 2011'de uzaya göndermişti. 3 Şubat 2010'da da içinde canlıların bulunduğu kapsül, ''Kavoşger-3'' adlı roketle uzaya göndermişti.
İlk haberleşme uydusunun fırlatıldığı tarihi "Uzay Günü" olarak ilan eden İran, 2020'ye kadar ilk astronotunu uzaya göndermeyi hedefliyor. İran Havacılık ve Uzay Ajansı da tasarım, yapım ve fırlatma aşamasında yeni uydular olduğunu açıkladı.

Twitter’ın 9 altın kuralı

Twitter’ın 9 altın kuralı


Daily Telegraph gazetesi, Twitter kullanıcılarının yazdıkları mesajların üçte ikisinin diğer kullanıcılar tarafında sıkıcı bulunduğunu ortaya çıkardı.



BBC Türkçe
 
Gazete, okuyucularının da sıkıcı kişiler arasına girmemesi için araştırmacıların hazırladığı dokuz altın kuralı açıkladı.

İŞTE DOKUZ ALTIN KURAL
  • İlk olarak unutmayın 'eski haberler haber değildir. Defalarca gönderilmiş linkleri bir de siz göndermeyin.
  • Bir konu hakkında sırf yorum yapmaktansa habere katkıda bulunun.
  • Mesajınız kısa olsun. Bazen 140 karakter bile çok uzun olabilir.
  • Kısaltmaları, sembolleri gereksiz yere kullanmayın.
  • Herkese her an nerede olduğunuzu söylemeyin.
  • Sebebini yazmadan bir fotoğraf ya da internet linki göndermeyin.
  • Sızlanmayın.
  • Şakacı olun.
  • Ve son olarak pek çok takipçisi olan ünlüler... Sırf ünlü olduğunuz için hayatınızın en ince ayrıntısının bile ilginç olduğunu sanmayın. İnsanlar ne yemek yediğinizi değil, işinizle ilgili profesyonel bakış açınızı bilmek istiyorlar.

Rusya BM’yi pes ettirdi

Rusya BM’yi pes ettirdi


Rusya'nın veto tehdidi işe yaradı. Birleşmiş Millletler Güvenlik Konseyi, Suriye ile ilgili karar taslağında değişikliğe gitti. Tasarıdan Suriye lideri Esad'a yapılan ‘yönetimi bırak’ çağrısı çıkarıldı.



NTV
 
Rusya'nın itirazı üzerine, Güvenlik Konseyi'ne sunulan Suriye taslağında, yoğun pazarlıkların ardından değişikliklere gidildi. Batılı ve Arap büyükelçiler, Esad’ın 15 gün içinde görevini bırakmaması halinde silah ambargosu ve diğer yaptırımlar öngören ifadeyi karar tasarısından çıkardı.
Ancak bu durumda bile tasarının Güvenlik Konseyi’nde kabul edileceğine henüz kesin gözle bakılmıyor. Şu an için üzerinde fikir birliği sağlanan metin, onay için Güvenlik Konseyi'nin 15 üyesi ülkenin başkentlerine gönderildi. Oradan alınacak yanıtlara göre, ya tasarı metni üzerinde başka değişiklikler yapılacak ya da bu haliyle oylamaya sunulacak.

BAŞKENTLER KARAR VERECEK ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Susan E. Rice da, “ortada hala zorluk yaratan konular var ve başkentlerimiz bunlar üzerinde değerlendirme yapıp, bundan sonraki adım konusunda bizlere talimat gönderecekler” dedi.

Konsey kaynaklarından elde edilen tasarının son halinde, Güvenlik Konseyi’nin Suriye’de demokrasiye geçiş konusundaki Arap Birliği planını “tamamen desteklediği” belirtiliyor. Aralarında demokrasiye geçişi hızlandırmak için “Esad’ın yetkilerini yardımcısına devretmesini” isteyen ifade de dahil, planın belirli noktalarını destekleyen üç ifade ise son taslaktan çıkarıldı. Tasarıda ayrıca, dış güçlerin Suriye’deki sürece müdahale etmesini engellemek için geçiş sürecine “Suriyelilerin önderliğinde” ifadesi eklendi.
RUSLARIN ÇEKİNCELERİ Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Vitaly Çurkin, Konsey'in Arap Birliği planını “tamamen desteklediğine” ilişkin ifadeden tatmin olup olmadıklarına ilişkin bir soruya direkt yanıt vermekten kaçındı ve “sonuçta başkentlerimize göndereceğimiz bir metin var elimizde ve bunun sonucunun ne olacağını göreceğiz. Başarılı bir süreç elde edersek, memnun olacağım” demekle yetindi.
Konsey’deki karar tasarının Libya’daki gibi Suriye’de de “rejim değişikliğine” yol açacağından endişe eden Rusya, tasarıyı ilk haliyle veto etme sinyali vermişti. Libya’nın “yanlış bir benzetme” olduğunu savunan ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ise, “uluslararası camianın görüş farklılıklarını bir kenara bırakması ve Suriye halkına açık bir destek mesajı göndermesinin zamanı geldi” demişti.

İŞKUR'da başbakan olmak için kurs var

İŞKUR'da başbakan olmak için kurs var


İŞKUR'un internet sitesinde işsizlere meslek edindirmek için açtığı kurslar bölümünde yok yok. Başbakan, cumhurbaşkanı hatta tefecilik bile var.



ntvmsnbc
 
İSTANBUL - Türkiyede'ki 2.5 milyon işsizin umut kapısı olan İŞKUR resmi internet sitesinde yer alan ve iş arayanlara verilen kurslar bölümünde sıralanan meslekler arasında Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, TBMM Başkanlığı, sihirbazlık ve tefecilik gibi çok ilginç meslek grupları var.
Akşam'ın haberine göre, İŞKUR eleman yetiştirmek için çeşitli meslek edindirme kursları açarak, işsizlere hem meslek öğretiyor hem de iş imkanı sunuyor.

Meslek edindirme kurslarına katılabilmek için ise öncelikle İŞKUR'un internet üyeliğine girmeniz gerekiyor. Kurs için üye olup formu dolduran işsizler ise ilginç bir durumla karşılaşıyor.

Kurslarla ilgili bölümdeki 'meslek' alanında cumhurbaşkanı, başbakan, aile hekimi, sihirbaz, tefeci, aktör, bahis makinesi tamircisi gibi çok ilginç tercihler bulunuyor. Ancak bunlara ait henüz açılmış bir kurs yok! Başvuranlar ise bu mesleklerle ilgli kursların açılmasını büyük bir sabırsızlıkla bekliyor!
İstihdamın artırılması ve işgücü piyasasının nitelikli işgücü ihtiyacının karşılanması paralosıyla 'aktif işgücü programları' çerçevesinde verilen kurslar, kurum kaynaklarından sağlanıyor.

CHP'li vekillere de 3 dönem sınırı geliyor

CHP'li vekillere de 3 dönem sınırı geliyor


CHP'nin yeni tüzük taslağında AK Parti'deki gibi milletvekillerine 3 dönem sınırı getirilmesi ve 'akil adamlar' olarak adlandırılan Onur Kurulu'nun kurulması dikkat çekiyor.



ntvmsnbc
 
İSTANBUL - CHP'de, çifte tüzük kurultayları için hazırlıklar devam ederken Genel Merkez ekibi 26 Şubat'ta yapacağı ve gündemini kendisinin belirlediği kurultayda tüzüğü baştan aşağı değiştirecek.
Akşam'ın haberine göre yeni tüzük, partinin eski yönetici ve önemli isimlerini bir platformda buluşturacak olan akil adamlar komisyonunu öngörüyor. Bu komisyonda eski genel başkanlar ile genel sekreterler bir bakıma 'partinin hafızası' olarak görev alacak. Kritik konularda bu kişilere danışılacak. Deniz Baykal, Altan Öymen, Hikmet Çetin, Murat Karayalçın, Önder Sav, Adnan Keskin, Ali Topuz, Turan Karakaş, Seyfi Oktay bu komisyona girebilecek.

Maddeler arasında en önemlilerinden biri de üç dönem şartı olacak. CHP'de milletvekili ya da belediye başkanlığı yapmak üç dönemle sınırlanacak. Hazine yardımının yüzde 40'ının örgütlere aktarılması planlanıyor.

Tüzükte, Kılıçdaroğlu'nun defalarca söylediği ve savunduğu çarşaf liste ve önseçim şartları da belirlenecek. Öte yandan PM'nin 80 kişilik üye sayısının yarıya indirilmesi de planlanıyor.
İKİNCİ İLAN VERİLDİCHP'de 362 imzalı ve muhaliflerin gündemiyle '17. Olağanüstü Kurultay' ilanı da yayınlandı. Buna göre, kurultay 1 Mart'ta Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonu'nda saat 10.00'da yapılacak. Ancak bu kurultayın çoğunluk sağlanamayacağı için yapılamayacağı da iddia ediliyor.

Facebook’u boyadı, dolar milyoneri oluyor

Facebook’u boyadı, dolar milyoneri oluyor


Facebook'un California’daki genel merkezini boyayan graffiti sanatçısı Choe’ya, “Ya birkaç bin dolara razı ol, ya da hisse verelim” dediler. Choe, Facebook hissesine razı oldu ve binde 2 hisse aldı. Halka arzla Choe’nin 200 milyon doları olacak.



ntvmsnbc
 
İSTANBUL - Bundan 7 yıl önce Facebook kurulduğunda, şirketin Palo Alto, California’daki merkez ofisinin dış cephesini graffiti ile süsleyen David Choe, Mark Zuckenberg’in peşin para yerine, Facebook hisseleriyle ödeme yapma teklifini kabul ettiğine son derece memnun.
Zuckenberg’in, “Ya birkaç bin dolara razı ol, ya da yüzde 0.2 hisse verelim” teklifine ‘hisse’ yanıtını veren Choe’nin aldığı binde 2 hissenin değeri, şirketin 5 milyar dolarlık ilk halka arzının gerçekleşmesiyle 200 milyon dolara ulaşacak.

Vatan'ın haberine göre, Facebook’un 1 Şubat 2011 tarihinde 5 milyar dolarlık ilk halka arzı için ABD Sermaye Piyasası Kurulu’na (SEC) resmen başvurması, çok sayıda milyarder doğacağına işaret ediyor.

Şirketin yüzde 28.4 hissesinin (533.8 milyon) sahibi olan kurucu ortak Marc Zuckenberg’in bu hisselerin değeri halka arz ile birlikte 25 milyar doları bulacak. Bir diğer kurucu ortak Jim Breyer ise Facebook’ta 201.4 milyon hisseye sahip. 2008 yılında şirket ile yollarını ayırma kararı alan Dustin Moskovitz’in de elinde ise 133.8 milyon hisse bulunuyor. Zuckerberg’ün fikirlerini çaldığını iddia eden Tyler ve Cameron Winklevoss da Facebook’ta 1.2 milyon hisseye sahip Facebook’un bir diğer eski kurucu ortağı Eduardo Saverin’in ise yüzde 5 hissesi var.
Piyasanın genel eğilimine sistematik olarak karşı gelmesiyle tanınan milyarder yatırımcı Peter Thiel’in Facebook’ta sahip olduğu 44.7 milyon hisseye 2 milyar dolardan fazla değer biçiliyor. 1995 yılında halka arz edilen Netscape’in kurucusu Marc Andreessen’in Facebook’ta ki 3.6 milyon hissesinin değeri ise 200 milyon doları buluyor. Facebook’un operasyon direktörü Sheryl Sandberg’in elinde 1 milyon hisse bulunuyor. Facebook tarafından SEC’e sunulan başvuruda Sandberg’ün 38.1 milyon hisse daha satın alma opsiyonundan bahsediliyor. Şirketin mali işlerinden sorumlu genel müdürü David A. Ebersman ise 7 milyondan fazla Facebook hissesinin sahibi. Rus milyarder Yuri Milner’in yatırım şirketi DST Global, Facebook’ta yüzde 7’lik bir hisseye sahip. Zuckerberg’ün dişçi babasının 2 milyon hisseye sahip olduğu şirketin kuruluşunun ilk yıllarında 250 çalışanına teşvik amaçlı hisse alım fırsatları sunduğu da biliniyor.
2011 GELİRİ 3.7 MİLYAR DOLARİlk halka arzı için önceki gün başvuruda bulunan Facebook, böylece bugüne kadar sır gibi sakladığı şirkete dair bazı verileri de kamuoyuyla paylaşmış oldu. Halka arzın ardından değeri 100 milyara ulaşması beklenilen Facebook’un 2010 yılında 1.9 milyar dolar olan geliri geçen yılın sonunda 3.7 milyar dolara yükseldi. Yıllık geliri 2009-2010 yılları arasında yüzde 154, 2010-2011 yılları arasında yüzde 88 artış kaydetti. Sitenin 2010’da 606 milyon dolar olan kârı, 2011’de 1 milyar dolara çıktı. 845 milyon kullanıcısı bulunan Facebook’u Aralık itibariyle 425 milyon cep telefonu kullanıcısına da ulaştı.

Dünyanın bir ikizi daha bulundu

Dünyanın bir ikizi daha bulundu


Gök bilimciler, Güneş Sistemi dışında bugüne dek su bulunma ihtimali en yüksek olan Dünya benzeri gezegeni keşfettiklerini açıkladı.



ntvmsnbc
 
Uluslararası bir ekip tarafından yapılan keşif Astrophysical Journal Letters dergisi tarafından duyuruldu. Dünya’dan 22 ışık yılı uzaklıkta keşfedilen ve GJ 667Cc adı verilen gezegenin, GJ667C yıldızının yörüngesinde bulunduğu belirtildi. Yoğunluğu Dünya’nın 4,5 katı olan GJ 667Cc, yıldızının etrafındaki dönüşünü 28.15 günde tamamlıyor.

Avustralya’nın New South Wales Üniversitesi’nden Chris Tinney, “GJ 667Cc’ye yıldızından gelen ışınların çoğunun kızılötesi olduğunu ve gezegenin atmosferi tarafından emildiğini” belirtti.
Tinney, “Dünya ile kıyasladığımızda, GJ 667Cc yıldızından düşen ışınların yüzde 90’ını alıyor.Bu da yaşamın oluşması için gezegenin doğru sıcaklığa sahip olduğu ihtimalini güçlendiriyor. Ayrıca, kayalık bir yüzey ve nemli bir atmosfere sahip olması, GJ 667Cc’de sıvı su bulunması ihtimalini artırıyor” dedi.

ÜÇLÜ YILDIZ SİSTEMİ
GJ 667Cc gezegeninin yörüngesinde bulunduğu GJ 667C yıldızı, üçlü bir yıldız sisteminde yer alıyor. Bu yıldız sistemi ise GJ 667A ve B adındaki iki diğer yıldızın yörüngesinde bulunuyor.
Avustralya Astronomik Gözlemevi’nden Dr. Simon O’Toole, “Yaptığımız keşif, yaşama olanak sağlabilecek gezegenlerin düşündüğümüzden çok daha değişik kozmik çevrelerde bulunabileceğini gösterdi” yorumunu yaptı.
GJ 667C yıldız sistemi, Avrupa Güney Gözlemevi’nin Şili’deki Magellan teleskopu ve ABD’deki California Teknoloji Enstitüsü’nün ikiz Kesk teleskopları tarafından keşfedildi.
EN SON KEŞFİ KEPLER YAPMIŞTI
Dünya benzeri en son gezegeni, Aralık ayında NASA’nın Kepler teleskopu keşfetmişti. 600 ışık yılı ötede olan Kepler-22b adındaki gezegenin, Dünya’nın 2.4 katı büyüklüğünde ve yüzeyindeki sıcaklığın 21 santigrat derece olduğu tespit edilmişti.
Kepler teleskopu, göreve başladığı 2009 yılından bu yana 2 bin 326 gezegen keşfetti.

Ay'a giden Türk bayrağı geri dönüyor

Ay'a giden Türk bayrağı geri dönüyor


Türkler Ay'a çıkamasa da Türk bayrağı Ay'a gitti. Apollo 15 ile 1971'de Ay'a götürülen Türk bayrağı 41 yılın ardından tekrar Türkiye'de...



ntvmsnbc ve Ajanslar
 
İSTANBUL - ABD'de yaşayan Türk işadamı Ekmel Anda, yıllardır peşinde olduğu Ay'a giden ilk ve tek Türk bayrağını Amerikalı koleksiyonculardan satın aldığını, uzayda 295.2 saat, ayda üç gün kalan, toplam 1.4 milyon mil uzay yolculuğu yapan tarihi Türk bayrağını İstanbul'da oyuncak müzesine bağışlayacağını açıkladı.

26 Temmuz 1971'de fırlatılan Apollo 15, görevini 7 Ağustos’ta tamamlayıp Dünyaya döndü. Apollo 15 ile Ay’a Lunar Rover (Ay Arabası) adı verilen dört tekerlekli bir araç indiren astronotlar, Ay’ın yüzeyinde kapsamlı bilimsel araştırmalar yapmıştı. NASA, Apollo 15’in yolculuğunu insanlı olarak gerçekleştirilen en önemli uzay uçuşu olarak adlandırmıştı. Apollo 15’in üç astronotundan biri olan Alfred M. Worden, Türk Bayrağı ile ilgili hazırladığı orijinal belgede, Türk Bayrağı’nın uzay aracının modülünde yolculuk ettiğini ve kendileriyle birlikte 1.4 milyon millik yolu 295.2 saatte kat ettiğini, Ay'da ise üç gün kaldığını belirtti.

OYUNCAK MÜZESİ'NE BAĞIŞLAYACAKABD’de yıllardır peşinde koştuğu tarihi Türk bayrağını, uzun bir araştırma ve uğraştan sonra satın aldığını belirten Türk işadamı Ekmel Anda, tarihi bayrağı İstanbul’da Sunay Akın’ın açtığı oyuncak müzesine bağışlayacağını, bayrağın önümüzdeki hafta New York’tan İstanbul’a gideceğini söyledi. Anda şöyle devam etti:

"Tarihi bayrak ve astronot Alfred M. Worden’ın hazırladığı sertifika oyuncak müzesinde sergilenecek. Çok gurur verici bir şey bu benim için, Ay’a giden bayrağımızın Türk çocuklarına ilham vereceğine inanıyorum, onların hayallerini süsleyeceğine ve onların vizyonlarını güçlendireceğine inanıyorum. Ay'a giden ilk ve tek Türk bayrağı bu bayrak. Artık bayrağımızı uzaya biz götürelim. Bir gün Türk çocuklarının da hayallerini gerçekleştirmesi için bu bayrağı Türkiye’ye gönderiyorum. Sevgili dostum Sunay Akın çok başarılı bir projeyi hayata geçirdi, bayrağı bulup, satın aldığımı öğrenince çocuklar gibi sevindi."
Oyuncak müzesinin kurucusu yazar Sunay Akın da Ay’a giden tarihi Türk bayrağıyla ilgili ANKA’ya yaptığı açıklamada, "Son birkaç yıl içerisinde yurtdışındaki pek çok tarihi eserin Türkiye’ye kazandırıldığını gazetelerde okuyoruz. Ekmel kardeşimin Ay’a gönderilen bayrağımıza sahip çıkıp, İstanbul Oyuncak Müzesi’ne kazandırması bu konudaki en mutlu haberlerden biridir. Bayrağımızda Ay var ama onu oraya biz taşıyamadık. Bu tarihi olayı Amerikalıların başarması da rastlantı değildir. Çünkü, uzay konulu ilk oyuncakların çoğu 1920’li yıllarda Amerika’da üretilmiştir. Ekmel kardeşimin armağan ettiği bayrağı bu oyuncak örneklerinin yer aldığı müzemizdeki uzay odamızda sergileyeceğiz. Ziyaretçilerimiz böylelikle hayallerin değerini, gerçeğin hayallerin ayak izini takip ettiğini görecekler. Geçtiğimiz yüzyılın başında çocuklarımız önüne uzay oyuncaklarını biz koysaydık, o bayrağı Ay’a götüren astronot da bir Türk olurdu" diye konuştu.

Yüzde 87 din öğretmeni olmak istemedi

Yüzde 87 din öğretmeni olmak istemedi


Öğretmen atamalarında 17 bin kadroya, 15 bin 934 öğretmen yerleştirilebildi. KPSS'yi geçmiş, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olabilecek 3 bin 473 kişiden yalnızca 466’sı öğretmen olmayı tercih etti.



ntvmsnbc ve Ajanslar
 
ANKARA - Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 15 bin 934 kadroya öğretmen atadı. Öğretmen atamaları dolayısıyla Bakanlığın Başöğretmen Salonu'nda tören düzenlendi.
30 ile 65 branşta 17 bin kadrolu öğretmen ataması yapılacağını belirten MEB İnsan Kaynakları Genel Müdürü Hikmet Çolak, bu illerin en çok ücretli öğretmenlerin görev yaptığı iller olduğunu, ücretli öğretmenlerin çalıştığı noktalar üzerinden alımın yapılacağını anlattı.

Bu atama için toplam 86 bin 129 başvurunun yapıldığını, ancak bu başvurulardan 79 bin 490'ının geçerli sayıldığını bildiren Çolak, ''Yerleri belirlerken ücretli öğretmenlerin sayısını sınava girenlerin sayısıyla örtüştürdük. Bizim öngörümüz üzerinden 17 binin tamamına talipli öğretmen adayı arkadaşlarımız vardı, fakat 2 alanda hiç başvuru olmadı, 5 alanda da beklenenden daha az başvuru oldu'' diye konuştu.

GEMİ KAPTANLIĞI'NA BAŞVURAN YOK
Salonda bulunanlar arasında ekranda atandıkları illeri ve okulları gören adaylar, sevinç çığlıkları attı ve mutluluklarını yakınlarına sarılarak paylaştılar.
Atanma sonuçlarını öğrenen bazı anne ve babalar da bu haberi çocuklarına telefonla arayarak verdi.
Atama sonucuna göre 17 bin kadroya 15 bin 934 öğretmen ataması yapıldı. Yetkililer boş kalan kontenjanların, ''gemi kaptanlığı'' ve ''harita tapu kadastro'' alanlarında hiç başvuru yapılmamış olmasından ve bazı branşlara yeterli başvuru yapılmamasından kaynaklandığını açıkladı.
En çok din kültürü ve ahlak bilgisi branşında yetersiz başvuru olduğunu belirten yetkililer, bu branş için 783 kontenjan ayrıldığı, atama için 466 başvuru yapıldığı ve bu alanda KPSS'ye giren 3 bin 473 potansiyel kişinin olduğu bilgisini aktardı.
NERELERE ATANDILAR?Atama yapılan iller arasında Adıyaman, Ağrı, Aksaray, Ardahan, Artvin, Batman, Bayburt, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gaziantep, Gümüşhane, Hakkâri, Iğdır, Kars, Kilis, Malatya, Mardin, Muş, Rize, Siirt, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli, Van ve Yozgat yer alıyor.
VAN’A 1046 ÖĞRETMENEn çok atama 2 bin 370 öğretmenle Şanlıurfa'ya yapıldı. Bu ili, bin 553 öğretmenle Diyarbakır, bin 225 öğretmenle Gaziantep, bin 46 öğretmenle Van izledi.
En çok sınıf öğretmenliği, okul öncesi öğretmenliği ve İngilizce öğretmenliği branşlarında atama yapıldı.
Atanan öğretmenler, 6 Şubat Pazartesi günü, eğitim öğretimin ikinci yarısının başlamasıyla görevlerinin başında olacak. Öğretmen olarak atananlar, atandıkları yerde adaylık süresi dâhil en az 4 yıl çalıştıktan sonra yer değiştirme isteğinde bulunabilecek. Bu süre, önceki atamalarda 2 ya da 3 yıldı.

Merkel Çin'de insan haklarını unuttu

Merkel Çin'de insan haklarını unuttu


Almanya Başbakanı Angela Merkel, Euro Bölgesi'ne mali destek sağlamak ve milyar dolarlık iş bağlantıları için Çin'e resmi bir ziyaret gerçekleştiriyor. Merkel, Pekin ziyaretinde "insan hakları" temsilcileriyle de görüşmek istedi ama Çin izin vermedi. Merkel bu duruma tepki göstermek yerine sessiz kalmayı tercih etti.



ntvmsnbc
 
Çin son yıllarda Almanya'nın en büyük ticari partnerlerinden biri haline geldi. Almanya Başbakanı Angela Merkel, iki ülke arasındaki ticari ilişkileri daha fazla geliştirmek ve ekonomik kriz içinde olan Euro Bölgesi'ne mali destek sağlamak amacıyla Pekin ziyaretine çıktı. Merkel insan haklarına önem verdiğini göstermek için Çin ziyareti sırasında Nobel barışı ödülü sahibi Liu Xiaobo ve insan hakları savunucusu Gao Zhisheng'in avukatı Mo Shaoping'le Almanya'nın Pekin Büyükelçiliği'nde bir görüşme yapacaktı.

İnsan hakları avukatı Mo Shaoping, Almanya Başbakanı Merkel'le biraraya gelmek için hazırlıklarını tamamlamıştı. Ancak Shaoping'e Çin istihbarat elemanları kötü bir sürpriz hazırlamışlardı.

ÜÇ SAAT ALIKONULDU
Almanya, pazartesi günü Merkel'le görüşmesi için insan hakları avukatı Mo Shaoping'i büyükelçiliğe davet etti. "Davet"i haber alan Çinli yetkililer, Mo Spaoping'in bürosunu ziyaret ederek, üç saat alıkoydular. Çinli yetkililer, ülkenin istikrarını gerekçe göstererek Merkel'le görüşmemesini talep etti.

MERKEL ENGELLEMEYE SESSİZ KALDI
Merkel ise Çin hükümetinin insan hakları temsilcileriyle görüşmesini engellemesine sessiz kalmayı tercih etti. Konuyla ilgili Alman haber ajansı dpa'ya telefonla açıklama yapan Mo Shaoping, "Görüşmeye gitmeme izin vermiyorlar" dedi.
Almanya Başbakanı Merkel, resmi ziyaret çerçevesinde bugün Çin Devlet Başkanı Hu Jintao ile görüştü. Çin Devlet Başkanı Hu, Merkel'in ziyaretinin iki ülke arasındaki "güven" ve "birbirini anlama" bağlarını daha da güçlendirdiğini söyledi.
'EURO BÖLGESİNE YARDIM EDEBİLİRİZ'
Merkel'le ziyareti sonrası açıklama yapan Çin Başbakanı Wen Jiabao da, borç kriziyle mücadele eden Euro Bölgesi'ne destek olmak amacıyla Avrupa Finansal İstikrar Fonu (EFSF) ve yerini alması beklenen Avrupa İstikrar Mekanizması'na (ESM) daha fazla katkı yapabileceklerini söyledi.
Euro Bölgesi'ndeki borç krizinin çözümünün aciliyetine ve önemine dikkati çeken Wen, Avrupa'nın borç krizinin üstesinden gelebilmesi için EFSF ve ESM aracılığıyla desteğini artırma yolları aradıklarını vurguladı.
MERKEL: ÇİN'E BÜYÜK İŞ DÜŞÜYOR
Almanya Başbakanı Angela Merkel de ''Avrupa'daki borç krizinin çözümünde G-20 üyesi ülkeler ve özellikle Çin'e büyük iş düşüyor'' açıklamasını yaptı.

29 Ekim 2013'e kadar yenilenecek

29 Ekim 2013'e kadar yenilenecek

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Taksim'deki Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) tadilat, tamirat ve güçlendirme yapmak üzere bu ay içinde ihaleye çıkacak.


Mevcut yapı korunarak gerçekleştirilecek restorasyonda binada herhangi bir değişiklik yapılmayacak.

AA
 
İSTANBUL - Kültür ve Turizm Bakanlığı, Taksim'deki AKM'nin restorasyonu için ihale yapılmasına ilişkin gerekli hazırlıkları tamamladı. Restorasyonun, Ekim ayında başlaması ve en geç 2013 yılının Cumhuriyet Bayramı'na tamamlanması öngörülüyor.
AKM'nin tadilat, tamirat ve depreme karşı güçlendirilmesi için bu ay içinde ihaleye çıkılacak. Tadilat, tamirat ve güçlendirme, mevcut bina korunarak gerçekleştirilecek, binada herhangi bir değişiklik yapılmayacak.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, yakın bir zamanda, sponsorla da protokol imzalayacak.


YILAN HİKAYESİNE DÖNEN RESTORASYONUN TARİHÇESİAKM'nin, dünya standartlarında bir kültür ve sanat merkezine dönüştürülmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı arasında 8 Ekim 2008'de işbirliği protokolü imzalandı.
Protokolün imzalanmasını takiben AKM'nin ilk mimarı Hayati Tabanlıoğlu'nun oğlu mimar Murat Tabanlıoğlu ile görüşmelere başlandı, Tabanlıoğlu, mimari projeyi bilabedel yapmayı önerdi ve buna ilişkin sözleşme 17 Ekim 2008'de imzalandı.
Murat Tabanlıoğlu'nun hazırladığı, AKM'nin mevcut mekanlarının ihtiyaçlar doğrultusunda fonksiyonlandırılmasını ve yenilenmesini içeren mimari proje, 24 Aralık 2008 tarihinde bu projeyle birlikte diğer tüm uygulama projeleri ise 29 Mayıs 2009 tarihinde Koruma Kurulu'na onaylatıldı. Bu proje, AKM'nin günümüz teknolojileri ile donatılmasını, depreme karşı güçlendirilmesini, sahne performanslarının artırılmasını ve seyir imkanının yükseltilmesini hedefliyordu.
İzleyicilerin konforunu ve sanatçıların performansını artıracak düzeyde hazırlanan projelerin tamamlanmasının ardından uygulanmasına yönelik ''İstanbul Atatürk Kültür Merkezi Onarım, Güçlendirme ve Tesisat Sistemlerinin Yenilenmesi İşi'' 29 Haziran 2009 tarihinde ihale edildi. Teklif veren 14 firmadan, en avantajlı teklifi veren firma tespit edilerek, 22 Temmuz 2009 tarihinde sözleşme yapmak üzere davet edildi. Ancak Kültür, Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat-Sen), AKM'nin avan projelerinin onaylandığı Koruma Kurulu kararının iptali için Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine dava açtı. İstanbul 9. İdare Mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararı, 27 Temmuz 2009 tarihinde ajansa bildirildi. Ajans, bunun üzerine AKM'nin onarımıyla ilgili başlattığı her türlü çalışmayı durdurdu.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, AKM'nin İstanbul'un kültür ve sanat hayatındaki öneminin bilinciyle bu mekanın 2010 Avrupa Kültür Başkenti süreci içinde sanat hayatına kazandırılabilmesi için itirazlara konu olan değişiklik taleplerini görüşmek ve tarafları uzlaştırmak amacıyla Devlet Tiyatroları Genel Müdürü, Devlet Opera Balesi Genel Müdürü, yürütmeyi durdurma kararı aldıran Kültür, Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası, ilgili meslek örgütleri temsilcileri, projeyi hazırlayan mimari büro temsilcilerini bir araya getirdi ve uzlaşma sağlandı. Bu doğrultuda revize edilen proje, Kültür ve Turizm Bakanlığına onaylatıldı ve Koruma Kuruluna sunuldu.
Taraflar arasında uzlaşma sağlanabilmesine yönelik sendikadan ve sanatçılardan gelen görüşler doğrultusunda projenin revize edilmesi, revize edilen projelerin Koruma Kurulunca değerlendirilebilmesi için yasal gereklilik nedeniyle sendikanın davadan geri çekilmesi konularında mutabık kalındı.
Uzlaşma sağlanmış olmasına rağmen Kültür Sanat-Sen, İstanbul 9. İdare Mahkemesinde devam eden projenin iptali istemiyle açtığı davayı geri çekmedi ve bu sebeple de Koruma Kurulu projeyi değerlendirmeye almadı.
İstanbul 9. İdare Mahkemesi, 16 Aralık 2009 tarihli kararı ile projelerin onaylandığı Koruma Kurulu kararını iptal etti. Bu kararla beraber mahkeme kesin kararını verdi ve ajans tarafından yürütülen AKM'nin onarımına ilişkin süreç kesin olarak durduruldu.
AKM'NİN TARİHİ AKM'nin tarihi 1930'lu yıllara dayanıyor. İstanbul Belediyesi, o tarihte ''İstanbul'a yakışır bir tiyatro ve opera binası'' yapmak üzere çalışmalara başladı. Ancak çalışmalara 2. Dünya Savaşı nedeniyle ara verildi.
Projesi mimar Feridun Kip ile mimar Rükneddin Güney tarafından çizilen ''İstanbul Opera Binası''nın temeli, 29 Mayıs 1946 tarihinde dönemin İstanbul Valisi ve Belediye Başkanı Lütfi Kırdar tarafından atıldı.
İnşaatın ödenek yokluğu nedeniyle yarım kalması üzerine bina, o haliyle 1953 yılında Bayındırlık Bakanlığına devredildi. 1956 yılında yeniden gündeme gelen opera binası inşaatı, mimar Hayati Tabanlıoğlu'nun projesi ile yeniden başladı.
Binanın yapımı 12 Nisan 1969 tarihinde biterek, ''İstanbul Kültür Sarayı'' adıyla hizmete açıldı. Çalışmaları 39, inşaatı ise 23 yıl süren binanın açılışı, Ferit Tüzün'ün ''Çeşmebaşı'' balesi ile Verdi'nin ünlü operası ''Aida''nın sahnelenmesiyle gerçekleşti. Bina, döneminde dünyanın dördüncü, Avrupa'nın ikinci büyük sanat merkezi olma özelliğine sahipti.
AKM binası, 27 Kasım 1970'de Arthur Miller'ın ''Cadı Kazanı'' isimli oyunu sahnelenirken, sahnede bir dekorun projektörlerden tutuşması sonucu çıkan yangında büyük hasara uğradı. Bina, 8 yıl içinde yine mimar Tabanlıoğlu tarafından onarıldı ve 1978 yılında bu kez ''Atatürk Kültür Merkezi'' adıyla ikinci kez açıldı.
Opera-bale, tiyatro, konser ve kongre amacıyla kullanılan ancak restorasyon çalışmaları nedeniyle 2008 yılından bu yana kapalı bulunan AKM'de, 1317 kişilik büyük salon, 530 kişilik konser salonu, 250 kişilik sinema salonu ve tiyatro salonları yer alıyor.
Kültür ve sanat tutkunlarının hayatlarının önemli mekanlarından biri olan AKM, aynı zamanda İstanbullular'ın önemli bir buluşma merkezi olarak da görev yapıyor.

En Çok Okunan Haberler

Google Arama