8 Şubat 2012 Çarşamba

Medvedev'e 'veto' sitemi

Medvedev'e 'veto' sitemi

Rusya Federasyonu Başkanı Medvedev ile Suriye'deki gelişmeleri görüşen Erdoğan, Rusya'nın BM'deki karar tasarısını veto etmesinden endişe duyduğunu belirtti.



NTV

İSTANBUL - Başbakan Erdoğan ile Rusya lideri Medvedev, Suriye’deki son durumu telefonda değerlendirdi. Erdoğan, “Akan kan durdurulmalı” derken, Medvedev, “Akan kan durmalı ama operasyona karşıyız” diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, Rusya Federasyonu Başkanı Dimitriy Medvedev'e BM güvenlik konseyinde Suriye’deki şiddet olaylarına ilişkin karar tasarısının veto edilmiş olmasından üzüntü ve endişe duyduğunu belirtti.
Başbakan Erdoğan, akan kanın ivedilikle durdurulması gerektiğini söyleyerek, "Suriye yönetimi inandırıcılığını ve meşruiyetini tümüyle yitirmiştir" dedi.
Rusya lideri Medvedev de Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik konseyi çatısı da dahil, Suriye'de akan kanın durması için çabaların sürmesi gerektiğini vurguladı.
Medvedev, Başbakan Erdoğan'la görüşmesinde krize Suriyelilerin çözüm bulmasının önemine vurguda bulundu.
Rusya Devlet Başkanı, dış müdahalelere karşı olduklarını dile getirdi.

‘İsrail Rumlardan üs isteyebilir’

‘İsrail Rumlardan üs isteyebilir’

İsrail, Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nden askeri üs talebinde bulunmaya hazırlanıyor.

NTV

İsrail basınında çıkan habere göre, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu'nun 16 Şubat'taki Rum kesimi ziyareti öncesi adadaki BAF Üssü'nün kullanımıyla ilgili görüşmeler hazırlık aşamasında. Rum basınıysa, Güney Kıbrıs yönetiminin bir İsrail şirketinden savaş gemisi satın alabileceğini yazdı.
İki taraf arasında ayrıca, Rum yönetimin tek yanlı ilan ettiği ''münhasır ekonomik bölgesi'' ile İsrail ekonomik bölgesi içerisinde, arama kurtarma alanında işbirliği anlaşması imzalanacak.
Ziyarette, doğalgazdan birlikte yararlanılması, ekonomi ve turizm gibi çeşitli alanlarda işbirliğinin geliştirilmesi gibi konuların da görüşülmesi bekleniyor.

Suriye için BM'siz çözüm

Suriye için BM'siz çözüm

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Suriye için BM dışında bir platformda da çözüm arayacaklarını söyleyerek "Hiçbir şekilde bu akan kana seyirci kalmayacağız" dedi.




AA

ANKARA - Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Suriye'deki gelişmelere ilişkin BM dışında bir çözüm aradıklarını dile getirdi.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, ABD'ye gitmeden önce Esenboğa Havaliman'ında basın toplantısı düzenledi.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye konusunda, ''Arap Ligi'yle birlikte yeni bir uluslararası girişimi devreye sokacaklarını, bu konuda kararlı olduklarını'' söyledi.
Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Davutoğlu, Suriye'deki gelişmelere ilişkin bir soru üzerine, insani bir trajedi haline dönüşen bu sorun çerçevesinde ortak bir mutabakat zemini oluşturulmasını ve söz konusu mutabakat zemininde, bu konuya BM dışında kapsayıcı bir platform içinde çözüm aramayı istediklerini belirtti.
TELEFON DİPLOMASİSİNE DEVAMBunun için girişimlerini de önümüzdeki günlerde sürdüreceklerini ifade eden Davutoğlu, ABD ziyaretinin sadece Suriye bağlamında yapılan bir ziyaret olmadığını, bütün ikili konuları kapsadığına işaret ederek, ABD'de bu konuları görüşeceklerini, oradan da telefon diplomasisini sürdüreceklerini kaydetti.
Arap Birliği'nin cumartesi günü toplanacağını ifade eden Davutoğlu, Arap Birliği dönem başkanıyla da bu toplantıdan sonra görüşmek üzere mutabık kaldıklarını bildirdi.
'SEYİRCİ KALMAYACAĞIZ'Davutoğlu, ''Arap Ligi ile birlikte tekrar bir girişimi, uluslararası mahiyette bir girişimi devreye sokacağız, bu konuda kararlıyız. Hiçbir şekilde bu akan kana seyirci kalmayız. Bunu hem kamuoyumuzun hem Suriye'deki kardeşlerimizin hem de dünya kamuoyunun bilmesi önem taşıyor'' dedi.
Basın toplantısının ardından Davutoğlu ABD'ye hareket etti.

Hakan Fidan ifadeye gidecek mi?

Hakan Fidan ifadeye gidecek mi?

KCK soruşturmasında ifadeye çağırılan Hakan Fidan'ın ifade vernmeye gidip gitmeyeceği tartışılıyor.

    KİM BU 3 İSİM?

HAKAN FİDAN
Milli İstihbarat Teşkilatının bugünkü ismiyle yapılandığı 1966 yılından bu yana 16'ıncı ve en genç müsteşarı. Asker kökenli olan Fidan silahlı kuvvetlerden ayrıldıktan sonra ‘dış politikada istihbaratın yeri’ başlıklı master tezi hazırladı.
TİKA başkanlığı yapan Fidan, Uluslararası Atom Enerjisi Yönetim Kurulu üyeliği sırasında İran’la nükleer müzakerelerin içinde yer aldı. Başbakanlık Müsteşar Yardımcısıyken, önce MİT Müsteşar Yardımcısı ardından MİT Müsteşarı oldu.
Fidan, PKK ile Oslo'da yapıldığı öne sürülen görüşme sürecinde kritik rol oynadı. O dönem MİT Müsteşarı olmayan Fidan'ın, PKK yöneticileriyle konuşma kayıtları internete sızdı. Hakan Fidan'ın bu ses kaydında Öcalan için ‘sayın’, ‘önderlik’ gibi ifadeler kullanması eleştirildi. Başbakan, muhalefetin sert tepkisine , ‘hakan beyi kolay kolay harcamayız" yanıtını verdi.
Fidan bu göreve atanmasına İsrail tepki göstermiş, Savunma Bakanı Ehud Barak, Fidan'ı İran yanlısı olmakla suçlamıştı.

TANER VE GÜNEŞ
Eski müsteşar Emre Taner, PKK ile görüşme sürecinin belki de en kritik ismi konumunda ve Habur'da sekteye uğrayan açılım sürecinin baş mimarlarından biri. İmralı’da Abdullah Öcalan'la ilk görüşen müsteşar olan Taner’in, açılım süreci için Mesut Barzani’yle de en az 7 kez görüştüğü iddia edildi.
Afet Güneş ise, ifadeye çağırılanlar arasında ismi en az bilinen kişi. MİT'in ilk kadın müsteşar yardımcısı olan Güneş,Hakan Fidan'ın da yer aldığı Oslo görüşmesinde masadaki isimlerden biriydi.
İnternete sızan ses kaydında, Afet Güneş'ın PKK'lı yöneticilere yönelik , "Metropolleri patlayıcılarla doldurdunuz" ifadesi çok tartışılmıştı.     
NTV

ANKARA - MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ın KCK soruşturması kapsamında Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliği tarafından ifadeye çağırılması gündeme bomba gibi düştü.
Şimdi ise Fidan'ın ifadeye gidip gitmeyeceği tartışılıyor.
Tartışmalarda iki olasılık öne çıkıyor. MİT kanunu gereği MİT mensuplarının ifade verebilmesi için bağlı bulunduğu Başbakanlık'tan izin alınması gerekiyor. Fidan bu yönde bir gerekçe sunarsa talebin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından incelenmesi gerekiyor. Ankara'da bu olasılığın ağır bastığı belirtiliyor.
Ancak Ankara'da sorunun çıkış noktasına savcıların MİT Müsteşarı'nı ifadeye çağırma yetkisinin olup olmadığına da yoğunlaşılmış durumda. Çünkü CMK'nın 250 ve 251'inci maddeleri özel yetkili savcılara geniş yetkiler tanıyor. 250'inci maddenin 2'inci fıkarasına göre şüphelinin görev ve sıfatı ne olursa olsun özel yetkili savcılara bu kişileri ifadeye çağırma yetkisi veriyor.
251'inci maddenin birinci fıkrasına göre ise özel yetkili savcılar doğrudan soruşturma yapabiliyor. BU açıdan bakıldığında savcıların MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı terör soruşturması kapsamında ifadeye çağırılmasında hukuki bir sorun görünmediği belirtiliyor.
DAHA ÖNCE DE YAŞANDIÖte yandan bir MİT Müsteşarı'nın ifadeye çağırılması bir ilk olsa da benzer bir olay daha önceden yaşanmıştı.
Erzincan'daki Ergenekon yapılanması kapsamında Erzurum'da bazı MİT mensupları özel yetkili savcılar tarafından ifadeye çağırılmıştı.
Ancak dönemin MİT Müsteşarı Emre Taner MİT kanunu gereği bu kişilerin ifadeye çağırılamayacağını belirtmişti.
Ancak dönemin özel yetkilisi savcısı Osman Şanal 250 ve 251'inci maddeleri dayanak göstermiş ve MİT mensuplarını ifadeye çağırmış ardından da tutuklamıştı.
TARTIŞMALI MADDELER MECLİS'TEİşte bu iki madde için şimdi Ankara’da bazı formüller üzerinde çalışılıyor. Kısa süre önce yargının hızlandırılmasına yönelik bir yasal düzenleme Meclis’e gönderildı. Düzenleme şu anda komisyon aşamasında.
Şimdi Ankara’daki beklenti ve büyük olasılık buna benzer bir sıkıntının tekrar yaşanmaması için CMK 250 ve 251'de bir düzenlemeye gidilebileceği yönünde.

Meclis kürsüsü işgal altında!

Meclis kürsüsü işgal altında!

İçtüzük değişikliğinin görüşüldüğü Meclis Genel Kurulu'nda, CHP’li vekiller önce komisyon sıralarını ardından da kürsüyü işgal etti. Meclis Başkanı Çiçek çözüm için grup başkanvekilleriyle görüşüyor.

CHP'liler önce komisyon sıralarını (üstte) ardından da kürsüyü (sağda) işgal etti.
ntv
İktidar ve muhalefet partileri arasında, Meclis içtüzük değişikliğiyle nedeniyle yaşanan gerginlik işgale vardı.
AK Parti'nin değişiklik teklifine muhalefet partileri karşı çıkmış, TBMM Başkanı Cemil Çiçek gerginliği çözmek için biri geçtiğimiz günlerde biri de bugün olmak üzere grup başkanvekilleriyle iki kez biraraya gelmiş ancak sonuç alınamamıştı.
Kriz, muhalefetin, ‘sesimiz kısılıyor’ tepkisi gösterdiği, önergelerle ilgili konuşma sürelerini düzenleyen maddenin Meclis Genel Kurulu'nda görüşülmesi sırasında patlak verdi.
CHP'li vekiller, 'tarafsızlığını yitirdi’ iddiasında bulundukları AK Partili Başkan Vekili Mehmet Sağlam’ın komisyon sıralarına oturmasına karşı çıktı ve komisyon sıraları işgal edildi. Bunun üzerine komisyon üyeleri de hükümet sıralarına oturdu.
Sorunun aşıldığı düşünülürken, açılan usül tartışmasıyla birlikte 70-80 kadar CHP’li vekil bu kez Meclis kürsüsünü işgal etti. Bunun gelişme üzerine Meclis Başkanı Cemil Çiçek oturuma 10 dakika ara verdi.
Ara yaklaşık 1 saat sürdü ve salona dönen Çiçek görüşmelere devam edileceğini duyurdu. Kürsüdeki CHP'lilerin alkışlı protestosuna, "Bu durumu Türkiye için faydalı görüyorsak devam edelim" tepkisi gösteren Çiçek, protesto devam edince görüşmek için grup başkanvekillerini çağırdı.

Ölüler yaşayanlara fark attı

Ölüler yaşayanlara fark attı

ABD Nüfus Referans Bürosu’nun (PRB) yaptığı araştırmaya göre, M.Ö 50,000’den günümüze kadar dünyaya gelen insan sayısı yaklaşık 108 milyar. Bu rakam, mevcut dünya nüfusu ele alındığında, yaşayan her bir kişi için 15 kişinin öldüğü  anlamına geliyor.



ntvmsnbc

PRB’nin araştırmasına göre, Birleşmiş Milletler’in (BM) 2011 yılında 7 milyara ulaştığını belirttiği dünya nüfusu şu an 6,15 milyar. Dünya nüfusu 7 milyar olarak ele alındığında, günümüzde yaşayan her bir kişiye karşılık bugüne kadar 15 kişi öldüğü ortaya çıkıyor.
PRB, yayımladığı raporda,  “Doğan insanların yüzde 75’inin 1970’li yıllarda hayatta olduğu varsayıldığında, 20’inci yüzyılda yaşanan doğumların eski yüzyıllardaki doğumları fazlasıyla geride bıraktığını anlaşıldı” ifadesi yer aldı.
PRB, demografik bilgilerin eksikliğinden dolayı araştırmalarını “yarı-resmi” olarak yapmak zorunda kaldıklarını ifade etti. ABD’li araştırmacılar, dünyada bugüne kadar yaşamış insan sayısını belirlemek için insanların ortalama yaşam sürelerini ve farklı zamanlardaki ortalama insan nüfusunu tespit etmeye çalıştı.
BAZI ÜLKELER HESAPLAMA DIŞINDA KALDI
İnsanların Dünya üzerinde belirdikleri zamanı kararlaştırmak için Homo sapiens’in M.Ö 50 bin civarında ortaya çıktığını savunan görüş kabul edildi.
Ortalama yaşam süresi ve toplumların hayatta kalabilmesi için gereken doğum oranları gibi faktörleri değerlendiren araştırmacılar, farklı dönemlerdeki doğum oranlarını hesapladı. Ardından, belli faktörlere dayanarak nüfusların büyüme hızları hesaplandı.
PRB’nin 2011’de son bulan hesaplamasına göre, insan ırkının ortaya çıkmaasından bu yana dünyada yaklaşık 108 milyar insan yaşadı. Bu rakamlara göre, bugün hayatta olan dünya nüfusu bugüne dek yaşamış toplam nüfusun yüzde 6.5’ine denk geliyor.
Araştırmada, bilgi yetersizliği nedeniyle Afganistan, Angola, Burma, Eritre, Faroe Adaları, İzlanda, Lübnan, Somali ve Özbekistan yer almadı.
Raporda, dünyadaki nüfus artışının yıllara göre dağılımı şöyle:
-M.Ö 8,000: 5,000,000
-M.S 1: 300,000,000
-1759: 765,000,000
-1850: 1,265,000,000
-1950: 2,516,000,000
-1995: 5,760,000,000
-2011: 6,215,000,000

En Çok Okunan Haberler

Google Arama