7 Kasım 2011 Pazartesi

Kanserde ışık tedavisi umudu...

Kanserde ışık tedavisi umudu

ABD'li bilimadamları, kanserli hücreleri hedef alan bir ışık tedavisi geliştirdiklerini duyurdu. Fareler üzerinde yapılan deneylerden umut vaat eden sonuçlar alındığı belirtildi.


ABD'li bilimadamları, ışık tedavisinin kanserle mücadelede önemli bir araç olabileceğini duyurdu.
Fareler üzerindeki deneylerden olumlu sonuçlar alındığı belirtiliyor.
Nature Medicine adlı bilim dergisinde yayımlanana araştırmada, kanserli tümörlere yapışan ve sadece belirli bir dalga boyunda ışık verildiğinde harekete geçen bir ilaç geliştirilebileceği belirtiliyor.
Böylece tedavinin sadece kanserli bölgeyi hedef alacağı ve etrafındaki dokulara zarar vermeyeceği söyleniyor.
Şu anda kanser tedavileri üç kategoriye ayrılıyor. Bunlar, radyasyon tedavisi, tümörün ameliyatla alınması ve kanserli hücreleri yok etmek için kullanılan ilaçlar.
Bu üç tedavi yönteminin de yan etkileri bulunuyor ve bilimadamları sadece kanserli hücreleri hedef alan tedaviler geliştirmeye çalışıyor.
Maryland'deki Ulusal Kanser Enstitüsü'deki bilimadamlarının yaptığı araştırmada, kanserli hücrelerin yüzeyindeki proteinleri hedef alan bir antikor kullanıldı.
Daha sonra antikora IR700 adı verilen bir kimyaal iliştirildi. IR700 kızılötesine yakın dalga boyundaki bir ışık vurduğunda harekete geçiyor.
Bu dalga boyundaki ışık derinin birkaç santimetre altına nüfuz edebiliyor.

'Umut vaat ediyor'

Bilimadamları bu antikor ve kimyasal bileşimini test etmek için farelerin sırtına yassı hücreli kanser tümörü yerleştirdi.
Daha sonra farelere sözkonusu ilaç verildi ve ışık tedavisi uygulandı.
Araştırma sonucu, "Tedavi edilmeyen fareye kıyasla, tedavi gören faredeki tümör önemli derecede küçüldü ve yaşam süresi büyük ölçüde uzatıldı. Bu seçici hücre imhası, normal hücrelerin gördüğü zararı minimuma indirdi" denildi.
İngiltere'deki Kanser Araştırmaları Vakfı'ndan Doktor Laura McCallum araştırmanın umut vaat ettiğini söyledi.
Ancak McCallum, araştırmanın şu anda sadece fareler üzerinde yapıldığını vurguladı ve bu yöntemin insanlarda da sonuç vereceğini söylemek için çok erken olduğunu kaydetti.
kaynak.mynet.com

1000 liraya 900 bin dolar

1000 liraya 900 bin dolar

Merkez Bankası, cumhuriyetin kuruluşundan sonra çıkan ancak kendisinde olmayan kağıt paraları arşivine koymak için seferber oldu.


Bu yüzden para koleksiyoneri nümüzmatları arayan Merkez Bankası yetkilileri, 1 ve 6. emisyon grubuna ait olan 43 adet banknotu aradığını mail ile resmen duyurdu.

Merkez Bankası yetkilileri, aranan 43 adet banknot için Türkiye çapında büyük nümismatları arayarak ihaleye katılmalarını istedi. Bazı nümismatlara da ellerinde mevcut olan banknotlar için teklif götürüldü. Merkez Bankası'nın para satın alma işlemlerinin uzun sürmesi yüzünden kolleksiyonerlerden yeterince başvuru olmazken, Merkez Bankası tarafından yayınlanan listede en değerli 1. emisyon 1000 liranın olmaması dikkat çekiyor.
Merkez Bankası'nın kendi müzesinde sergilemek üzere bu banknotu daha önceden aldığı için mi, yoksa çok pahalı olduğu için listede belirtmediği bilinmiyor. Yurtdışında bastırılarak tedavüle sürülen eski Türkçe yazılı bu banknotlar, harf devriminden sonra 2. emisyonları ile değiştirildi. Ancak bankaya geri dönmeyen 23 adet banknot var. Osmanlıca yazılı 1. emisyon binliğin fiyatı kondüsyonuna göre 150 bin dolar ile 900 bin dolar arasında oluyor. Zamanında bu 1000 liralık banknot ile İstanbul'un en güzel yerlerinden üç ev alınabildiği belirtiliyor. Merkez Bankası'nın liste halinde aradığı banknotların resimleri ve kondüsyonlarına göre piyasa rayiç fiyatları kataloglarda yer alıyor. Buna göre,

 "1. Emisyon 1 Livre Çil Adet fiyatı: bin 500-2 bin dolar
 1. Emisyon 5 Livres Çil Adet fiyatı: 4 bin-6 bin dolar
 1. Emisyon 10 Livres Çil Adet fiyatı: 7 bin 500-10 bin dolar
 1. Emisyon 50 Livres Çil Adet fiyatı: 15 bin-20 bin dolar
 1. Emisyon 1000 lira: 150-900 bin dolar
 2. Emisyon 100 TL Çok Temiz Adet fiyatı: 7 bin 500-12 bin dolar (Çili nadir)
 2. Emisyon 500 TL Çok Temiz Adet fiyatı: 9 bin-17 bin dolar (Çili nadir)
 2. Emisyon 1000 TL Çok Temiz Adet fiyatı: 20 bin-30 bin dolar (Çili nadir)
 3. Emisyon 100 TL Çil Adet fiyatı: 2 bin-4 bin dolar (Berlin baskısı olup ön yüzde İsmet İnönü, arka yüzde de üzüm salkımı tutan kız resmi var)"

Kondüsyon, harf serisi ve banknotun özelliği sebebiyle bazı banknotların koleksiyonerler arasında belirtilen fiyatın çok üzerinde bile alıcısı olması dikkat çekiyor. Cumhuriyet dönemine ait bu banknotların Merkez Bankası'nda bulunmaması koleksiyonerler arasında da eleştiri konusu oluyor. Merkez Bankası müzesinde olmayan banknotların nümismatlarda ve hatta bazı müzayedelerde açık açık satılmasına rağmen elde edilememiş olması şaşkınlıkla karşılanıyor. Eksik paralarını tamamlama konusunda Merkez Bankası'nın daha esnek ve satın almada bürokrasiyi azaltıcı bir uygulamaya gitmesi gerekiyor.

 Merkez Bankası'nın önümüzdeki günlerde yeni ihale açması halinde arşivinde olmayan yeni banknotlar belli olabilecek. Ayrıca Merkez Bankası'nın ABD Merkez Bankası gibi koleksiyonerlere hitap eden, tedavülü olmayan hatıra banknotlarını piyasaya sürmesi isteniyor. ABD Merkez Bankası izin verdiği bazı özel kurumlar aracılığı ile sertifikalı milyonlarca doları hatıra parası olarak piyasaya sürerek gelir elde ediyor. Kolleksiyonerler, Merkez Bankası enflasyon hedeflemelerini birkaç yıl daha tutturursa hatıra paraları basma ve sosyal sorumluluk projeleri üstlenme konusunda yönetimin adımlar atacağına inanıyor.
kaynak.mynet.com

Yazıcıoğlu kazasında yeni gelişme

Yazıcıoğlu kazasında yeni gelişme

BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 arkadaşının hayatını kaybettiği helikopter kazasıyla ilgili yeni bulgular ortaya çıktı.


Kaza kırım ekibinin, enkaz bölgesine ilk gittiği tarih olan 29 Mart 2009'da, düşen helikopterin sahibi ESAS Hava Taşımacılık Turizm ve Ticaret AŞ'ye bağlı Med-Air şirketinde o dönem görevli bir teknisyeni de yanlarında götürdükleri ortaya çıktı.

Enkaz bölgesine giden isim, o dönem Esas Havacılık Şirketi'nde görevli teknisyen emekli astsubay Kenan Köksal. Üç kişilik kaza kırım ekibinden Kerem Mumcuoğlu'nun enkaz bölgesine götürülmüş gibi gösterilip, yerine emekli astsubay Köksal'ın götürülmüş olması olayı daha dikkat çekici kılıyor.

25 Mart 2009 tarihinde içinde BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun bulunduğu helikopter saat 15.03'te düştü ve enkaz ancak 27 Mart 2009 tarihinde köylüler tarafından bulunabildi. Olayda, BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu ve 5 arkadaşı hayatını kaybetti. Devletin arama kurtarma timleri enkaz bölgesine ancak 28 Mart 2009 tarihinde gidebildi. Aynı gün bölgeye hareket eden Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü'ne bağlı kaza kırım ekibi, hava muhalefeti sebebiyle enkaz bölgesine ulaşamadı.

MUMCUOĞLU'NUN YERİNE KENAN KÖKSAL GÖTÜRÜLDÜ

Başkan Feridun Seren, Kerem Mumcuoğlu ve Şıhmehmet Sevdim'den oluşan kaza kırım ekibi, helikopter düştükten dört gün sonra, 29 Mart 2009 tarihinde enkaz bölgesine ulaştı. Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu'nun yaptığı inceleme neticesinde enkaz bölgesine Kerem Mumcuoğlu'nun yerine helikopterin sahibi olan Esas Havacılık AŞ'ye bağlı Med-Air firmasından Kenan Köksal'ın götürüldüğü anlaşıldı.

Yasal izni ve yetkisi olmadan enkaz bölgesine götürülen Kenan Köksal'ın helikopter enkazına neden götürüldüğü ve enkaz bölgesinde ne gibi faaliyetlerde bulunduğu özel yetkili Malatya Cumhuriyet Savcılığı'nın incelemesinden sonra ortaya çıkacak. Cihan'ın ulaştığı bilgilere göre savcılık, Kenan Köksal'ın helikoptere sonradan konulduğu iddia edilen ELT cihazıyla ilgisini araştırıyor.

HELİKOPTERİ EN SON KULLANAN KİŞİNİN AÇIKLAMALARI
Helikopter düştükten sonra ELT cihazından sinyal alınamamıştı. Acil konum belirlemeye yarayan ELT cihazı, sinyal vermiş olsaydı enkaz bölgesinin koordinatları bir iki dakika içinde belirlenmiş olacaktı. Kazazedelere bir saat içinde ulaşılacaktı. Kaza kırım ekibi, ELT cihazının uyduya sinyal göndermemesini 'anten kırıldığı için uyduya sinyal gönderilmedi' şeklinde açıklamıştı. Helikopterde ELT (küresel yer tespiti cihazı) cihazının olmadığı iddiası, helikopter düştükten sonra çok konuşulmuştu.

Med-Air Şirketi'nin kaptan pilotlarından Ali İbanoğlu, Anadolu Ajansı'na helikopterde ELT cihazının bulunmadığını söylemişti. İbanoğlu o tarihte yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştı: "Helikopterin tam olarak nerede düştüğünü bilmiyoruz. Yerinin tespiti için ise ne kendilerinde ne de helikopterde sinyal gönderen bir cihaz bulunmuyor." Muhsin Yazıcıoğlu ve beş arkadaşının hayatını kaybettiği TC-HEK işaretli helikopteri en son kullanan kişi, hem de Medair Şirketi'nin o dönem kalite yöneticisi olması İbanoğlu'nun bu açıklamasını anlamlı kılıyordu.

Kaza kırım ekibinin verdiği 'anten kırıldığı için sinyal gönderilemedi' bilgisi gerek TBMM Araştırma Komisyonu, gerek uzmanlar ve gerekse kamuoyu tarafından inandırıcı bulunmamıştı. Özellikle anten çevresinde herhangi bir kırık ve ezilme bulunmaması, anten bağlantılarındaki civataların yeterli düzeyde eğilmemesi, antenin helikopter düştüğü sırada değil daha sonra koparılmış olabileceği şüphesine dayanak oluşturuyordu.
kaynak.mynet.com

ABD, büyüyen askeri gücünden korkuyor

"ABD, büyüyen askeri gücünden korkuyor"

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Batı ve İsrail ile yarışabildiği için ABD’nin, İran’ın büyüyen askeri gücünden korktuğunu söyledi.


Mısır’da yayımlanan El Ekber gazetesiyle mülakat yapan Ahmedinejad, ABD ve İsrail’in Tahran’a karşı takındığı katı tutumla ilgili olarak Washington’u, İran’ı itibarsızlaştırmaya ve Suudi Arabistan ile ihtilaf tohumları ekmeye çalışmakla suçladı.

İran’ın bölgedeki herhangi bir ülkeden askeri kapasite olarak farklı olduğunu ileri süren Ahmedinejad, ülkesinin askeri kapasite ve ilerlemesini artırmaya devam ettiğini, İsrail ve Batı ile özellikle de ABD ile yarışabilecek durumda olduğunu kaydetti.

"ABD, İran’ın kapasitesinden korkuyor" diyen Ahmedinejad, İran’ın kendine yönelik bir harekete izin vermeyeceğini ifade etti.


İran’ın nükleer bombaya sahip olmadığını yineleyen Ahmedinejad, İsrail’in sonunun kaçınılmaz olduğu yönündeki daha önceki açıklamalarını da tekrar etti.

İsrail’in 300 kadar nükleer savaş başlığı olduğunu söyleyen Ahmedinejad, İran’ın nükleer kapasitesinin ise barışçıl olduğunu vurguladı.

Ahmedinejad, Washington yönetimini İran’ı Suriye, Hamas ve Hizbullah ile bir arada göstermekle suçladı. Ahmedinejad, ABD’nin İran, Suriye, Hamas ve Hizbullah’ı, Siyonist varlığı (İsrail) korumak için şeytan ekseni olarak tasvir ettiğini anımsatarak, ancak Siyonistlerin varlığının yok olmasının kesin olduğunu öne sürdü.

İran’ın, Suudi Arabistan’ın Washington Büyükelçisine suikast planladığı iddiasına da değinen Ahmedinejad, ülkesinin böyle bir suçu işlemeyi düşünecek en son ülke olduğunu, ancak ABD’nin İran’a karşı her zaman komplo uyguladığını kaydetti.

ABD’nin İran ile Suudi Arabistan arasındaki dostluktan korktuğunu ve bu yüzden anlaşmazlıkları kışkırttığını ifade eden Ahmedinejad, ABD’yi izlediği rotadan çıkarmak için dostluk unsurlarını derinleştirmek gerektiğini, Suudi Arabistan ile İran arasında halihazırda var olan ve kesilmeyen ilişkileri geliştirmek için Tahran’ın hazır olduğunu belirtti.
kaynak.mynet.com

N.Ç. Hiçbir ceza beni rahatlatmayacak

Hiçbir ceza beni rahatlatmayacak

Yargıtay'ın verdiği kararla gündeme oturan davanın mağduru N.Ç konuştu.


Henüz 13 yaşındayken 26 kişinin tecavüzüne uğrayan ve Yargıtay’ın zanlılar hakkındaki ‘ceza indirimi’ kararı sonrası, Cumhurbaşkanı ve bakanlardan sokaktaki vatandaşa kadar herkesin gündemine tekrar oturan N.Ç., Radikal Gazetesi’nden Pınar Öğünç’e konuştu.

Adalete inancı kalmadığını söyleyen N.Ç., “60 yıl verseler de rahatlamam” dedi. TV ve gazetelerde yayınlanan haberlerde 13 yaşında olduğu anlatılan N.Ç., artık 21 yaşında genç bir kadın. İngilizce öğreniyor ve üniversiteye hazırlanıyor. Hukuk eğitimi almak istiyor. Radikal Gazetesi’nden Pınar Öğünç’ün kaleminden N.Ç. portresi: “O istiyor ki, başka şeyler konuşalım. Depremde düzgün dağıtılmayan yardımlardan konuşalım mesela.

Bir de güçlü mü olayım?

Aşktan ya da KCK tutuklamalarından; ne bileyim falın ne kadar gerçek olduğundan, yağmur öncesi kararan gökyüzünün güzelliğinden. Ama bunları yazmayacağım. İstediği neyse ondan konuşalım istiyorum ben de. Hem ne sorayım, ne diyeyim ki. Sadece bir ara, onun yaşadığı acılar hakkında basına konuşanlar için, ‘O kadar büyük bir şeyin üzerinden atlamışsın ki, o insanların kafanı meşgul etmesine izin vermemeye çalış’ diyorum. ‘Sen o kadar güçlü bir kadınsın ki’ Gözlerini gözlerimin içine düşürüp, ‘Ama ben güçlü olmak istemiyorum ki’ diyor. ‘Ben de senin gibi etten kemiktenim. O kadar şeyi yaşamışım, bir de üzerine güçlü mü olayım.’”

Facebook örgütlü protesto
YARGITAY’ın N.Ç. kararına tepki gösteren vatandaşlar sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta örgütlenip dün Taksim Mey-danı’ndan Tünel’e kadar yürüdü. Sanatçı Şevval Sam’ın da aralarında bulunduğu yüzlerce kişilik grup Tünel’de oturma eylemi yaptı. Basın açıklamasında “Biz bu adaletsizliği kendi vicdanımızda mahkum ediyoruz” denildi.
kaynak.mynet.com

7500 liralık fatura 66 liraya indirildi!

7500 liralık fatura 66 liraya indirildi!

Bir GSM firmasının kampanyasına katılan Oktay Karaaslan 25 bin dakika konuşunca rekor bir faturayla karşılaştı.


Dava açan tüketicinin firmanın reklamındaki tutarı ödemesine karar verildi

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, İstanbul 1. Tüketici Mahkemesi’nin, bir ayda 25 bin dakika konuştuğu “Her yöne sınırsız” tarifelitelefon hattına 7 bin 500 TL’lik fatura gelen ve hattı kapatılan tüketici lehine verdiği “sadece tarife tutarı olan 66.70 lira ödemesi” kararını onadı.
20 Şubat 2009 tarihinde bir GSM şirketinden aldığı “Her yöne sınırsız” tarifeli hattına, 10 Haziran 2009son ödeme tarihli 7 bin 576 TL borç bildirisi gelen ve İstanbul 1. Tüketici Mahkemesi’ne “fatura tutarının iptali” davası açan Oktay Karaaslan, mahkemeye sunduğu dilekçesinde, GSM şirketinin sınırsız tarifesinin 66,70 lira olduğunu ve şirkete yüksek miktarda faturanın nedenini sorduğunda kendisine “Tarife 10 bin dakika limitlidir. 25 bin dakika konuştuğunuz için 10 bin dakikadan sonrakikonuşma faturaya yansıdı” denildiğini aktararak, “Tarife 10 bin dakikayla sınırlıysa neden ‘her yöne sınırsız’ diyorlar veya neden ben konuştukça kalan miktarı bildirmiyorlar? Şirket bütün reklamlarda ‘konuşmada sınır olmadığı’ şeklinde reklam yapıyor” ifadelerini kullanmıştı.

‘Ayçiçek uçurmuyor ki!’
Karaaslan, ‘her yöne sınırsız’ yazan tarifesine göre, 66.70 liradan fazla olan faturanın iptaline karar verilmesini talep etmişti.
Davaya ilişkin cevap dilekçesini sunan GSM şirketinin avukatı Nejat Aday ise, şirket reklamlarının yanıltıcı olduğuna dair davacı beyanlarının kabulüne olanak olmadığını, reklamlardaki ifadenin tüketicilerin dikkatini çekmeyi amaçladığını ve reklamlardaki her sloganın tüketiciyi yanılttığının kabulü halinde ayçiçeği yağının uçurmaması gibi sıra dışı taleplerle davalar açılacağını ifade ederek, davanın reddini istemişti.

‘Kampanyayı kötü kullandı ama’
Davayı karara bağlayan dönemin İstanbul 1. Tüketici Mahkemesi hakimi Dursun Kaya, dosyaya sunulan delillere göre davacının “her yöne sınırsız” tarifesine abone olduğunun tartışılmayacağını ve davalı şirketin bu tarifenin aylık ücretini de 66.70 TL olarak ilan etmesi nedeniyle, kampanyanınisminden de anlaşılacağı gibi o tarihten itibaren herhangi bir üst limit konulmadığının da açıkça görüldüğünü ifade etmişti.
Hakim Kaya, davacı tüketicinin bu kampanya kapsamında abone olarak telefonuyla sürekli görüşmeler yaptığının görüldüğünü ve bir aylık sürenin büyük bir bölümünün telefonda görüşme yapılarak geçirildiğini anlatarak, tüketicinin bu kampanyayı kötüye kullandığının anlaşılmasına rağmen davalı şirketin bir kampanya başlattığı, bununla ilgili reklamlar ve ilanlar yaptığı ve taahhüdünü yerine getirmesi gerektiğini bildirmişti.

‘Reklamda sınırsız deniliyor’
Kararında, “Satıcı şirketin açık taahhütleri karşısında tüketicinin kötü niyetli hareket etmesinin bir önemi bulunmamaktadır. Zira davalı şirketin reklam ve ilanları tüketiciye bu hattı sınırsız şekilde kullanma olanağı sağlamıştır” ifadelerini kullanan Hakim Kaya, bu durum karşısında tüketicinin taleplerinin haklı olduğunu belirterek, tüketiciye gönderilen 7 bin 576 TL’lik faturanın 66.70 TL’den fazla kısmının iptaline karar vermişti.   Yargıtay 13. Hukuk Dairesi de davalı tarafın karar temyiz etmesi üzerine dosyayı görüşkü. Yargıtay, usul ve yasaya uygun olan İstanbul 1. Tüketici Mahkemesi hükmünün onanmasını kararlaştırdı.
kaynak.mynet.com

Suriye ve İran’dan ortak saldırı planı

Suriye ve İran’dan ortak saldırı planı

Kuveyt’in saygın gazetesi El Siyasah, İran ve Suriye’nin olası bir yabancı müdaheleye karşı ortak harekat planı oluşturduğunu, ilk hedeflerden birinin Türkiye olacağını yazdı.


Kuveyt’in saygın gazetesi El Siyasah, Washington’daki Lübnan lobisine ve Amerikalı ulusal güvenlik kaynaklarına dayanarak verdiği haberde Suriye ve İran’ın bir dış müdahaleye karşı ortak hareket edeceklerini yazdı. Gazetenin kaynaklarına göre, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın geçtiğimiz günlerde “Ortadoğu’da deprem yaratma” tehdidinin ardından ABD ve NATO’nun Avrupalı üyeleri Suriye’ye olası bir insani müdahale ya da İran’ın nükleer kampanyasına karşı askeri bir girişimde bulunulması durumunda iki ülkenin nasıl cevap vereceğini incelemeye başladı.

Üç noktadan eş zamanlı operasyon
ABD ve Avrupa istihbaratının elde ettiği bilgilere göre ortak bir operasyon odası oluşturan Suriye ve İran, altı cepheden oluşan bir plan hazırladı. Hizbullah, İran yanlısı gruplar ve Hamas’ın askeri kanadını bir araya getiren senaryoya göre iki ülkenin müdahele edilmesi halinde yanıtı şöyle olacak:
1-  Türkiye’ye Irak, Suriye ve İran sınırından eşzamanlı saldırılacak. Kürt bölgelerinden içeri girilerek, özellikle askeri üsler ve Amerikan hedeflerine saldırılacak.
2- Kızıl Deniz’de Hamas ve İran Devrim Muhafızları, ABD ve Avrupalı gemilerin geçişini engellemek için Süveyş Kanalı’na saldıracak. Yemenli Huthist ve Somalili Mücahitler de güneyden saldırı başlatacak.
3- Körfez bölgesinde İran Devrim Muhafızları Körfez ve Batılı ülkelerin kullandığı donanma, ticaret ve petrol taşıma rotalarına saldıracak. Hizbullah ve İran yanlısı gruplar da Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Amerikan askeri üslerine saldırı düzenleyecek.
4- Rapora göre İran istihbaratı Afganistan’da NATO güçlerine karşı saldırılar düzenleyen gruplara para ve cephanelik yardımı için özel bütçe ayırdı.
5- Doğu Akdeniz’de Hizbullah’tan Lübnan’daki tüm devlet kurumlarında kontrolü ele geçirmesi istenecek. BM’ye bağlı NATO ülkelerine ait hedeflere saldıracak. Fakat, Hizbullah BM’nin ülkede kalmasını sağlayarak İsrail’e karşı kendine siper edecek.
6- Gazze’de Hamas’ın İsrail’e karşı füze saldırıları artırılacak. İsrail yanıt verdiğinde Esad, bu ülkeden silah almakla suçladığı muhaliflere karşı ordusunu kullanmak için bahane yaratmış olacak.

ABD sınırı içinde saldırı olabilir
Gazete ayrıca Beşar Esad’ın artık sadece Arap Baharı’na karşı değil, ABD ve NATO üyeleri için de bir tehdit olarak görüldüğünü yazdı. Gazetenin kaynaklarına göre Amerikan gizli servisi, İran ve Suriye’nin ABD’nin sınırları içinde saldırı düzenleyebileceğini düşünüyor. İddiaya göre, İran ve Suriye ABD-Meksika sınırı, Meksika Körfezi ve Hugo Chavez’in koruması altında Venezuela’da faaliyetlerini artırmayı planlıyor.

Suriye lideri Beşar Esad,  3 Kasım’da Arap Ligi’nin barış anlaşmasını kabul ettiğini, ordunun en geç pazar günü sokaklardan çekileceğini açıklamıştı. Ancak muhalifler Esad’ın yine sözünü tutmadığını söylüyor. Suriye İnsan Hakları Ulusal Organizasyonu’na göre Esad’a bağlı kuvvetler 3 Kasım’da 20, 4 Kasım’da 23, 5 Kasım’da 27 kişiyi öldürdü. Yine aynı örgüte göre, ülkede mart ayında isyanların başlamasından beri beri ölenlerin sayısı 4 bini geçti. Suriye’de dün de sabahın ilk saatleri ile birlikte ordu göstericilere müdahale etmeye devam etti. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, Humus kentinde sekiz, Hama’da ve İdlib’de de iki sivilin öldürüldüğünü açıkladı.
kaynak.mynet.com

Osmanlı’nın son mirası da yıkılıyor

Osmanlı’nın son mirası da yıkılıyor

Osmanlı’nın Kabe’deki mimarisi olan revaklar yıkılıyor. Uzmanlar revakların mimari değerine vurgu yaprak Osmanlı’nın hatıralarının yok olacağını ifade ediyorlar,


Mekke’de Osmanlı’nın son mirası da yıkılyor Merkezi Mekke’de bulunan Umm Al-Qura Üniversitesi’nin geliştirdiği Kâbe’yi genişletme projesi Suudi Arabistan Kral’ı Abdullah tarafından kabul edildi. 3 yıl sürecek ve toplamda 38 milyar TL harcanacak olan projeyle birlikte aynı anda 770 bin kişinin tavaf edebildiği 356 bin metrekarelik Kâbe’nin kapasitesi 1,2 milyar kişinin aynı anda tavaf edebileceği 456 bin metrekarelik bir alana çıkartılıyor. Projeye göre Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan’a hazırlatılan ve 1590 yılında Mimar Mehmet Ağa tarafından inşa edilen Osmanlı revakları ve kubbeleri de alanın 20 metre genişlemesi dolayısıyla yıkılmak zorunda kalacak.

Özal engel olmuştu

Daha önce de Kâbe’nin genişletilme projeleri kapsamında yıkılması gündeme gelen revak ve kubbelerin kaderini dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal devreye girerek kurtarmıştı. Uzmanlar ise tahta kemerleri taş ve tuğlayla çevrilerek üzerine 500 küçük kubbe yapılan Osmanlı revaklarının yıkılacak olması konusunda ikiye bölündüler. ‘Osmanlı mirası mı yok ediliyor yoksa proje bir mecburiyet mi konusunda’ fikir ayrılığına düşen uzmanlara göre Ecyad Kalesi’nden sonra kalan son Osmanlı izini de silme amacını taşıyor. Kabe’nin hemen yanındaki Kale de birkaç yıl önce yıkılıp yerine otel yapılmıştı.

“Osmanlı anılarını yok etme politikasının devamı”

- Dokuz Eylül Üniversitesi Prof. Dr. Hakkı Önkal: “Elbette revaklar birer mimarlık harikası değil ancak tarihi ve sanat değeri son derece yüksek. Dolayısıyla Osmanlı mimarisinin karakteristik özelliklerini Mimar Sinan’ın elinden çıkarak taşıyan bu revakların, kubbeler, kemer formları ve sütunların yıkılması tamamen yıllardır süre gelen Suudi yetkililerin topraklarından Osmanlı anılarını yok etmesi politikasının devamıdır.”

“Amaç izdihamın önüne geçmek”

- Türkiye Diyanet Vakfı Yayın Kurulu Başkanı Prof.Dr.Saim Yeprem: “Kâbe’deki Osmanlı revaklarının genişletilme çalışmaları dolayısıyla yıkılması kararının dini bir boyutu yok. Burada amacın Osmanlı’nın izlerinin silinmesi değil, Hac’daki yüz binlerce kişinin izdihamını önlemek ve daha rahat ibadet imkanının sağlanması maksadının olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar eskiden Suudi yetkililer Osmanlı miraslarına iyi davranmamış olsalar da bu kararın bir zorunluluktan kaynaklandığını düşünüyorum. Ayrıca bizzat Kanuni Sultan Süleyman’ın bu revakları yaptırması da tamamen o dönemde tavaf yerinin genişletilmesi maksadıyla yapılmıştı.
kaynak.mynet.com

İşsize Kötü Haber; İşsizlik maaşı 5 aya düşecek

İşsizlik maaşı 5 aya düşecek

İŞKUR, 2015 yılının sonuna kadar işe yerleştirdiklerinin yüzde 35'inin kadınlar arasından olmasını hedefliyor. Kurum, işsizlik ödeneği alma süresini de 5 aya düşürecek.


Türkiye İş Kurumu (İŞKUR), 2011-2015 arasındaki stratejik amaçlarını belirledi.
Buna göre, iş gücü piyasasının ihtiyaçları doğrultusunda istihdam hizmetlerini çeşitlendirecek ve işe yerleştirmede aktif rol oynayacak kurum, iş gücünün istihdam edilebilirliğini artırmaya yönelik olarak da aktif iş gücü programları geliştirecek. Kurum, programları yaygınlaştırmanın yanı sıra, etkinliğini de artıracak.İş gücü piyasasını etkin bir şekilde izleyip değerlendirecek kurum,güçlü  güçlü de bir kurumsalyapı oluşturacak.
Stratejik hedeflerini de belirleyen İŞKUR, özel sektörden alınan açık işlerin sayısını her yıl, bir önceki yıla göre yüzde 25 oranında artıracak. Kurum, bu alanda işe yerleştirilenlerin sayısını da her yıl, bir önceki yıla göre yüzde 30 artırmayı hedefliyor.

Planda dikkati çeken hedeflerden biri de 2015 yılı sonuna kadar Kurum tarafından işe yerleştirilenlerin yüzde 35'inin kadınlardan oluşmasını sağlama hedefi... İŞKUR, bu hedef için toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımına ilişkin bilinç oluşturacak çalışmalarla kadının iş gücüne katılımına ve istihdamına yönelik çalışmalara öncelik verecek.
150 BİN İŞSİZE DANIŞMANLIK

Her yıl, büyükşehir belediyesi olan illerde istihdam fuarı, diğer illerde ise istihdam fuarı ya da kariyer günleri düzenlemek isteyen kurumun hedefleri arasında her yıl, 6 aydan uzun süredir kuruma kayıtlı 150 bin işsize iş danışmanlığı hizmeti vermek de yer alıyor.
İş gücü yetiştirme programlarını başarıyla tamamlayan işsizlerin tamamının iş danışmanlığı hizmetinden yararlanmasını sağlamak yönünde de önemli çalışmalar yapmaya hazırlanan İŞKUR, 2015 yılına kadar istihdam garantili olmayan iş gücü yetiştirme kurslarını başarı ile bitirenlerin işe yerleştirme oranını yüzde 40'a çıkarmayı planlıyor.Öncelikli olarak mesleği olmayanlardan olmak üzere kuruma kayıtlı 400 bin işsizi aktif iş gücü programlarından yararlandıracak kurum, 2011 yılından itibaren İŞKUR'a yeni kayıt yaptıran mesleksiz tüm iş arayanlara mesleğe yönlendirme hizmeti sunacak. Plana göre, 2015 yılı sonuna kadar 25 bin kişi de girişimcilik eğitimi programlarından yararlandırılacak.

İŞSİZLİK ÖDENEĞİ 5 AYA DÜŞECEK
İŞKUR, 2015 yılı sonuna kadar en az yarısı Kuruma kayıtlı 18-29 yaş arası işsizlerden olmak üzere 400 bin işsizi de staj programlarından yararlandırmak için çalışmalarını yürütüyor.
Planda, kurum hizmetlerinde çalışan sayısının, sözleşmeli ve hizmet alımı yoluyla istihdam edilenler dahil 2011 yılında 5 bine, 2013 yılında 7 bin 500'e ve 2015 yılında 10 bine çıkarılması düşünülüyor.
Planda, işsizleri üzecek hedefler de yer alıyor. İŞKUR, işsizlik ödeneğini alan işsizlerin, şu an itibariyle prim ödeme süresine bağlı olarak 180, 240 ve 300 gün olan ödenek alma süresini, 2015 yılı sonuna kadar ortalama 5 aya düşürmeyi hedefliyor.
kaynak.mynet.com

En Çok Okunan Haberler

Google Arama