25 Aralık 2011 Pazar

'Zamlı maaşı almayacağım'

'Zamlı maaşı almayacağım'

CHP Milletvekili Umut Oran, doğru olmadığını belirterek, maaş zammını almayacağını söyledi.

CHP İstanbul Milletvekili Umut Oran, yaptığı yazılı açıklamada, TBMM’de emekli milletvekillerine yapılan kıyak zammı almamak için girişimde bulunacağını, konuyla ilgili olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşerek öneride bulanacağını belirtti.
Oran, açıklamasında şu görüşlere yer verdi: "Genel Başkan’a yasa iptal edilene kadar ortaya çıkan hak edilmemiş gelirin halka aktarılmasını önereceğim. Ben bu maaşı almayacağım ama mevzuat nedeniyle mecbur kalınırsa gelen paranın tamamını burs olarak dağıtıp, gelen ve harcanın meblağı ayrıntılarıyla kendi web sitemden duyuracağım.
Yapılan düzenlemeyi vicdanla bağdaştırmak mümkün değil. Bugün Türkiye’de asgari ücretlilere yüzde 10, SSK ve Bağ-Kur emeklilerine yüzde 4 oranında zam yapılıyor. Milletin kendisine yüzde 10 zammı çok görüp, vekiline yüzde 75 zam yapmayı kimse açıklayamaz. Bunun adı kıyak ayrıcalıktır ve bu Meclis’in itibarına da gölge düşürüyor."
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e de yasayı veto etmesi çağrısında bulunan Oran, “Kamuoyu vicdanında büyük infial yaratan, eşitlik ilkesine aykırı olan bu yasayı tekrar görüşülmek üzere TBMM’ye geri göndersin. Halkın hassasiyetleri ve demokrasinin temel ilkeleri dikkate alınsın. Hatadan dönmek hâlâ mümkün” dedi.
"ZAM GÖRÜŞMESİNDE ORADA DEĞİLDİM" Oran, TBMM’de zammın yapıldığı saatlerde CHP PM toplantısında olduğunu belirttiği açıklamasında şunları kaydetti:
“Bu arada şunu da belirtmek isterim ki TBMM Genel Kurulu’nda söz konusu görüşmenin yapıldığı saatlerde CHP Parti Meclisi toplantısındaydım ve bu nedenle ret yönünde oy kullanamadım. Ayrıca o tarihte böyle bir düzenlemenin sürpriz önerge şeklinde TBMM’de görüşüleceğinden de haberim yoktu."ntv

Hastane borçları silinecek

Hastane borçları silinecek

Sosyal güvencesi olmayanların Sağlık Bakanlığı hastanelerine 250 liradan az olan borçları silinecek. Borç 250 liradan fazla ise yarısının ödenmesi yeterli sayılacak.

AA

ANKARA - Sağlık Bakanlığı, ''sosyal güvenceden yararlanamayan vatandaşların hastanelere olan borçlarının silineceğini'' bildirdi.
Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, 6 Nisan 2011 tarihli ve 6225 sayılı Kanunla 209 sayılı Kanuna eklenen geçici 5. madde uyarınca, üniversite hastaneleri dahil kamu hastanelerinde vefat edenlerden ödeme gücü bulunmayanların 26 Nisan 2011 tarihine kadar olan tedavi borçlarının silinmesinin öngörüldüğü belirtildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi:
''Ayrıca, KKTC vatandaşlarının Bakanlığımız hastanelerine 31 Aralık 2010 tarihine kadar olan tedavi borçlarının silinmesi; sosyal güvenceden herhangi bir şekilde yararlanamayan vatandaşlardan 31 Aralık 2010 tarihi itibariyle Bakanlığımız hastanelerine 250 TL altında tedavi borcu bulunanların bu borçlarının (faiz ve mahkeme masrafları dahil) silinmesi ve sosyal güvenceden herhangi bir şekilde yararlanamayan vatandaşlardan 31 Aralık 2010 tarihi itibariyle Bakanlığımız hastanelerine 250 TL üstünde tedavi borcu bulunanların söz konusu bu borcun yüzde 50'sini bir defada veya taksitle (26.04.2012 tarihine kadar) ödemeleri durumunda kalan borçlarının (faiz ve mahkeme masrafları dahil) silinmesi öngörülmüştür.
Bu kapsamda 23 Aralık 2011 tarihi itibariyle; hastanede vefat edenlerden tedavi borcu olup Sosyal Yardım Bilgi Sistemine (SOYBİS) göre ödeme gücü bulunmadığı anlaşılan 3.018.984 adet dosyanın, toplam 124.373.470 TL borcu silinmiştir.
Ayrıca kamu hastanelerinde (üniversite hastaneleri dahil) vefat edenlerden SOYBİS'e göre ödeme gücü bulunmayanların tedavi giderleri, 01.01.2011 tarihinden geçerli olmak üzere ücretsiz hale getirilmiştir.''

Kılıçdaroğlu'ndan Emek'e destek

Kılıçdaroğlu'ndan Emek'e destek

CHP lideri Kılıçdaroğlu, 'Emek Sineması'nın yıkılması, yok edilmesi, kent kültürüne saygısızlığın yanı sıra, İstanbul'da yaşamış, sinemaya gitmiş herkesin anısına da saygısızlıktır'' diye konuştu.

AA

ANKARA - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Emek Sineması'nı Yıkmayın'' diyenleri destekledi.
Kılıçdaroğlu, yaptığı yazılı açıklamada, ''Emek Sineması'nın yıkılması, yok edilmesi, kent kültürüne saygısızlığın yanı sıra, İstanbul'da yaşamış, sinemaya gitmiş herkesin anısına da saygısızlıktır'' değerlendirmesinde bulundu.
Emek Sineması'nın İstanbul'da sinema severler için ilk akla gelen salonlardan biri olduğunu, hatta ilk sırada yer aldığını belirten Kılıçdaroğlu, açıklamasında şunları kaydetti:
''Emek Sineması'nın yıkılması, yok edilmesi, kent kültürüne saygısızlığın yanı sıra, İstanbul'da yaşamış, sinemaya gitmiş herkesin anısına da saygısızlıktır.
Cumhuriyetin ilanından bir yıl sonra sinemaseverlere, sanatseverlere 'merhaba' diyen sinema salonu, 1958 yılında Emekli Sandığı'nın mülkiyetine geçti ve adı 'Emek' oldu. Emek ile rant o günden beri Emek Sinemasında da karşı karşıya geldi ve restleşti. Bugüne kadar hep 'Emek' kazandı ve Emek Sineması kendisini yenileyerek karşımıza çıktı. Bugün de rant ve sadece rant üstüne kurulu şehircilik anlayışı, Emek sinemasının üzerine yürüyor, yıkım araçları Emek Sineması'nı tarihimizden ve anılarımızdan silmek istiyor.
Öte yandan, bu ülkenin taşına toprağına, sanatına kültürüne, insanına, tarihine ve anısına sahip çıkanlar da 'Yıkmayın' diye kazma vurulmak, yıkılmak istenen Emek Sineması'nın yanında saf tutuyorlar. Kendilerini bu anlamlı direnişleri, tavırları ve anılarıyla birlikte yaşadıkları kente sahip çıkmaları kararlılığıyla kutluyor, sevgiler,saygılar sunuyorum.''

'Fransa'da yaşanan akıl tutulması'

'Fransa'da yaşanan akıl tutulması'

Başbakan Yardımcısı Babacan, Fransa'da Türkiye aleyhinde yaşanan gelişmeleri 'akıl tutulması' diye niteledi ve Cumhurbaşkanı Sarkozy'nin Gül ve Erdoğan'a verdiği sözü tutmadığını ifade etti.

ANKARA - Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Fransa meclisindeki yasa teklifinin geçmeyeceği konusunda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a söz verildiğini ancak bunun yerine getirilmediğini belirterek, ''Ben bizzat toplantılarda beraber olduğumuz ortamlarda kendi kulağımla duydum bunu. Geçen hafta olan ne peki, hani söz- Siyasette söz çok önemlidir. Hele hele bu devlet başkanı seviyesinde veriliyorsa bu devleti bağlar, ülkeyi bağlar ama sorduğunuzda 'benim seçimim var' diyor. 'Bu seçimi geçirmek için bunları yapmak zorundayım' diyor. Bakalım bunları Fransız halkı nasıl değerlendirecek'' dedi.
Babacan, AK Parti Genel Merkezinde, Genişletilmiş İl Danışma Kurulu Toplantısında, 2011 yılında Türkiye ve dünyada yaşanan ekonomik ve siyasi gelişmeleri değerlendirdi.
Konuşmasında Avrupa'da yaşanan ekonomik durgunluğa değinen Babacan, bu bölgede yaşanan sorunların çözülememesinin nedeninin de siyasi karar alma mekanizmalarının işlememesinden kaynaklandığını belirtti. Avrupa'da ciddi bir siyasi liderlik gösterecek başbakan veya genel başkan sayısının çok azaldığını ifade eden Babacan, ''İşte 3 gün önce Fransa'da yaşanan bu akıl tutulması, bu kafa, bu krizi, ekonomiyi yönetmeye çalışıyor. Nasıl ki Ermeni meselesinde tarihi hata yapıyorlarsa, popülizmin esiri oluyorlarsa, nasıl orada akıllara durgunluk verecek bir yanlışa, bir bataklığın içine giriyorlarsa, o kafa işte ekonomiyi de idare etmeye çalışıyor ve beceremiyor, olmuyor'' diye konuştu.
Günü kurtarma politikalarının son derece tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini anlatan Babacan, eğer bir ülkede siyasi aktörlerin sadece kendi şahsi bekalarını düşünmeye başlamışlarsa o ülkenin geleceğinden korkulması gerektiğini kaydetti.
Avrupa Birliğini bir değerler ve idealler bütünü olarak gördüklerini ancak şu anda Avrupa'daki pek çok ülkenin kendi ortaya koydukları ortak değerlere aykırı hareket etmeye başladığını anlatan Babacan, şöyle konuştu:
''Hani özgürlüktü, hani insan haklarıydı, hani düşünce özgürlüğüydü- Biz gideceğiz Fransa'ya diyelim ki Türkiye'den, ya da Fransa'da yaşayan bir Türk, ya da üniversitede bir öğrenci, üniversiteler özgür düşüncenin doyasıya yaşanması gereken yerler, diyecek ki 'ben bakıyorum ediyorum sözde Ermeni soykırımı denen olay bana göre soykırım değil, bu başka bir şey' dediği anda siz onu hapse atacaksınız, para cezası vereceksiniz. Bu mu düşünce hürriyeti. Kendi değerleriyle çelişmeye başladılar.
Eğer Avrupa Birliği, refahını artıran, demokraside insan haklarında örnek alınan bir seviyeye çıkaran kendi değerlerine ters düşmeye başladıklarında artık Avrupa'nın da geriye gidişi başlamıştır. Avrupa'nın bir iniş dönemi artık başlamıştır. Bunu zaten ekonomide görüyorsunuz. Ancak biz Türkiye olarak kendimizden çok eminiz. Ne yaptığımızı biliyoruz. Bugün AK Parti iktidarını herhangi bir Avrupa ülkesine götürün koyun, bu anlayışla bu kararlılıkla, bu dürüstlükle inanın 3 ayda sorunlar çözüm yoluna girer. Çünkü sorunlar çözülemeyecek sorunlar değil.''
'Dirayetsiz duruş tüm küresel ekonomiyi risk altına atıyor'
Avrupa'nın liderlerinin dirayetsiz duruşunun tüm küresel ekonomiyi risk altına attığını ifade eden Babacan, bunun dünyaya olan etkilerinin düşünülüp o bilinçle ve o sorumlulukla hareket edilmesi gerektiğini söyledi.
Babacan, şöyle devam etti: ''Bırakın dünyayı, Avrupa'yı, bırakın Avrupa'yı kendi ülkesini, sadece kendi şahsi dertlerine düşmüşler maalesef. 'Benim seçimim var' diyor, 'ne olursa olsun' diyor. Halbuki aynı adam bizzat ben şahidim Sayın Cumhurbaşkanımıza ve sayın Başbakanımıza söz verdi. 'Söz veriyorum dedi merak etmeyin böyle girişimler var bunların bizim parlamentodan geçmesine ben izin vermem' dedi. 'Bu benim sözümdür' dedi. Ben bizzat toplantılarda beraber olduğumuz ortamlarda kendi kulağımla duydum bunu. Geçen hafta olan ne peki, hani söz- Siyasette söz çok önemlidir. Hele hele bu devlet başkanı seviyesinde veriliyorsa bu devleti bağlar, ülkeyi bağlar ama sorduğunuzda ne diyorlar, bize haberler geliyor 'benim seçimim var, bu seçimi geçirmek için bunları yapmak zorundayım' diyor. Bakalım bunları Fransız halkı nasıl değerlendirecek. Hep beraber göreceğiz. İbret verici bir dönem olacak önümüzdeki dönem.''ntv

Hasta kocaya helikopterle geldi

Hasta kocaya helikopterle geldi

İngiltere Kraliçesi İkinci Elizabeth'in 90 yaşındaki eşi Prens Philip geçtiğimiz cuma günü kalp rahatsızlığı nedeniyle hastaneye yatırıldı. Noel tatilinde olan kraliçe, hastanedeki kocasını ziyarete helikopterle geldi.

ntvmsnbc

İngiliz Kraliyet ailesi Noel tatili hazırlıklarına çok önceden başlamıştı. Noel bayramında bütün aile biraraya gelecekti. Ancak 90 yaşındaki Prens Philip'in ani rahatsızlığı buna izin vermedi.
Kalp kapakçığında sorun yaşayan Prens Philip geçtiğimiz cuma günü başarılı bir operasyon geçirdi. Ameliyatının üzerinden 12 saat geçmeden kendine gelen Prens Philip, doktorlarına biran önce hastaneden çıkmak istediğini söyledi.
Sağlık durumu doktorları ikna etmediği için Prens Philip daha bir süre hastanede yatacak. 85 yaşındaki Kraliçe İkinci Elizabeth, 90 yaşındaki eşi Prens Philip'i hastanede ziyaret etti.
ÇOCUKLARIYLA GELDİ 
Helikopterle hastaneye gelen Kraliçe'nin yanında Prens Andrew, Prens Edward ve Prenses Anna bulunuyordu. Daha sonra babasını Prens Charles ve eşi Camillia da hastanede ziyaret etti.

Müthiş İddaa 'Türk gemileri doğalgaz bölgesinde ateş açtı'

'Türk gemileri doğalgaz bölgesinde ateş açtı'


Müthiş İddaa 'Türk gemileri doğalgaz bölgesinde ateş açtı' 


Debka internet sitesi, Türk savaş gemilerinin Kıbrıs Rum Kesimi ile İsrail'in hak iddia ettiği Doğu Akdeniz'deki doğalgaz yataklarının bulunduğu bölgede ateş açtığını öne sürdü.


Haberde, savaş gemilerinin İsrail’e ait “Leviathan” bölgesi ile Rumların sözde ‘ekonomik münhasır bölge’sinin ‘Afrodit’ olarak adlandırılan 12. parseli arasında kalan bölgede 21 Aralık’ta ateş açtığı savunuldu.

OLAY RAPOR EDİLMEDİ


Site, İsrail ve Rum Kesimi’nin olayı rapor etmediğini buna karşılık iki ülkenin de bölgeye takviye deniz gücü gönderdiğini kaydetti.

İSRAİL ANLAŞMAYI İPTAL ETTİ

Olaya taraflardan ilk tepkiyi Rum lideri Dimitris Hristofyas’ın verdiğini belirten site, Rum liderin cuma günü yaptığı açıklamada, “Eğer Türkiye hücumbot diplomasisi ve bölgenin polis şefliğini oynamaya devam ederse, bunun en başta Kıbrıs Türkleri olmak üzere, bölgedeki Türk nüfusu için kötü sonuçları olacak” şeklindeki sözlerine yer verdi.

Haberde, İsrail’in 22 Aralık’ta, Türk ordusuna yaptığı 90 milyon dolarlık askeri izleme sistemi satışına ilişkin anlaşmayı iptal etmesinin de, doğalgaz yataklarıyla ilgili Ankara’ya uyarı niteliği taşıdığı öne sürüldü.

DIŞİŞLERİ: BİLGİ YOK

Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ise Debka’nın iddiasıyla ilgili, bir bilgi bulunmadığını söyledi.mynet

Iraklılar Türk birası içiyor

Iraklılar Türk birası içiyor

Türkiye bira ihracatının neredeyse yarıya yakınını Irak'a yapıyor. Geçen yıl gerçekleştirilen 68,4 milyon dolarlık bira ihracatının 27,5 milyon dolarlık bölümü Irak'a yapıldı.

AA

ANKARA - Türkiye'nin alkollü içkiler ihracatında ilk sırada bira; alkollü içkiler ithalatında ise ilk sırada viski geliyor. Geçen yıl 21,4 milyon dolarlık viski ithalatının yarısından çoğu İngiltere'den yapıldı.
Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracatı Geliştirme Etüd Merkezince hazırlanan ''Alkollü ve Alkolsüz İçecekler 2011 Sektör Raporu''ndan derlenen bilgilere göre, Türkiye geçen yıl 201 milyon dolarlık alkollü ve alkolsüz içecek ihracatı gerçekleştirdi. Bunun 98,9 milyon dolarlık kısmını alkollü içkiler oluşturdu. Alkollü içkiler içerisinde en önemli ihraç kalemi ise bira oldu.
Geçen yıl yapılan bira ihracatı, önceki yıla göre yüzde 10 artarak 68,4 milyon dolara yükseldi. Birleşmiş Milletler ambargosu nedeniyle 2002 ve öncesinde bira ihracatı yapılamayan Irak, sonraki yıllarda Türkiye'nin en önemli ihraç pazarı haline geldi. Bu ülkeye 2008 yılında 22,1 milyon dolar, 2009 yılında 27,3 milyon dolar, 2010'da ise 27,5 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi.

-Uganda'ya bile bira satıyoruz-
Geçen yıl bira ihracatında ilk sırada yer alan Irak'ı, yaklaşık 6,5 milyon dolarla KKTC izledi. Bu ülkeleri 5,8 milyon dolarla Azerbaycan ve 4,9 milyon dolarla Birleşik Arap Emirlikleri takip etti. Lübnan, Uganda, Bahreyn ve Kanada 2010 yılında en çok bira ihracatı gerçekleştirilen diğer ülkeler oldu.
Alkollü içkiler ihracatı içinde biradan sonra rakı geliyor. Rakı daha çok KKTC ve Türklerin yoğun olarak yaşadığı Avrupa ülkelerine satılıyor. Geçen yıl toplam 22,9 milyon dolarlık rakı ihracatının 9,3 milyon doları KKTC'ye, 8,8 milyon doları Almanya'ya, 1,2 milyon doları Irak'a, 676 bin doları da ABD'ye ihracat gerçekleştirildi.
Türkiye geçen yıl 7 milyon 362 bin dolarlık da şarap ihraç etti. Bunun 1,9 milyon dolarlık kısmı KKTC'ye, 1,7 milyon dolarlık kısmı Belçika'ya, 700 bin dolarlık kısmı da Almanya'ya yapıldı. Ayrıca, geçen yıl 114 bin dolarlık votka ihracatı gerçekleştirildi.
-Viskide İngiltere, şarapta Fransa tercih edildi-
Geçen yıl Türkiye, toplamda 74 milyon 543 milyon dolarlık alkollü ve alkolsüz içecek ithalatı yaptı. Bunun 40 milyon 881 dolarlık kısmını alkollü içkiler oluşturdu. Alkollü içkiler arasında en çok viski ithal edildi. Geçen yıl yapılan 21,4 milyon dolarlık viski ithalatının 12,8 milyon dolarlık bölümü İngiltere'den gerçekleştirildi. Bu ülkeyi 7,8 milyon dolarla ABD izledi. Viskiden sonra ithalatı fazla olan diğer alkollü içki şarap oldu. 5,6 milyon dolarlık toplam ithalat sırasıyla 2,3 milyon dolarla Fransa, 1,3 milyon dolarla İtalya ve 910 bin dolarla Şili'den gerçekleştirildi.
Geçen yıl ayrıca 2 milyon 900 bin dolarlık likör ithalatı, 1 milyon 352 bin dolarlık bira ithalatı, 848 bin dolarlık cin ithalatı, 515 bin dolarlık konyak ithalatı yapıldı.

En Çok Okunan Haberler

Google Arama